İçinde em olan 4 harfli 38 kelime var. İçerisinde EM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında em olan kelimeler listesine ya da sonu em ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Em Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ADEM
-
Kelime Kökeni: Arapça ādem
-
[isim]
Dinî inanışlara göre dünya üzerindeki ilk insan; Âdem Baba
-
[isim]
Dinî inanışlara göre dünya üzerindeki ilk insan; Âdem Baba
- DEME
-
-
[isim]
Demek işi; eyitme
- "Çoğumuz hâlâ yazarım demeye çekiniriz."
-
Bakınız anlam
- "Bu söz ne demeye gelir?"
-
[edebiyat]
Halk edebiyatında şiir
-
[edebiyat]
Genellikle Alevi şairlerin tarikatlarıyla ilgili konuları işleyen şiirlerine, kendilerince verilen ad
-
[edebiyat]
Bakınız ağıt
-
[ağızlardan]
Bakınız atasözü
-
[isim]
Demek işi; eyitme
- GEMİ
-
-
[isim, denizcilik]
Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt; sefine
- "Bu yolculuğa bizi götürecek bir tek gemi bulamadık."
-
[isim, denizcilik]
Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt; sefine
- DEMO
-
Kelime Kökeni: İngilizce demo
-
[isim]
Bakınız tanıtım ürünü
-
Bakınız tanıtım sunumu
-
[isim]
Bakınız tanıtım ürünü
- ÖNEM
-
-
[isim]
Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu; yer, ehemmiyet
- "Karacaoğlan'ı okudukça deyişin önemini daha iyi anlarız."
-
[isim]
Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu; yer, ehemmiyet
- EMMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿamm
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız amca
- "Bir kız bana emmi, dedi, n'eyleyim."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız amca
- KREM
-
Kelime Kökeni: Fransızca crème
-
[isim]
Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde
-
[sıfat]
Bu kıvamda hazırlanmış olan
- "Krem deterjan."
-
Bakınız krem rengi
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Vücutlarının yumuşaklığını gösteren açık renk, krem veya beyaz elbiseler içinde..."
-
[isim]
Tene yumuşaklık vermek veya güneş, yağmur vb. dış etkilerden korunmak için sürülen koyu kıvamlı madde
- NEMF
-
Kelime Kökeni: Fransızca nymphe
-
[isim, hayvan bilimi]
Böceklerin kurtçuk durumdan yetişkin duruma geçerken aldıkları özel biçim
-
[isim, hayvan bilimi]
Böceklerin kurtçuk durumdan yetişkin duruma geçerken aldıkları özel biçim
- EHEM
-
Kelime Kökeni: Arapça ehemm
-
[sıfat, eskimiş]
Çok önemli
-
[sıfat, eskimiş]
Çok önemli
- NEMA
-
Kelime Kökeni: Arapça nemā
-
[isim, eskimiş]
Büyüme, gelişme, çoğalma
-
[ekonomi]
Bakınız faiz
-
[isim, eskimiş]
Büyüme, gelişme, çoğalma
- EMEÇ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı
-
[isim, bitki bilimi]
Su ve kara yosunlarının, kökü andıran tutunma organı
- ŞEMS
-
Kelime Kökeni: Arapça şems
-
[isim, eskimiş]
Bakınız güneş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız güneş
- ELEM
-
Kelime Kökeni: Arapça elem
-
[isim]
Bakınız keder
- "Bu derdi huy edinenler elem çekmez."
-
[isim]
Bakınız keder
- ALEM
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿālem
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız evren
-
Bakınız dünya
- "İnsan âlemde, hayal ettiği müddetçe yaşar."
-
Aynı konu ile ilgili kimseler
-
Bu kimselerin uğraşlarının bütünü
- "Geçen kışın tiyatro, cambazhane âlemlerini uzun uzun tasvir ediyordu."
-
Belli bir gruptaki canlıların bütünü
- "Hayvanlar âlemi."
-
Durum ve şart
- "Bıyıklı ne âlemlerde? Gene o iki küçük beyle haremde piyano odasında."
-
[zamir]
Herkes, başkaları
- "Bu yaptığından dolayı âleme rezil oldun."
-
Bakınız ortam
- "Fakat onun Türk ve Müslüman dostları hep alafranga ve zengin bir âlemde yaşarlardı."
-
Kendine özgü birçok niteliği bulunan şey
-
Farklı davranış içinde bulunan kimse
-
[mecaz]
Bakınız eğlence
- "O gün evde iki gün önceki araba âlemlerini düşünüyordu."
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız evren
- ŞEMA
-
Kelime Kökeni: Fransızca schéma
-
[isim]
Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim
-
Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı
-
[isim]
Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim
- ÖDEM
-
Kelime Kökeni: Fransızca oedème
-
[isim, tıp]
Dokularda, hücreler arası boşluklarda, bazı iç organlarda genellikle de yüzde, ellerde, ayaklarda aşırı miktarda sıvı birikmesi
-
[isim, tıp]
Dokularda, hücreler arası boşluklarda, bazı iç organlarda genellikle de yüzde, ellerde, ayaklarda aşırı miktarda sıvı birikmesi
- TEMA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca tema
-
[isim]
Asıl konu, temel motif; ana konu
- "Anıtın teması, Kurtuluş Savaşı'ydı. Tablonun teması."
-
[edebiyat]
Öğretici veya edebî bir eserde işlenen konu, düşünce, görüş; tem, ana konu
-
[müzik]
Bir besteyi oluşturan temel motif; ana konu
-
[isim]
Asıl konu, temel motif; ana konu
- KEME
-
-
[isim, ağızlardan]
Büyük sıçan
-
Bakınız domalan
-
[isim, ağızlardan]
Büyük sıçan
- ACEM
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿacem
-
[isim]
İran’da yaşayan Fars kökenli kimse
-
Bakınız İranlı
-
İran ülkesi
- "Kanepenin üstünde Müşir Ethem Paşa’nın Acem matbaalarında basılmış müthiş bir resmi."
-
[isim]
İran’da yaşayan Fars kökenli kimse
- EMME
-
-
[isim]
Emmek işi
-
Boruda akan sıvının oluşturduğu çekiş
-
Bir deponun böyle bir çekilme ile doldurulması işlemi
-
[fizik]
Bakınız soğurma
-
[teknik]
Petrol ile ilgili işlemlerde bir akışkanın çekilişi
-
[isim]
Emmek işi