İçinde es olan 5 harfli 113 kelime var. İçerisinde ES bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında es olan kelimeler listesine ya da sonu es ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Es Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E S

2 Harfli Kelimeler

ES, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PENES

Kelime Kökeni: Macarca penész

  1. [isim] Genellikle halk oyunlarında kızların süs olarak kullandığı, altın taklidi, sarı tenekeden pul
NESEP

Kelime Kökeni: Arapça neseb

  1. [isim, eskimiş] Bakınız soy
MESİR

Kelime Kökeni: Arapça

  1. [isim] Çeşitli baharat ve bitkilerin şekerle karıştırılmasıyla yapılan, özellikle Manisa'da nevruzda halka saçılan macun; mesir macunu
CESET

Kelime Kökeni: Arapça cesed

  1. [isim] Ölen insanın vücudu; naaş
    • "Gece sabaha karşı, balıkçılar denizde bir ceset bulmuşlardı." (Attilâ İlhan)
SESLİ

  1. [sıfat] Sesi olan, ses çıkaran
    • "Her mahallede hatta satıcılar arasında şöhret kazanmış olan güzel sesliler bulunurdu." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [zarf] Ses çıkararak
    • "Bu piyano orada, ben burada durdukça içimin her yeri şarkılarla, türkülerle dolacak; eh dolsun, bir de sesli söyleyebilsem ne iyi olacak." (Binnur Şener)
  3. [isim, dil bilgisi] Bakınız ünlü
NESİL

Kelime Kökeni: Arapça nesl

  1. [isim, toplum bilimi] Bakınız kuşak
    • "Her şeyde olduğu gibi her nesilden birkaç kişi bu umumi mazhariyetin üstüne çıkar." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
  2. Hayvanlarda döl
RÜESA

Kelime Kökeni: Arapça ruʾesā

  1. [isim, eskimiş] Başkanlar
NESİM

Kelime Kökeni: Arapça nesīm

  1. [isim, eskimiş] Hafif yel, esinti
    • "Berrak bir nesim ile ürperdi gölgeler / Yıldızlar eski demlere bir nağme besteler" (Enis Behiç Koryürek)
KAFES

Kelime Kökeni: Arapça ḳafes

  1. [isim] Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme
    • "Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste" (Halk türküsü)
  2. Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme
    • "Aslan kafesi."
  3. Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper
    • "Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş." (Yusuf Ziya Ortaç)
  4. Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti
  5. Kayık, sandal vb. şeylerin iskelet kısmı
  6. [eskimiş] Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer
  7. [eskimiş] Bakınız şimşirlik
  8. [argo] Bakınız cezaevi
NESİH

Kelime Kökeni: Arapça nesḫ

  1. [isim, eskimiş] Kaldırma, hükümsüz bırakma
  2. Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan türü
ESPAS

Kelime Kökeni: Fransızca espace

  1. [isim] Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden daha kısa ve küçük metal çubuk
  2. Bakınız aralık
MESUT

Kelime Kökeni: Arapça mesʿūd

  1. [sıfat] Bakınız mutlu
    • "Bu eseri vücuda getiren bir milletin evladı, bir ordunun başkumandanı olduğumdan, ilelebet mesut ve bahtiyarım." (Atatürk)
ESHAM

Kelime Kökeni: Arapça eshām

  1. [isim, eskimiş, ticaret] Paylar
  2. Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler
    • "Bunlar çok sağlam hatta en sağlam devlet eshamından sayılır." (Ercüment Ekrem Talu)
KUPES

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, hayvan bilimi] İzmaritgillerden, ılıman denizlerin sığ kesimlerinde yaşayan, yağlı bir balık (Boops boops)
MESEL

Kelime Kökeni: Arapça mes̱el

  1. [isim, eskimiş] Örnek alınacak söz
    • "Büyükannemin sık sık kullandığı bir mesel belleğimde beliriyor." (Haldun Taner)
  2. Bakınız atasözü
  3. Eğitici hikâye veya masal
MESEN

Kelime Kökeni: Fransızca mécène

  1. [isim] Sanat ve bilim adamlarını koruyan kimse
    • "Anacığı Sait Faik'in tek meseni, en anlayışlı dostu, sır yoldaşı oldu dünyada." (Haldun Taner)
KESKİ

  1. [isim] Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç
  2. Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin alet; tırnak
  3. Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası
ESLAF

Kelime Kökeni: Arapça eslāf

  1. [isim, eskimiş] Bizden öncekiler, geçmişler, ahlaf karşıtı
KESME

  1. [isim] Kesmek işi; kat (II)
  2. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas
  3. [sıfat] Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan
    • "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat." (Refik Halit Karay)
  4. [sıfat] Kesin, değişmez; maktu
    • "Kesme fiyat."
  5. [dil bilgisi] Bakınız kesme işareti
  6. [edebiyat] Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı; kat (II)
  7. [bitki bilimi] Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı; akçakesme (Phillyrea latifolia)
  8. [matematik] Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi
  9. [sinema, televizyon] İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum
  10. [eskimiş] Bakınız lokum
KESRE

Kelime Kökeni: Arapça kesre

  1. [isim, eskimiş] Bakınız esre
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü