İçinde eke olan 9 harfli 24 kelime var. İçerisinde EKE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eke olan kelimeler listesine ya da sonu eke ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Eke Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E E K
3 Harfli Kelimeler
EKE
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- LEKELEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi kirletmek, bir şey üzerinde leke oluşturmak
- "Kumaşı lekelemek."
-
[mecaz]
Birine, namusa dokunur bir suç yüklemek; kirletmek
- "Durup dururken bir genci lekelemek güzel bir şey değil."
-
[-i]
Bir şeyi kirletmek, bir şey üzerinde leke oluşturmak
- ŞEKERİMSİ
-
-
[sıfat]
Bakınız şekersi
- "Beyaz şarapların da şekerimsi bir renkleri ve yapıları vardır."
-
[sıfat]
Bakınız şekersi
- TEKESEMEK
-
-
[nesnesiz]
Dişi keçi çiftleşmek için teke istemek
-
[nesnesiz]
Dişi keçi çiftleşmek için teke istemek
- ÇEKELEMEK
-
-
[-i]
Tekrar tekrar çekmek
- "Deniz yakasından yakalamış, parmaklarını geçirmiş iki yakasına, çekeliyor."
-
[-i]
Tekrar tekrar çekmek
- EKEBİLMEK
-
-
[-i]
Ekme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Ne sen her zaman dilediğini ekebilirsin ne ben her zaman dilediğimi yazabilirim."
-
Ekmeye gücü yetmek
-
Ekme becerisi bulunmak
-
[-i]
Ekme ihtimali veya imkânı bulunmak
- ÇEKEMEMEK
-
-
[-i]
Çekme işini yapamamak
-
[mecaz]
Katlanamamak
- "Siz bu yolun yükünü çekemezsiniz."
-
[mecaz]
Bakınız kıskanmak
- "Beni çekemeyen biri bir işler karıştırıyor."
-
[-i]
Çekme işini yapamamak
- LEKECİLİK
-
-
[isim]
Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğunu savunan soyut resim anlayışı; taşizm
- "… çalışmalarında serpiştirilmiş etkisini uyandıran bir taşizm (lekecilik) tekniğini uygulamıştır."
-
Lekecinin yaptığı iş
- "Baktım ki lekecilik yürümüyor, döner memur olurum."
-
[mecaz]
Karalama, leke atma yöntemine başvurma
- "… lekecilik siyaseti zaten şarkın mazlum milletlerini incitmişti."
-
[isim]
Doğa biçimlerini değil, boya biçimlerini değerlendiren ve boya vuruşundan doğan görüntünün, insanın iç coşkusunu anlatmaya yeter olduğunu savunan soyut resim anlayışı; taşizm
- MÜŞAREKET
-
Kelime Kökeni: Arapça muşāreket
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ortaklık
-
[dil bilgisi]
Bakınız işteş çatı
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ortaklık
- LEKELENME
-
-
[isim]
Lekelenmek işi
-
[mecaz]
Adı kötüye çıkma
-
[isim]
Lekelenmek işi
- ŞEKERPARE
-
Kelime Kökeni: Farsça şeker + pāre
-
[isim, bitki bilimi]
Çok tatlı bir tür kayısı
-
Un, şeker, yumurta, yağ vb. ile elde edilen hamurun ceviz büyüklüğünde parçalara ayırılıp ortasına fındık yerleştirdikten sonra fırında pişirilmesi ve üzerine şerbet dökülmesiyle hazırlanan bir tür tatlı
-
[isim, bitki bilimi]
Çok tatlı bir tür kayısı
- KEKELEMEK
-
-
[nesnesiz]
Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak ve keserek konuşmak
- "Etrafımdaki herkes benim kekeleyerek konuşmamdan ve hatta çıkardığım bazı seslerden ne demek istediğimi anlamaya başlamışlardı."
-
[mecaz]
Ne söyleyeceğini şaşırıp kelimeleri birbirine karıştırmak; teklemek
- "Bir şey söylemek istedim, bulamadım, kekeliyordum."
-
[nesnesiz]
Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak ve keserek konuşmak
- ÇEKEBİLME
-
-
[isim]
Çekebilmek işi
-
[isim]
Çekebilmek işi
- KEKEMELİK
-
-
[isim]
Kekeme olma durumu; kekelik, rekâket
- "Kekemelik ve hatiplik bir araya gelemeyen iki düşmandır."
-
[isim]
Kekeme olma durumu; kekelik, rekâket
- BEREKETLİ
-
-
[sıfat]
Alışılandan veya beklenilenden fazla olan; artağan, mübarek
- "Ey vatanın bağrı yanık bucağı / Hani senin bereketli hasadın"
-
[sıfat]
Alışılandan veya beklenilenden fazla olan; artağan, mübarek
- ŞEKERLEME
-
-
[isim]
Şekerlemek işi
-
Toz şekerin içine meyve özleri konduktan sonra kaynatılmasıyla yapılan her türlü şeker
- "Cevahir, şekerleme, kitapçı camekânları önünde tevakkuf ede ede yürüyordum."
-
[mecaz]
Oturduğu yerde hafif ve kısa süreli uyuma; kedi uykusu
-
[isim]
Şekerlemek işi
- HAREKESİZ
-
-
[sıfat]
Hareke konulmamış
-
[sıfat]
Hareke konulmamış
- KEKELEYİŞ
-
-
[isim]
Kekelemek işi
-
[isim]
Kekelemek işi
- TEKERLEME
-
-
[isim]
Bakınız yuvarlama
-
Çoğunlukla basmakalıp söz
- "Bazısının konuşması, tekerleme hâlinde tekrar ettiği birkaç kelimeden ibarettir."
-
Birbiriyle uyumlu hazır söz kalıbı
- "Çocuklar, türkülü bir tekerleme ile karşılarlar leyleklerin gelişini."
-
[edebiyat]
Çoğunlukla, masalların genellikle başında bulunan "Bir varmış bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde." gibi uyaklı giriş veya ara sözler
- "Tekerlemeler, masaldan başka halk tiyatrolarında da görülüyor."
-
[edebiyat]
Saz şairleri arasında yapılan deyiş yarışı
-
[tiyatro]
Orta oyununda, özellikle Kavuklu'nun kullandığı sözler
-
[isim]
Bakınız yuvarlama
- ŞEKERRENK
-
Kelime Kökeni: Farsça şeker + reng
-
[isim, eskimiş]
Sarıya çalan renk
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[mecaz]
İki kişi arasında dostluk ilişkilerinin bozuk olması
-
[isim, eskimiş]
Sarıya çalan renk
- HAREKETLİ
-
-
[sıfat]
Hareketi olan, yer değiştirebilen; devingen, oynak, müteharrik, mobilize
-
Bakınız canlı
- "Ben olsam daha hareketli birini seçerdim ama zevkine saygı gösteriyorum."
-
[sıfat]
Hareketi olan, yer değiştirebilen; devingen, oynak, müteharrik, mobilize