İçinde emek olan 6 harfli 8 kelime var. İçerisinde EMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında emek olan kelimeler listesine ya da sonu emek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Emek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E E K M

4 Harfli Kelimeler

EKME, EMEK, KEME, MEKE

3 Harfli Kelimeler

EKE, KEM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, KE, ME

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÖZEMEK

  1. [-i, ağızlardan] Yoğurt, pekmez vb. koyu şeyleri suyla inceltmek, sulandırmak
İŞEMEK

  1. [nesnesiz] İdrar torbasında biriken sidiği dışarı atmak, çiş yapmak; çöğdürmek
ELEMEK

  1. [-i] Elek yardımıyla ayıklamak veya incesini kabasından ayırmak; elekten geçirmek
    • "Eledim eledim höllük eledim / Aynalı beşikte bebek beledim" (Halk türküsü)
  2. Sınav veya yarışma yoluyla en iyileri seçmek
  3. İpliği elemgeden geçirip yumak yapmak
  4. [mecaz] Gözden geçirmek, ayıklamak, iyisini kötüsünden ayırmak
  5. [spor] Bir yarışmacıyı, oyuncuyu veya takımı yarışma dışı bırakmak; elimine etmek
ÖDEMEK

  1. [-i] Bir alışveriş ilişkisinde, borcu alacaklıya vermek; tediye etmek
    • "Borç varsa benimkidir, onu ödemek ve teşekkür etmek lazım." (Refik Halit Karay)
  2. Bir alışverişte alınan şeyin karşılığını alacaklıya vermek
  3. Bedelini vererek bir zararı karşılamak; tazmin etmek
  4. Bir iş, bir kuruluş harcanan, yatırılan parayı çıkartmak; ifa etmek
    • "Bu fabrika sermayesini beş yılda ödedi."
  5. [mecaz] Bir işin, bir görevin karşılığını vermek
    • "Emekliye ayrıldıktan sonra keresteciliğe başladı ama eline geçen, alın terini ödemiyordu." (Eflâtun Cem Güney)
  6. [mecaz] Bir şey karşısında fedakârlık etmek, bir şey elde etmek için özveride bulunmak
EMEKÇİ

  1. [isim] Geçimini beden gücüyle sağlayan kimse
    • "Çocukluğundan başlayarak emekçilerle, sokaktakilerle düşüp kalkmıştı." (Haldun Taner)
  2. Herhangi bir üretim aracına sahip olmayan, geçimini emeği karşılığında sağlayan işçi; proleter
    • "Bildiği veya öğrendiği, asıl çalışmalarını emekçilerin arasında değil, orduda yapmayı sevdikleri idi." (Tarık Buğra)
EMEKLİ

  1. [sıfat] Emek harcanarak elde edilen
  2. [isim] Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse; mütekait, tekaüt
    • "Buraya gelenler hep asker emeklileridir." (Haldun Taner)
ÜREMEK

  1. [nesnesiz] Canlılar doğup çoğalmak
    • "Altı yedi ay içinde küçük sürü üredi." (Ömer Seyfettin)
  2. Bitkiler yetişmek
    • "Çubuklu bahçede üreyen kızılcık da hiçbir yerde bulunmaz." (Salâh Birsel)
  3. [mecaz] Çoğalmak, artmak
    • "Yün kalın olduğu için örgü çabuk ürüyor."
ENEMEK

  1. [-i] İğdiş etmek
  2. Hadım etmek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü