İçinde est olan 7 harfli 30 kelime var. İçerisinde EST bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında est olan kelimeler listesine ya da Sonu est ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E S T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
SET
2 Harfli Kelimeler
ES, ET, SE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BESTECİ
-
-
[isim]
Beste yapan kimse, bestekâr, kompozitör
- "Başarılı örnekleri, pek çok Türk bestecisinin gözünü açtı." (Haldun Taner)
-
[isim]
Beste yapan kimse, bestekâr, kompozitör
- KERESTE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç
- "Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste." (Halk türküsü)
-
Ayakkabı yapımında kullanılan gereç
-
Kaba saba kimse, kalas
- "Gözünü oyarım vallahi kereste!" (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Tomrukların boyuna biçilmesiyle elde edilen ve marangozlukla inşaatta kullanılan nitelikli ağaç
- MESTURE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Örtülü, kapalı, gizli
-
[sıfat]
Örtülü, kapalı, gizli
- GESTAPO
-
Kelime Kökeni : Almanca
-
[isim]
Almanya'da Hitler döneminde kurulan gizli, siyasi polis örgütü
-
[isim]
Almanya'da Hitler döneminde kurulan gizli, siyasi polis örgütü
- MESTANE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[zarf]
Sarhoş gibi, kendinden geçmişçesine
- "Bir de yağmur sesi var ki Sabahattin ona da âşıkane, mestane kulak kabartır." (Salâh Birsel)
-
[zarf]
Sarhoş gibi, kendinden geçmişçesine
- ESTİRME
-
-
[isim]
Estirmek işi
-
[isim]
Estirmek işi
- ŞİKESTE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Kırılmış, kırık
-
Yenilmiş, yenik düşmüş
-
Gücenmiş, kırgın, kederli
-
[sıfat]
Kırılmış, kırık
- SERMEST
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Sarhoş
- "O okurdu, ben dinlerdim; o muharebe hikâyeleriyle sermest olurdum." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
[sıfat]
Sarhoş
- DESTANİ
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Destansı
- "Selma Hanım onu seyrederken, âdeta destani bir rüyaya dalmış gibiydi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[sıfat]
Destansı
- PRESTİJ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Saygınlık, itibar
- "Prestijinizi kaybedersiniz diye mesajlar, mektuplar gönderiyorlardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
[isim]
Saygınlık, itibar
- ESTETİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat
- "Boğaziçi'nin, Sarayburnu yarımadasını, tarihî üslup ve estetiklerini korumak için çok iyi hazırlanmış projeler var." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Güzellik duygusu ile ilgili olan
-
[sıfat]
Güzellik duygusuna uygun olan
- "Estetik duygu. Estetik bir yapı."
-
Güzelliği ve güzelliğin insan belleğindeki ve duygularındaki etkilerini konu olarak ele alan felsefe kolu, güzel duyu, bedii
-
[sıfat]
Kusurlu bir organı düzeltmek veya güzelleştirmek amacıyla uygulanan (yöntemler)
- "Estetik cerrahi."
-
[isim]
Sanatsal yaratının genel yasalarıyla sanatta ve hayatta güzelliğin kuramsal bilimi, güzel duyu, bedii, bediiyat
- ESTONYA
- ...
- KESTANE
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 m kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa)
-
Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi
-
Kestane rengi
-
[isim]
Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 m kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa)
- TESTERE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Ağaç, demir vb. şeyleri kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan, dar ve uzunca çelik araç
- "Ağaç testeresi. Demir testeresi."
-
[isim]
Ağaç, demir vb. şeyleri kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan, dar ve uzunca çelik araç
- MAJESTE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Devlet başkanları için kullanılan san
-
esk. Hükümdarlara verilen san
-
[isim]
Devlet başkanları için kullanılan san
- MESTLİK
- ...
- DESTECİ
-
-
[isim]
Desteleyici
-
[isim]
Desteleyici
- ŞAYESTE
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Uygun, yakışır
-
[sıfat]
Uygun, yakışır
- RESTORE
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Eski durumuna veya ilk biçimine getirilmiş
-
[sıfat]
Eski durumuna veya ilk biçimine getirilmiş
- SERBEST
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin
- "Elde hiçbir delil olmadığı için serbest bıraktık."
-
Tutuklu veya bağımlı olmayan, özgür, hür
- "Akli muvazenesi pek sağlam bulunmadığı için serbest bırakıldı." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Zamanını istediği gibi kullanabilen, yapacak bir işi olmayan
- "Öğleyin serbestim, gelebilirsin."
-
Bazı kurallara bağlı olmayan
- "Serbest ticaret. Serbest nazım."
-
Sıkılmadan, şaşırmadan konuşan ve davranan
-
Ağırbaşlı olmayan, hoppa (kadın)
-
Hareketi herhangi bir biçimde engellenmeyen
- "Geçiş serbest."
-
[zarf]
Rahat, özgür, bağımsız bir biçimde
- "Ötekilere de pek serbest davranır isem de onlar benden utanırlar." (Memduh Şevket Esendal)
-
[sıfat]
Hiçbir şarta bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, erkin