İçinde ep olan 5 harfli 43 kelime var. İçerisinde EP bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ep olan kelimeler listesine ya da sonu ep ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ep Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
PE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SEPET
-
Kelime Kökeni: Farsça seped
-
[isim]
Saz, kamış, ince dal veya tellerden hasır biçiminde örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap
- "Sepetlerin ağzına ekmek, üzüm, türlü yiyecekler konmuş ... beş altı sepeti yerleştirmişler ayrı ayrı kompartımanlara..."
-
[sıfat]
Bu kabın aldığı ölçüde
- "Oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar."
-
[sıfat]
Bu kap biçiminde örülerek yapılmış
- "Vapurda alçak ve derin bir sepet koltukta etrafı seyrede ede halis süt, taze tereyağı ve balla ucuz ve iyi bir kahvaltı ettim."
-
[denizcilik]
Sazdan örülmüş balık kapanı
-
Motosikletin yan tarafında bulunan, tek yolcu taşımak üzere hazırlanmış ayrı bölüm
- "Motosikletin sepetini çıkarmış, kızı arkaya oturtmuş, başındaki kurdelası uça uça gidiyorlar."
-
[spor]
Basketbolda sayı kazanmak için, içine top atılmaya çalışılan demir çembere geçirilmiş altı açık ağ
-
[isim]
Saz, kamış, ince dal veya tellerden hasır biçiminde örülerek yapılan, genellikle sapı olan, yiyecek ve eşya taşımak için kullanılan kap
- TEPKE
-
-
[isim, ruh bilimi, biyoloji]
Bakınız refleks
-
[isim, ruh bilimi, biyoloji]
Bakınız refleks
- TALEP
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭaleb
-
[isim]
Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme
- "Aslında talep kavramı, bir şahsın hakkını elde etmek veya hakkına riayeti sağlamak amacıyla borçlusuna veya hakkına tecavüzde bulunan kimseye karşı yönelttiği isteme hakkıdır."
-
Bakınız istek
- "Avrupalıların taleplerini kabul edemiyor devlet, konferans dağılıyor, harp başlıyor."
-
[isim]
Bir kimseden bir şeyi yapmasını veya yapmamasını isteme
- SEBEP
-
Kelime Kökeni: Arapça sebeb
-
[isim]
Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey; neden, saik, saika, vesile
- "Her medeniyet çöküş sebeplerini kendi içinde taşır."
-
[felsefe]
Bakınız neden
-
[isim]
Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey; neden, saik, saika, vesile
- HEPSİ
-
-
[zamir]
Sözü edilenlerin tamamı; cümlesi, cemi cümlesi, topu
- "Mücrim onlarmış gibi, baktım, hepsi hüzünde / Çocuk utangaçlığı var hepsinin yüzünde"
-
[zamir]
Sözü edilenlerin tamamı; cümlesi, cemi cümlesi, topu
- KEPÇE
-
Kelime Kökeni: Farsça kefçe
-
[isim]
Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık
- "Tahta kaşık ve kepçe yontar, geçimini bunları satarak sağlardı."
-
[sıfat]
Bu kaşığın alabildiği miktarda olan
- "Tabağına iki kepçe çorba koydu."
-
Erimiş madeni kalıba dökmek için kullanılan büyük kaşık
-
Saplı bir çembere geçirilmiş olan, balık veya kelebek tutmada kullanılan ağ
-
Tahıl, kömür, kum vb.nin yüklenip boşaltılmasında kullanılan, tek veya iki çeneden oluşmuş motorlu araç
-
[sıfat]
Bu aracın alabildiği miktarda olan
-
[denizcilik]
Gemilerde, ortasında dümenevi bulunan yuvarlak kıç çıkıntısı
-
[spor]
Güreşte hasmın arkasından bacakları arasına el sokma oyunu
-
[isim]
Sulu yiyecekleri karıştırmaya ve dağıtmaya yarayan, uzun saplı, yuvarlak ve derince kaşık
- SEPYA
-
Kelime Kökeni: Fransızca sépia
-
[isim]
Mürekkep balığından alınan koyu siyah boya
-
[sıfat]
Bu boya ile yapılan (resim)
-
[isim]
Mürekkep balığından alınan koyu siyah boya
- KEPME
-
-
[isim]
Kepmek işi
-
[isim]
Kepmek işi
- KREPE
-
Kelime Kökeni: İngilizce crepe
-
[isim]
Saç tutamının aşağıdan yukarıya doğru ters yönde taranıp üstü düzleştirilerek kabarık gösterilmesi
-
[isim]
Saç tutamının aşağıdan yukarıya doğru ters yönde taranıp üstü düzleştirilerek kabarık gösterilmesi
- SALEP
-
Kelime Kökeni: Arapça saḥleb
-
[isim, bitki bilimi]
Salepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli olan örnek bitkisi; sahlep (Orchis)
-
Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz; sahlep
-
Bu tozun, şekerli süt veya su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek; sahlep
- "Üstüne bol zencefil ektirdiğim salep fincanını iki elimle kavradım."
-
[isim, bitki bilimi]
Salepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli olan örnek bitkisi; sahlep (Orchis)
- CELEP
-
Kelime Kökeni: Arapça celeb
-
[isim]
Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse; celepçi
- "Sen kasap mısın, koyun tüccarı mı, celeplerle senin ne işin var?"
-
[tarih]
Bakınız iç oğlanı
-
[isim]
Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse; celepçi
- LEPRA
-
Kelime Kökeni: Yunanca
-
[isim, tıp]
Bakınız cüzzam
-
[isim, tıp]
Bakınız cüzzam
- CEPÇİ
-
-
[isim, argo]
Bakınız yankesici
- "Biraz sonra çalışmaya başlar çepçi; yanaşır birine, şıp diye alır cüzdanını, atar zulaya. İlk durakta da iner."
-
[isim, argo]
Bakınız yankesici
- DEPAR
-
Kelime Kökeni: Fransızca départ
-
[isim, spor]
Bakınız çıkış
- "Depar çizgisi."
-
[isim, spor]
Bakınız çıkış
- KELEP
-
-
[isim, ağızlardan]
Büyük iplik çilesi
-
Bağlam, demet
-
[isim, ağızlardan]
Büyük iplik çilesi
- ÇEPİN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bahçelerde kullanılan küçük çapa
-
[isim, ağızlardan]
Bahçelerde kullanılan küçük çapa
- CEPHE
-
Kelime Kökeni: Arapça cebhe
-
[isim]
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
- "Başını kaldırarak köşkün karanlık cephesine baktı."
-
Belli bir düşünce, istek çevresinde meydana getirilen mücadele birliği
-
[mecaz]
Bir şeyin veya kişinin belli bir bakış açısı ile ele alınan, üzerinde durulan niteliği
- "Hakikatin binbir cephesi ve başka başka görünüşleri yok mudur?"
-
[askerlik]
Üzerinde savaşın sürdüğü bölge
-
[denizcilik]
Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır
-
[coğrafya]
Sıcaklıkları farklı iki hava kütlesinin karşılaştıkları yer
-
[isim]
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü; alnaç
- ŞİLEP
-
Kelime Kökeni: Almanca Schlepp
-
[isim, denizcilik]
Bakınız yük gemisi
- "İngiliz bandıralı bir şileple Amazon kıyılarına gideceğiz."
-
[isim, denizcilik]
Bakınız yük gemisi
- RECEP
-
Kelime Kökeni: Arapça receb
-
[isim]
Ay takviminin yedinci ayı, üç ayların birincisi
-
[isim]
Ay takviminin yedinci ayı, üç ayların birincisi
- TEPSİ
-
-
[isim]
Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap
- "Elinde ufak bir tepsinin üstünde, çiçekli bir fincanda Türk kahvesi vardı."
-
İçinde börek, tatlı vb. pişirmeye yarayan, az derin, geniş, düz kap
- "Bir küçük çırak, koltuğunda pasta dolu bir tepsiyle dışarı çıktı."
-
[sıfat]
Bu kap biçiminde olan
-
[sıfat]
Bir kabın alabileceği miktarda olan
- "İki tepsi börek."
-
[isim]
Fincan, tabak, bardak vb. şeyleri taşımaya yarayan, derinliği olmayan, türlü büyüklükte düz kap