İçinde emek olan 10 harfli 227 kelime var. İçerisinde EMEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında emek olan kelimeler listesine ya da Sonu emek ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
E E K M Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
EKME, EMEK, KEME, MEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, KE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EMEKTARLIK
-
-
[isim]
Emektar olma durumu
-
[isim]
Emektar olma durumu
- MÜJDELEMEK
-
-
[-i]
Muştulamak
- "Kız Hasan'a gelecek baharda yine burada misafir kalacaklarını müjdeledi." (Osman Cemal Kaygılı)
-
[-i]
Muştulamak
- DÜZENLEMEK
-
-
[-i]
Düzenli, düzgün duruma getirmek, düzen vermek, tanzim etmek
- "Odasını düzenledi."
-
Yapmak, hazırlamak
- "Merdivenleri, masaları gayet hantal, battal şeyler. Bodrumun ışığını da buna göre düzenlemişler." (Bedri Rahmi Eyuboğlu)
-
Düzenleme yapmak
-
Müzik aletlerini akort etmek
-
[-i]
Düzenli, düzgün duruma getirmek, düzen vermek, tanzim etmek
- İLMEKLEMEK
-
-
[-i]
İlmek durumuna getirmek
-
[-i]
İlmek durumuna getirmek
- BADİKLEMEK
-
-
[nsz]
Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek
-
[nsz]
Ördek gibi iki yana sallana sallana yürümek
- BEZİRLEMEK
-
-
[-i]
Bezir yağı ile yağlamak, bezir yağı sürmek
-
[-i]
Bezir yağı ile yağlamak, bezir yağı sürmek
- ÇEVRELEMEK
-
-
[-i]
İçine almak, kuşatmak, sarmak, ihata etmek
- "Açık başımı çevreleyen beyaz saçlarım." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Bir konunun sınırlarını çizmek, tahdit etmek
-
[-i]
İçine almak, kuşatmak, sarmak, ihata etmek
- MADDELEMEK
-
-
[-i]
Madde madde yazmak
-
[-i]
Madde madde yazmak
- ÇELİKLEMEK
-
-
[nsz]
Çelik dikerek ağaç yetiştirmek
-
[nsz]
Çelik dikerek ağaç yetiştirmek
- İLMİKLEMEK
-
-
[-i]
Eğreti düğümle bağlamak
-
[-i]
Eğreti düğümle bağlamak
- SENDELEMEK
-
-
[nsz]
Dengesi bozularak düşecek gibi olmak, adımlarını şaşırmak
- "İkimiz de birbirine sarılmış sarhoşlar gibi bir sağa bir sola sendeliyorduk." (Halikarnas Balıkçısı)
-
Herhangi bir olay karşısında ne yapacağını şaşıracak kadar sarsılmak
- "Bu haberi alınca fena hâlde sendeledi."
-
[nsz]
Dengesi bozularak düşecek gibi olmak, adımlarını şaşırmak
- HEDEFLEMEK
-
-
[-i]
Hedef yapmak
-
[-i]
Hedef yapmak
- DEMİRLEMEK
-
-
[-i]
Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak
- "Pencereleri demirledikten sonra içim rahatladı."
-
[nsz]
Gemi demir atmak
- "Bir gün adanın sahilinde soğan yüklü bir kayık gelip demirledi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[-le]
Demire vurmak
- "Hayran babayı bir serseriyle birlikte demirlemişlerdi." (Falih Rıfkı Atay)
-
[-i]
Kapı ve pencerenin kol demirini takmak, kapatmak
- GÖZETLEMEK
-
-
[-i]
Birine veya bir şeye gizlice bakmak
- "... yarı kanadı açık pencereden odanın içini gözetlediler." (Peyami Safa)
-
Birinin yaptıklarını belli etmeden izlemek
- "Bitişik yalının taze gelini sabah işlerini görürken yan pencereden gözetlemek esaslı keyiflerimden biriydi." (Refik Halit Karay)
-
[-i]
Birine veya bir şeye gizlice bakmak
- ÇELMELEMEK
-
-
[-i]
Çelme takmak
- "Hademelerden biri odaya lamba getirirken Mebrure bahçeye fırladı, birbirini çelmeleyen adımlarla, istediği hâlde koşmaya muvaffak olamayarak sokağa yürüdü." (Peyami Safa)
-
Bir iş veya kimseyi engellemek
-
Bir işi baltalamak
-
[-i]
Çelme takmak
- GİRENLEMEK
-
-
[nsz]
Hava bulutlanmak, serinlemek
-
[nsz]
Hava bulutlanmak, serinlemek
- GÜDÜMLEMEK
-
-
[-i]
Belli bir amaca veya inanca yönlendirmek
-
[-i]
Belli bir amaca veya inanca yönlendirmek
- HEREKLEMEK
-
-
[-i]
Asma, fasulye vb. sarılgan ve destek isteyen bitkileri hereğe bağlamak veya bu bitkilerin yanına herek dikmek
-
[-i]
Asma, fasulye vb. sarılgan ve destek isteyen bitkileri hereğe bağlamak veya bu bitkilerin yanına herek dikmek
- RENDELEMEK
-
-
[-i]
Rende ile pürüzlerini gidermek, istenilen biçimi vermek
- "Tahtayı rendelemek."
-
[nsz]
Rende ile ufak parçalara ayırmak
- "Peynir rendelemek."
-
[-i]
Rende ile pürüzlerini gidermek, istenilen biçimi vermek
- ENGELLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek
- "Bununla beraber, gülüşünü engelleyen değil, değiştiren bir şeyler de vardı." (Tarık Buğra)
-
Güreşte hasmı çaprazda sürerken düşürmek için ayağına basmak veya topuğuna ayak takmak
-
[-i]
Bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını önlemek