İçinde f olan 7 harfli 509 kelime var. İçerisinde F harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında f harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu f harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HALFETİ
- ...
- KAFADAN
-
-
[zarf]
Zihinden, belleğini kullanarak
-
[zarf]
Zihinden, belleğini kullanarak
- SEFARET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Elçilik, sefarethane
- "Bu ismi bana İranlı bir sefaret kâtibi buldu." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Elçilik, sefarethane
- FALNAME
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap
-
[isim]
Fala bakmanın inceliklerini ve yorumlama özelliklerini anlatan kitap
- FIŞILTI
-
-
[isim]
Fışırdama sesi
- "... önümdeki denizin fışıltısını duyuyordum." (Halikarnas Balıkçısı)
-
[isim]
Fışırdama sesi
- MARİFET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Ustalık, hüner, uzmanlık
- "Meğer ne marifetleri varmış o gösterişsiz saatin!" (Haldun Taner)
-
Uygun olmayan, hoşa gitmeyen, can sıkıcı iş veya davranış
- "Yaptığın marifeti beğendin mi?"
-
Bilim, bilgi
-
Aracı, ikinci el
-
[isim]
Ustalık, hüner, uzmanlık
- OMFAZİT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Piroksen grubundan, yeşil renkli doğal silikat
-
[isim]
Piroksen grubundan, yeşil renkli doğal silikat
- FARKSIZ
-
-
[sıfat]
Farkı olmayan
- "Kâğıt para ile altın arasındaki kıymetin hemen hemen farksız denebileceği bir tarihte..." (Halit Fahri Ozansoy)
-
[sıfat]
Farkı olmayan
- FİZİKÇE
-
-
[zarf]
Fizik bakımından
-
[zarf]
Fizik bakımından
- KİFAYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme
- "Kazandığım para benim sade hayatıma kifayet ediyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Bir işi yapabilecek yetenekte olma, yeterlik, liyakat, iktidar
-
[isim]
Yeterli miktarda olma, yetme, kâfi gelme
- MÜNAFIK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
Arabozan
-
Dinî kurallara inanmadığı hâlde inanmış gibi görünen
-
Arabozan
- DİFTONG
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
İkili ünlü
-
[isim]
İkili ünlü
- FELAKET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela
- "İnsanların korkması icap eden en büyük felaket, kötü ahlaktır." (Samiha Ayverdi)
-
[sıfat]
Çok kötü
- "Felaket bir yazı."
-
[sıfat]
Şaşırtıcı, hayrete düşürücü
- "Bu kız felaket."
-
[isim]
Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela
- FIRTINA
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr
- "Fırtına gibi geldi gitti."
- "Fırtına kopmadan epey önce köpek balıkları açık denizlere kaçarlar." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Bu rüzgârın denizde veya kum çöllerinde yarattığı dalgalanma
- "Dalgadan kimsenin eli tahlisiyeye değmeden bereket fırtına dindi." (Burhan Felek)
- "Fırtına gibi adam."
-
Güç atlatılan kötü durum
- "Fırtınanın yaklaştığını anladığı hâlde anlamamış görünüyor, şarkısını mırıldanıyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Karşıt düşünce veya durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı
- "Kâmuran'ın ağlamasının kalbimde uyandırdığı fırtınaya kendim de şaşıyorum." (Halide Edip Adıvar)
-
Saatteki hızı 70 mil olan rüzgâr
-
[isim]
Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr
- FLAMACI
-
-
[isim]
Flama kullanarak anlaşmayı sağlayan kimse
-
[isim]
Flama kullanarak anlaşmayı sağlayan kimse
- HEMOFİL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
Kanaması dinmeyen, hemofili hastalığına tutulan (kimse)
-
Kanaması dinmeyen, hemofili hastalığına tutulan (kimse)
- MUSAFFA
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Temizlenmiş, arıtılmış
-
[sıfat]
Temizlenmiş, arıtılmış
- ŞİFLEME
-
-
[isim]
Şiflemek işi veya biçimi
-
[isim]
Şiflemek işi veya biçimi
- UFALAMA
-
-
[isim]
Ufalamak işi
-
[isim]
Ufalamak işi
- AFYONLU
-
-
[sıfat]
İçinde afyon bulunan
-
Afyon yutmuş
-
Dalgın, uyuşmuş, uyuşuk (kimse)
-
[sıfat]
İçinde afyon bulunan