İçinde em olan 6 harfli 181 kelime var. İçerisinde EM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında em olan kelimeler listesine ya da sonu em ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Em Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EŞLEME
-
-
[isim]
Eşlemek işi; bağlaşım
-
[sinema, televizyon]
Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ; senkronizasyon
-
[isim]
Eşlemek işi; bağlaşım
- ÖZLEME
-
-
[isim]
Özlemek işi; iştiyak
-
[isim]
Özlemek işi; iştiyak
- DEMKEŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça demkeş
-
[sıfat, eskimiş]
Dem çeken, güzel ses çıkaran (güvercin)
-
[sıfat, eskimiş]
Dem çeken, güzel ses çıkaran (güvercin)
- MAHREM
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥrem
- ÖNLEME
-
-
[isim]
Önlemek işi
- "Ahlak sadece kötülük etmekten çekinmek değildir, başkalarının edecekleri kötülükleri de önlemeye çalışmayı buyurur."
-
[isim]
Önlemek işi
- EMEKÇİ
-
-
[isim]
Geçimini beden gücüyle sağlayan kimse
- "Çocukluğundan başlayarak emekçilerle, sokaktakilerle düşüp kalkmıştı."
-
Herhangi bir üretim aracına sahip olmayan, geçimini emeği karşılığında sağlayan işçi; proleter
- "Bildiği veya öğrendiği, asıl çalışmalarını emekçilerin arasında değil, orduda yapmayı sevdikleri idi."
-
[isim]
Geçimini beden gücüyle sağlayan kimse
- DEMODE
-
Kelime Kökeni: Fransızca démodé
-
[sıfat]
Modası geçmiş olan
- "Zabıt kâtipliği yaptığı anlaşılan astsubay demode bir daktilo makinesi merdanesine kâğıt taktı; adım, soyadım, babamın adı, doğum yeri ve yılı yazıldıktan sonra sorulara geçildi."
-
[sıfat]
Modası geçmiş olan
- TEMSİL
-
Kelime Kökeni: Arapça tems̱īl
-
[isim]
Birinin veya bir topluluğun adına davranma
-
Bakınız oyun
- "Böyle olmakla beraber, gerek orta oyununun gerek tuluatın köylü temsilleri ile bir münasebeti olsa gerek."
-
[bağlaç]
Bakınız söz gelişi
-
[eskimiş, biyoloji]
Bakınız özümleme
-
[isim]
Birinin veya bir topluluğun adına davranma
- MELHEM
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız merhem
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız merhem
- SEMAVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça semāvī
-
[sıfat]
Allah’tan gelen, ilahi (I)
- "Semavi bir olay söz konusu olduğunda halk kendi arasındaki konuşmalarda hep bu işin künhünü ancak Fatin hoca bilir, diyerek işin içinden sıyrılırdı."
-
[eskimiş]
Gökle ilgili, göğe ilişkin; ulvi
- "İnkıraz edip söndükten sonra dahi kırk yıl ışığını gördüğümüz semavi cisimler gibi hiç değilse yaşanan aşk hikâyesinin sırlarını duyarak ona gönlümüzde bir yer vermek lazım değil miydi?"
-
[sıfat]
Allah’tan gelen, ilahi (I)
- EMEKLİ
-
-
[sıfat]
Emek harcanarak elde edilen
-
[isim]
Belirli bir süre çalıştıktan sonra kanunlar gereği işi ile ilgisi kesilerek kendisine aylık bağlanmış olan kimse; mütekait, tekaüt
- "Buraya gelenler hep asker emeklileridir."
-
[sıfat]
Emek harcanarak elde edilen
- EVSEME
-
-
[isim]
Evsemek durumu
-
[isim]
Evsemek durumu
- GÖZLEM
-
-
[isim]
Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi; müşahede
- "Onun romanları düş gücüne değil, gözlem gücüne dayanır."
-
İnceleme sonucu elde edilen değer; müşahede
-
[gök bilimi]
Bir gök cismini, bir gök olayını çıplak gözle veya bir araç yardımıyla izleyerek görülen değerleri tespit etme işlemi; rasat
- "Gök bilimci gözlemle, kimya bilgini ise deneyle gerçeğe varmaya çalışır."
-
[edebiyat]
Bir yazı veya eseri yazmaya başlamadan önce konusuyla ilgili gerekli bilgi, deney, inceleme ve araştırma yapma işi
-
[felsefe]
Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek için uygulanan bilimsel yöntem
-
[isim]
Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve planlı olarak ele alınıp incelenmesi; müşahede
- ÇEMBER
-
Kelime Kökeni: Farsça çenber
-
[isim, matematik]
Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri
-
[matematik]
Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi
- "Kalbur çemberi."
-
Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak
-
Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak
-
Bakınız yemeni
- "Çemberimde gül oya / Gülmedim doya doya"
-
[mecaz]
Aşılması, çözümü güç durum
-
[spor]
Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka
-
[isim, matematik]
Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri
- İŞLEME
-
-
[isim]
İşlemek işi
- "Mermeri peynir gibi yontar, onu müşterilerin zevkine göre işlemesini pek iyi bilirdi."
-
Şiş, tığ, iğne vb. araçlarla elde yapılan, örgü, nakış, oya gibi işlerin genel adı; el işi
- "Her dokuma parça renkli işleme ve oyalarla bezenmişti."
-
[sıfat]
İnce ve süslü işlenmiş
-
[mecaz]
Herhangi bir konuyu ele alarak inceleme
-
[sinema]
Bir filmdeki gizli görüntüyü ortaya çıkarmak için gümüş bromürlü tabakanın laboratuvarda çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilmesi
-
[isim]
İşlemek işi
- TÜLEME
-
-
[isim, ağızlardan]
Tülemek işi
-
[isim, ağızlardan]
Tülemek işi
- GREMSE
-
Kelime Kökeni: (Alman İmparatoru Kremintz özel adından)
-
[isim]
Bakınız ikibuçukluk (II)
-
[isim]
Bakınız ikibuçukluk (II)
- EMBOLİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca embolie
-
[isim, tıp]
Bakınız damar tıkanıklığı
-
[isim, tıp]
Bakınız damar tıkanıklığı
- DÜŞLEM
-
-
[isim]
Düş yoluyla beliren görüntü
- "Öykümde, düşlemi uç noktasına vardırıp bir öykü kişisinden söz etmiştim."
-
[isim]
Düş yoluyla beliren görüntü
- LÖSEMİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca leucémie
-
[isim, tıp]
Bakınız kan kanseri
- "Basra ilinde, lösemi -ki en yaygın çocuk kanseridir- de dâhil olmak üzere tüm çocuk kanseri türlerine rastlanma oranı ciddi ölçüde artmıştır."
-
[isim, tıp]
Bakınız kan kanseri