İçinde ep olan 5 harfli 43 kelime var. İçerisinde EP bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ep olan kelimeler listesine ya da sonu ep ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ep Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E P

2 Harfli Kelimeler

PE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SEPET

Kelime Kökeni: Farsça seped

  1. [isim] Saz, kamış, ince dal veya tellerden hasır biçiminde örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap
    • "Sepetlerin ağzına ekmek, üzüm, türlü yiyecekler konmuş ... beş altı sepeti yerleştirmişler ayrı ayrı kompartımanlara..." (Yaşar Kemal)
  2. [sıfat] Bu kabın aldığı ölçüde
    • "Oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar." (Refik Halit Karay)
  3. [sıfat] Bu kap biçiminde örülerek yapılmış
    • "Vapurda alçak ve derin bir sepet koltukta etrafı seyrede ede halis süt, taze tereyağı ve balla ucuz ve iyi bir kahvaltı ettim." (Yahya Kemal Beyatlı)
  4. [denizcilik] Sazdan örülmüş balık kapanı
  5. Motosikletin yan tarafında bulunan, tek yolcu taşımak üzere hazırlanmış ayrı bölüm
    • "Motosikletin sepetini çıkarmış, kızı arkaya oturtmuş, başındaki kurdelası uça uça gidiyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
  6. [spor] Basketbolda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ
TEPKE

  1. [isim, ruh bilimi, biyoloji] Bakınız refleks
TALEP

Kelime Kökeni: Arapça ṭaleb

  1. [isim] Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme
    • "Aslında talep kavramı, bir şahsın hakkını elde etmek veya hakkına riayeti sağlamak amacıyla borçlusuna veya hakkına tecavüzde bulunan kimseye karşı yönelttiği isteme hakkıdır." (Aytekin Ataay)
  2. Bakınız istek
    • "Avrupalıların taleplerini kabul edemiyor devlet, konferans dağılıyor, harp başlıyor." (Necip Fazıl Kısakürek)
SEBEP

Kelime Kökeni: Arapça sebeb

  1. [isim] Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey; neden, saik, saika, vesile
    • "Her medeniyet çöküş sebeplerini kendi içinde taşır." (Cemil Meriç)
  2. [felsefe] Bakınız neden
HEPSİ

  1. [zamir] Sözü edilenlerin tamamı; cümlesi, cemi cümlesi, topu
    • "Mücrim onlarmış gibi, baktım, hepsi hüzünde / Çocuk utangaçlığı var hepsinin yüzünde" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
KEPÇE

Kelime Kökeni: Farsça kefçe

  1. [isim] Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık
    • "Tahta kaşık ve kepçe yontar, geçimini bunları satarak sağlardı." (Nezihe Araz)
  2. [sıfat] Bu kaşığın alabildiği miktarda olan
    • "Tabağına iki kepçe çorba koydu."
  3. Erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık
  4. Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ
  5. Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek veya iki çeneden oluşmuş motorlu araç
  6. [sıfat] Bu aracın alabildiği miktarda olan
  7. [denizcilik] Gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı
  8. [spor] Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu
SEPYA

Kelime Kökeni: Fransızca sépia

  1. [isim] Mürekkep balığından alınan koyu siyah boya
  2. [sıfat] Bu boya ile yapılan (resim)
KEPME

  1. [isim] Kepmek işi
KREPE

Kelime Kökeni: İngilizce crepe

  1. [isim] Saç tutamının aşağıdan yukarıya doğru ters yönde taranıp üstü düzleştirilerek kabarık gösterilmesi
SALEP

Kelime Kökeni: Arapça saḥleb

  1. [isim, bitki bilimi] Salepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli olan örnek bitkisi; sahlep (Orchis)
  2. Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz; sahlep
  3. Bu tozun, şekerli süt veya su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek; sahlep
    • "Üstüne bol zencefil ektirdiğim salep fincanını iki elimle kavradım." (Sait Faik Abasıyanık)
CELEP

Kelime Kökeni: Arapça celeb

  1. [isim] Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse; celepçi
    • "Sen kasap mısın, koyun tüccarı mı, celeplerle senin ne işin var?" (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [tarih] Bakınız iç oğlanı
LEPRA

Kelime Kökeni: Yunanca

  1. [isim, tıp] Bakınız cüzzam
CEPÇİ

  1. [isim, argo] Bakınız yankesici
    • "Biraz sonra çalışmaya başlar çepçi; yanaşır birine, şıp diye alır cüzdanını, atar zulaya. İlk durakta da iner." (Erdal Öz)
DEPAR

Kelime Kökeni: Fransızca départ

  1. [isim, spor] Bakınız çıkış
    • "Depar çizgisi."
KELEP

  1. [isim, ağızlardan] Büyük iplik çilesi
  2. Bağlam, demet
ÇEPİN

  1. [isim, ağızlardan] Bahçelerde kullanılan küçük çapa
CEPHE

Kelime Kökeni: Arapça cebhe

  1. [isim] Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
    • "Başını kaldırarak köşkün karanlık cephesine baktı." (Peyami Safa)
  2. Belli bir düşünce, istek çevresinde meydana getirilen mücadele birliği
  3. [mecaz] Bir şeyin veya kişinin belli bir bakış açısı ile ele alınan, üzerinde durulan niteliği
    • "Hakikatin binbir cephesi ve başka başka görünüşleri yok mudur?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
  4. [askerlik] Üzerinde savaşın sürdüğü bölge
  5. [denizcilik] Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır
  6. [coğrafya] Sıcaklıkları farklı iki hava kütlesinin karşılaştıkları yer
ŞİLEP

Kelime Kökeni: Almanca Schlepp

  1. [isim, denizcilik] Bakınız yük gemisi
    • "İngiliz bandıralı bir şileple Amazon kıyılarına gideceğiz." (Sait Faik Abasıyanık)
RECEP

Kelime Kökeni: Arapça receb

  1. [isim] Ay takviminin yedinci ayı, üç ayların birincisi
TEPSİ

  1. [isim] Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap
    • "Elinde ufak bir tepsinin üstünde, çiçekli bir fincanda Türk kahvesi vardı." (Nazlı Eray)
  2. İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap
    • "Bir küçük çırak, koltuğunda pasta dolu bir tepsiyle dışarı çıktı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [sıfat] Bu kap biçiminde olan
  4. [sıfat] Bir kabın alabileceği miktarda olan
    • "İki tepsi börek."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü