İçinde en olan 4 harfli 49 kelime var. İçerisinde EN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında en olan kelimeler listesine ya da sonu en ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

En Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N

2 Harfli Kelimeler

EN, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ENSE

  1. [isim, anatomi] Boynun arkası
    • "Kendine geldiğinde ensesinde müthiş bir ağrı vardı." (Ayşe Kulin)
  2. Bakınız arka
    • "Saydığın üç iskelenin ensesindeki İsmail Ağa'nın dükkânı, en emin emanetçi idi." (Sermet Muhtar Alus)
ÖREN

  1. [isim] Ait olduğu eski uygarlık hakkında fikir edinmemizi sağlayan kültür ve tabiat kalıntılarından oluşan alan
DENK

  1. [sıfat] Ağırlık bakımından eşit olan
  2. [isim, eskimiş] 0,80175 gram olan ağırlık ölçü birimi
  3. [mecaz] Nitelik yönünden birbirine eşit olan, uygun olan; bedel
    • "Çok aradım bulamadım dengimi / Elvan çiçeklerden aldım rengimi" (Halk türküsü)
ENİK

  1. [isim] Kedi, köpek vb. çok memeli hayvanların yavrusu
    • "Köyün mezbelesinde, köpek enikleriyle insan yavruları birbirine karışmış, oynaşıyorlar." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
ENAM

Kelime Kökeni: Arapça enām

  1. [isim, eskimiş] Yaratılmış bütün canlılar
SENE

Kelime Kökeni: Arapça sene

  1. [isim] Bakınız yıl
    • "Önde zeytin ağaçları, arkasında yâr / Sene 1946 / Mevsim sonbahar" (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
ENİN

Kelime Kökeni: Arapça enįn

  1. [isim] Bakınız inilti
    • "Uzun boylu bir şahsın sokak ortasında ahlar, eninler çıkararak çırpındığını gördü." (Ömer Seyfettin)
GENE

  1. [zarf] Bakınız yine
    • "Gene göğün gözleri bir gün yaşarmayacak / Geri kalan olursa gidenleri sayacak" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
NENE

  1. [isim] Bakınız nine
  2. [eskimiş] Bakınız anne
ÜLEN

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız ulan
    • "Ülen, haddini bilmez bastıbacak, emir vermek sana mı kaldı?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
SENA

Kelime Kökeni: Arapça s̱enā

  1. [isim, eskimiş] Bakınız övme
CENK

Kelime Kökeni: Farsça ceng

  1. [isim] Bakınız savaş
    • "Kale burçlarında cenge çağrı davulları vuruldu." (Nezihe Araz)
  2. [mecaz] Büyük mücadele
    • "Her dakikam bir ayrı cenk ile geçiyor." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
SENT

Kelime Kökeni: İngilizce cent

  1. [isim] Doların yüzde biri değerinde para birimi
ÇENK

Kelime Kökeni: Farsça çeng

  1. [isim, müzik] Arpı andıran, telli bir çalgı
DREN

Kelime Kökeni: Fransızca drain

  1. [isim] Bakınız ark
  2. [tıp] Ameliyat sonrası vücut içinde kalan doku artıklarını ve sıvıları dışarı atmak veya yara üzerindeki iltihabı akıtmakta kullanılan bükülgen tüp; akıtaç
ENEZ

  1. [sıfat, ağızlardan] Hantal, vurdumduymaz olan
GREN

Kelime Kökeni: Fransızca grain

  1. [isim] Kâğıdın yüzeyinin pürüzlülük derece ve tipinin bir izlenimi
ENİR

  1. [isim, bitki bilimi] Bir tür yaban mersini
ÇENE

Kelime Kökeni: Farsça çāne

  1. [isim] Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad
    • "Çenesinin, başının bütün iskeleti peksimeti çiğnedikçe daha açık olarak meydana çıkıyordu." (Halide Edip Adıvar)
  2. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri
  3. [denizcilik] Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer; çarık
  4. [mecaz] Çok konuşma huyu, gevezelik
    • "Sende de çene var ha!"
ENEK

  1. [sıfat, ağızlardan] İğdiş edilmiş
  2. Hadım edilmiş
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü