İçinde eş olan 4 harfli 16 kelime var. İçerisinde EŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eş olan kelimeler listesine ya da sonu eş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Eş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Ş

2 Harfli Kelimeler

EŞ, ŞE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ATEŞ

Kelime Kökeni: Farsça āteş

  1. [isim] Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık; od, nâr
    • "Bu eller, vücuda getireceği tesirle duman ve ateş içinde, bütün bir memleketin son feryadını uyandırarak soğuyup donabilirdi." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  2. Tutuşmuş olan cisim
  3. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç
    • "Yemeği ateşten indirdim."
  4. Patlayıcı silahların atılması
    • "Top ateşi geceye kadar sürdü."
  5. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı
    • "Ateşi kırktan aşağıya düşmezdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  6. [mecaz] Öfkeden dolayı oluşan kızgınlık
    • "Fırlayıp ayağa kalkmış, bir duvara yaslanarak ateş fışkıran gözlerle onu seyre başlamıştı." (Tarık Buğra)
  7. [mecaz] Şiddetli arzu
    • "Nejat Efendi'nin çalışında Peregrini'nin ihtirası, ateşi yoktu." (Halide Edip Adıvar)
  8. [mecaz] Büyük üzüntü, acı
    • "İçimin ateşi hiç küllenmedi. Seneler geçtikçe daha alevleniyor. Evlat acısı bu." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
EŞME

  1. [isim] Eşmek işi
  2. [ağızlardan] Bakınız kaynak (I)
EŞYA

Kelime Kökeni: Arapça eşyāʾ

  1. [isim] Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler; pılı pırtı, yük
    • "Güçlük, ev bulmak ve eşyayı taşımak derdiyle başlar." (Burhan Felek)
EŞİK

  1. [isim] Kapı boşluğunun alt yanında bulunan alçak basamak; asitane
    • "Sofaya açılan kapının eşiğine gelmişti." (Tarık Buğra)
  2. Kapı ağzında basamağın konulabileceği yer
    • "Adımlarını eşikten atarken saraydan ne vakit ve ne duygularla çıkacaklarını kendileri de bilmiyorlardı." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  3. [mecaz] Başlangıç yeri, başlangıç noktası, yakını
    • "Dünya yeni bir ekonomik bunalımın eşiğinde."
  4. [coğrafya] Karalar üzerinde veya deniz diplerinde birbirine komşu iki çukurluğu ayıran tümsek biçiminde, üzeri çoğu kez düz kabartılar
  5. [müzik] Telli çalgılarda üzerine tellerin bindiği köprü
  6. [ruh bilimi] Bir tepkinin başlamasında, ortaya çıkmasında etkili olan ruhsal, fizyolojik nokta
TEŞT

Kelime Kökeni: Farsça ṭaşt

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız leğen
  2. Çamaşır leğeni
EŞEY

  1. [isim, biyoloji] Bakınız cinsiyet
  2. [hayvan bilimi] Bir organizmanın dişi veya erkek olarak sınıflandırılmasını sağlayan görev, yapı ve karakter topluluğu
EŞİT

  1. [sıfat] Yapı, değer, boyut, nicelik ve nitelik bakımından birbirinden ne artık ne eksik olmayan (iki veya daha çok şey); müsavi
    • "Bunlar bastonlarına dayanarak hep eşit adımlarla yürürler." (Salâh Birsel)
  2. Aynı haklardan yararlanan, aynı düzeyde olan (kimse)
    • "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." (Anayasa)
EŞEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı; merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)
    • "Arkadaşını böyle dar vakit eşeğin üstünde görünce koştu." (Fakir Baykurt)
  2. [ağızlardan] Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa
ÇEŞM

Kelime Kökeni: Farsça çeşm

  1. [isim, eskimiş] Bakınız göz
BREŞ

Kelime Kökeni: Fransızca brèche

  1. [isim, jeoloji] Doğal çimento ile lavlı, kavkılı, kabuklu, kemikli kırıntıların kaynaşmasıyla oluşmuş kütle
    • "Arada kalan Arapdağı bölgesi ise baca dolgusu, volkanik breşlerden meydana gelir." (O. Özcan Dora)
  2. Yapay bir mermer türü
    • "Daha çok dış kaplamalarda kullanılan küfeki taşı ile kolon olarak işlenen ve breş bloklarında yüzeylerinin düzgün olmasıyla yetinilmiş oyma yapılmamıştır." (İbrahim Sarı)
EŞLİ

  1. [sıfat] Eşi olan
  2. [zarf] Eşi ile birlikte
MEŞK

Kelime Kökeni: Arapça meşḳ

  1. [isim] Yazı veya müzikte alışmak ve öğrenmek için yapılan çalışma, el alıştırması
  2. Yazı veya müzik dersi
  3. [eskimiş] Bir öğretmenin, aynısını yazmaları için öğrencilerine verdiği yazı örneği
ÜLEŞ

  1. [isim] Bakınız pay
MEŞE

Kelime Kökeni: Farsça bīşe

  1. [isim, bitki bilimi] Kayıngillerden, yaz kış yapraklarını dökmeyen türleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı (Quercus)
  2. [sıfat] Bu ağaçtan yapılan
KREŞ

Kelime Kökeni: Fransızca crèche

  1. [isim] Bakınız yuva
NEŞE

Kelime Kökeni: Arapça neşʾe

  1. [isim] Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç; şetaret
    • "Zaferin bütün neşesi bu ihtiyarda idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Hafif sarhoşluk, çakırkeyif olma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü