İçinde f olan 3 harfli 62 kelime var. İçerisinde F harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında f harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu f harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Fizik, kimya, matematik ve biyolojiye verilen ortak ad
- "Fen fakültesi."
-
Fizik, kimya, matematik ve biyolojiden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama, teknik
- "Edison, bilimden çok fenne hizmet etmiştir."
-
Bilim, bilgi
- "Hocalar dinde, hekimler fende ayıp yok, derlerdi." (Falih Rıfkı Atay)
-
Hile, hilekârlık
- "Erkeğin en budalası yine karısını aldatmak fennini bulur." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Fizik, kimya, matematik ve biyolojiye verilen ortak ad
- FAN
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Havalandırma aracı, pervane, pervane kanadı, vantilatör
-
Sıcak veya soğuk havayı dengeli olarak savuran araç
-
[isim]
Havalandırma aracı, pervane, pervane kanadı, vantilatör
- FOK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Etçiller takımının fokgiller familyasından, 1-2 m boyunda, postu değerli, memeli deniz hayvanı, ayı balığı (Phoca)
-
[isim]
Etçiller takımının fokgiller familyasından, 1-2 m boyunda, postu değerli, memeli deniz hayvanı, ayı balığı (Phoca)
- SOF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir çeşit sertçe, ince yünlü kumaş
-
Ham ipekten yapılmış astarlık kumaş
- "Ankara sofu."
-
[isim]
Bir çeşit sertçe, ince yünlü kumaş
- FOŞ
-
-
[isim]
Suyun ani ve fazla miktarda dökülmesi sırasında çıkan ses
-
[isim]
Suyun ani ve fazla miktarda dökülmesi sırasında çıkan ses
- FÜG
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Çok sesli müzikte bir beste
- "Türk romancıları içinde müzikal yapı ve füg sanatı ile romanın yakın ilişkisini de ilk keşfeden o olmuştur." (Haldun Taner)
-
[isim]
Çok sesli müzikte bir beste
- RUF
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Çatı, dam
-
[isim]
Çatı, dam
- FAL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası vb.ne bakarak anlam çıkarma, bakı
- "Ben bütün fallara, bütün rüyalara, bütün itikatlara inanırım." (Peyami Safa)
- "Tutun birer niyet de açayım size birer maydanozlu fal!" (Osman Cemal Kaygılı)
- "Para ile fala baktığı hâlde geçim sıkıntısından kurtulamıyor." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası vb.ne bakarak anlam çıkarma, bakı
- FİN
- ...
- MUF
- ...
- FEK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bozma, feshetme, kesme, ayırma, koparma
-
[isim]
Bozma, feshetme, kesme, ayırma, koparma
- FÖN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Sıcak, kuru ve sert esen bir tür rüzgâr
-
Bu rüzgârı veren bir aletle saçı kurutup biçim vererek tarama
-
[isim]
Sıcak, kuru ve sert esen bir tür rüzgâr
- AFİ
-
-
[isim]
Gösteriş, çalım, caka
- "Bir manevra, bir afi, bir dalavere olacak diyordum." (Ömer Seyfettin)
- "Yanındaki kıza afi yapmak için onun önüne, dilenciye sadaka verir gibi bahşiş fırlatan bir züppeyi, bıraksalar öldürecekti." (Haldun Taner)
-
[isim]
Gösteriş, çalım, caka
- FÖY
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kısa bilgileri içeren belge
-
[isim]
Kısa bilgileri içeren belge
- HAF
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
Oyun kurucu
-
[isim]
Oyun kurucu
- FAY
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması, kırık (III)
-
[isim]
Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması, kırık (III)
- FEL
-
-
[isim]
Görüngü
-
[isim]
Görüngü
- FAS
- ...
- FUT
-
Kelime Kökeni : İngilizce
-
[isim]
30,480 cm'ye eşit olan İngiliz uzunluk ölçü birimi, ayak, kadem
-
[isim]
30,480 cm'ye eşit olan İngiliz uzunluk ölçü birimi, ayak, kadem
- GAF
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık, pot
- "Gerçekçi olmayışı yüzünden, bugün bize tarihî gaf olarak görülen atılımlarla, bu çizgi hayli gölgelenmiştir." (Haldun Taner)
- "Sesinde ve tavrında hiçbir değişiklik olmamasına rağmen bir gaf yaptığımı zannederek kulaklarıma kadar kızardım." (Reşat Nuri Güntekin)
-
[isim]
Yersiz, beceriksiz, zamansız söz veya davranış, patavatsızlık, pot