İçinde es olan 5 harfli 113 kelime var. İçerisinde ES bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında es olan kelimeler listesine ya da sonu es ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Es Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ES, SE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PENES
-
Kelime Kökeni: Macarca penész
-
[isim]
Genellikle halk oyunlarında kızların süs olarak kullandığı, altın taklidi, sarı tenekeden pul
-
[isim]
Genellikle halk oyunlarında kızların süs olarak kullandığı, altın taklidi, sarı tenekeden pul
- NESEP
-
Kelime Kökeni: Arapça neseb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız soy
-
[isim, eskimiş]
Bakınız soy
- MESİR
-
Kelime Kökeni: Arapça
-
[isim]
Çeşitli baharat ve bitkilerin şekerle karıştırılmasıyla yapılan, özellikle Manisa'da nevruzda halka saçılan macun; mesir macunu
-
[isim]
Çeşitli baharat ve bitkilerin şekerle karıştırılmasıyla yapılan, özellikle Manisa'da nevruzda halka saçılan macun; mesir macunu
- CESET
-
Kelime Kökeni: Arapça cesed
-
[isim]
Ölen insanın vücudu; naaş
- "Gece sabaha karşı, balıkçılar denizde bir ceset bulmuşlardı."
-
[isim]
Ölen insanın vücudu; naaş
- SESLİ
-
-
[sıfat]
Sesi olan, ses çıkaran
- "Her mahallede hatta satıcılar arasında şöhret kazanmış olan güzel sesliler bulunurdu."
-
[zarf]
Ses çıkararak
- "Bu piyano orada, ben burada durdukça içimin her yeri şarkılarla, türkülerle dolacak; eh dolsun, bir de sesli söyleyebilsem ne iyi olacak."
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız ünlü
-
[sıfat]
Sesi olan, ses çıkaran
- NESİL
-
Kelime Kökeni: Arapça nesl
-
[isim, toplum bilimi]
Bakınız kuşak
- "Her şeyde olduğu gibi her nesilden birkaç kişi bu umumi mazhariyetin üstüne çıkar."
-
Hayvanlarda döl
-
[isim, toplum bilimi]
Bakınız kuşak
- RÜESA
-
Kelime Kökeni: Arapça ruʾesā
-
[isim, eskimiş]
Başkanlar
-
[isim, eskimiş]
Başkanlar
- NESİM
-
Kelime Kökeni: Arapça nesīm
-
[isim, eskimiş]
Hafif yel, esinti
- "Berrak bir nesim ile ürperdi gölgeler / Yıldızlar eski demlere bir nağme besteler"
-
[isim, eskimiş]
Hafif yel, esinti
- KAFES
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳafes
-
[isim]
Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme
- "Dağdan kestim kereste / Kuş besledim kafeste"
-
Vahşi hayvanlar için demir çubuklarla yapılmış taşınabilir bölme
- "Aslan kafesi."
-
Çapraz çubuklarla ve aralıklı olarak yapılmış, pencerelere takılan siper
- "Bahçeye, kafeslerde elenen solgun bir ışık vurmuş."
-
Ahşap yapıların direk ve çatmalardan oluşan kaplama tahtaları dışında kalan iskeleti
-
Kayık, sandal vb. şeylerin iskelet kısmı
-
[eskimiş]
Cami, tekke vb. yerlerde kadınlara ayrılan yer
-
[eskimiş]
Bakınız şimşirlik
-
[argo]
Bakınız cezaevi
-
[isim]
Hayvanlar için aralıklı tel, metal veya ağaç çubuklardan yapılmış taşınabilir bölme
- NESİH
-
Kelime Kökeni: Arapça nesḫ
-
[isim, eskimiş]
Kaldırma, hükümsüz bırakma
-
Arap harflerinin, basımda ve yazma kitaplarda en çok kullanılan türü
-
[isim, eskimiş]
Kaldırma, hükümsüz bırakma
- ESPAS
-
Kelime Kökeni: Fransızca espace
-
[isim]
Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden daha kısa ve küçük metal çubuk
-
Bakınız aralık
-
[isim]
Basımcılıkta bir kelimenin harflerini ayırmak için kullanılan harflerden daha kısa ve küçük metal çubuk
- MESUT
-
Kelime Kökeni: Arapça mesʿūd
-
[sıfat]
Bakınız mutlu
- "Bu eseri vücuda getiren bir milletin evladı, bir ordunun başkumandanı olduğumdan, ilelebet mesut ve bahtiyarım."
-
[sıfat]
Bakınız mutlu
- ESHAM
-
Kelime Kökeni: Arapça eshām
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Paylar
-
Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler
- "Bunlar çok sağlam hatta en sağlam devlet eshamından sayılır."
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Paylar
- KUPES
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, ılıman denizlerin sığ kesimlerinde yaşayan, yağlı bir balık (Boops boops)
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, ılıman denizlerin sığ kesimlerinde yaşayan, yağlı bir balık (Boops boops)
- MESEL
-
Kelime Kökeni: Arapça mes̱el
-
[isim, eskimiş]
Örnek alınacak söz
- "Büyükannemin sık sık kullandığı bir mesel belleğimde beliriyor."
-
Bakınız atasözü
-
Eğitici hikâye veya masal
-
[isim, eskimiş]
Örnek alınacak söz
- MESEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca mécène
-
[isim]
Sanat ve bilim adamlarını koruyan kimse
- "Anacığı Sait Faik'in tek meseni, en anlayışlı dostu, sır yoldaşı oldu dünyada."
-
[isim]
Sanat ve bilim adamlarını koruyan kimse
- KESKİ
-
-
[isim]
Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç
-
Demir ve sac kesmek için üzerine çekiçle vurularak yürütülen keskin alet; tırnak
-
Pulluk gövdesi önüne takılan ve toprağı kesip ayıran, bıçak veya disk biçiminde çelikten yapılmış pulluk parçası
-
[isim]
Ağaç, taş, metal vb.ni yontmaya yarayan, bir ucu keskin çelik araç
- ESLAF
-
Kelime Kökeni: Arapça eslāf
-
[isim, eskimiş]
Bizden öncekiler, geçmişler, ahlaf karşıtı
-
[isim, eskimiş]
Bizden öncekiler, geçmişler, ahlaf karşıtı
- KESME
-
-
[isim]
Kesmek işi; kat (II)
-
Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas
-
[sıfat]
Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan
- "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat."
-
[sıfat]
Kesin, değişmez; maktu
- "Kesme fiyat."
-
[dil bilgisi]
Bakınız kesme işareti
-
[edebiyat]
Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı; kat (II)
-
[bitki bilimi]
Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 metre kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı; akçakesme (Phillyrea latifolia)
-
[matematik]
Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi
-
[sinema, televizyon]
İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum
-
[eskimiş]
Bakınız lokum
-
[isim]
Kesmek işi; kat (II)
- KESRE
-
Kelime Kökeni: Arapça kesre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız esre
-
[isim, eskimiş]
Bakınız esre