İçinde eş olan 6 harfli 85 kelime var. İçerisinde EŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eş olan kelimeler listesine ya da Sonu eş ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E Ş Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EŞ, ŞE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HABEŞİ
- ...
- YÖNDEŞ
-
-
[sıfat]
Yönü aynı olan, aynı yöne bakan
-
[sıfat]
Yönü aynı olan, aynı yöne bakan
- HOŞBEŞ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Hatır sormak amacıyla söylenen ilk sözler
- "Konaktaki hoşbeş merasimi de yerine getirildi." (Peyami Safa)
- "Birkaç köylü ile hoşbeş ettim." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Hatır sormak amacıyla söylenen ilk sözler
- KEŞŞAF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bilinmeyen çok önemli bir şeyi keşfeden
-
Keşif kolu
-
İzci
-
[isim]
Bilinmeyen çok önemli bir şeyi keşfeden
- GÜNDEŞ
-
-
[sıfat]
Aynı günde olan
-
Çağcıl
- "Avusturya edebiyatının en güçlü gündeş yazarlarından biri olan I. Bachmann..." (Selim İleri)
-
Güncel
- "Oğuz Atay'ın her cümlesi özel, dahası gündeş anlamlar taşıyan hikâyesine sığınmıştım." (Selim İleri)
-
[sıfat]
Aynı günde olan
- ATEŞİN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Ateşli, coşkun
-
Ateş renginde olan
-
[sıfat]
Ateşli, coşkun
- PEŞREV
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça
- "Kahvenin radyosu, tam o sırada sultaniyegâh peşrevine başlamıştı." (Haldun Taner)
-
Güreşe tutuşmadan önce pehlivanların ellerini birbirine ve uyluklarına vurarak ve hafifçe sıçrayarak yaptıkları gösteri
-
Halk hikâyelerinde, türkülerin okunup çalınışı sırasında türkü aralarına katılan mâni türünden küçük türküler
-
[isim]
Klasik Türk müziğinde faslın giriş taksiminden sonra, şarkıdan önce çalınan parça
- EŞYALI
-
-
[sıfat]
Eşyası olan
- "Adaya taşınmayı kurdular, eşyalı bir ev aradılar." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Eşyası olan
- TEŞMİL
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kapsamına alma, genişletme, yayma
-
[isim]
Kapsamına alma, genişletme, yayma
- TEŞRİF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir yeri onurlandırma, şereflendirme
-
Gelmesiyle bir yeri onurlandırma
- "Efendi hazretleri, nihayet teşrif edebilmişler demek?" (Atilla İlhan)
-
[isim]
Bir yeri onurlandırma, şereflendirme
- MEŞKUK
- ...
- TEŞRİİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Yasamalı
-
[sıfat]
Yasamalı
- TEŞHİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Gösterme
-
Sergileme
-
Herkese duyurma, dile düşürme
-
Bir hükümlüyü ceza olarak halka gösterme
-
[isim]
Gösterme
- YERDEŞ
- ...
- MEŞHET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Şehit düşülen yer
-
Şehidin gömüldüğü yer
-
[isim]
Şehit düşülen yer
- BENZEŞ
-
-
[sıfat]
Birbirine benzeyen, aralarında benzerlik bulunan, müşabih, nazir
-
[sıfat]
Birbirine benzeyen, aralarında benzerlik bulunan, müşabih, nazir
- EŞEYLİ
-
-
[sıfat]
Erkek veya dişi eşeyden birine sahip olan, diğer eşey olmadan üreyemeyen cinsliği olan
-
[sıfat]
Erkek veya dişi eşeyden birine sahip olan, diğer eşey olmadan üreyemeyen cinsliği olan
- SERKEŞ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- "Ün salmış nice serkeş efeleri kendime bent etmiş, nice açları doyurmuş, nice çıplakları giydirmiş..." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Kafa tutan, başkaldıran
- MEŞHUT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş
-
[sıfat]
Görülen, gözle görülmüş, tanık olunmuş
- DEŞMEK
-
-
[-i]
Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak
-
Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, hatırlatmak, kurcalamak
- "Bu hatıraları daha deşmek istemiyorum." (Halide Edip Adıvar)
-
[-i]
Oymak, delmek, yara açmak, içini açmak, karıştırmak, kazmak