İçinde eke olan 7 harfli 19 kelime var. İçerisinde EKE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eke olan kelimeler listesine ya da sonu eke ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Eke Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E E K
3 Harfli Kelimeler
EKE
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞEKERCİ
-
-
[isim]
Şeker ve şekerleme yapan veya satan kimse
- "Birkaç gün içinde anlaşıldı ki ... bir fakir şekercinin kızı ile evlenmiş."
-
Şeker satılan yer
-
[isim]
Şeker ve şekerleme yapan veya satan kimse
- BEREKET
-
Kelime Kökeni: Arapça bereket
-
[isim]
Alışılandan veya beklenilenden fazla olma durumu; artağanlık, bolluk, feyiz, feyezan
- "Çocuk gönlüm kaygılardan azade / Yüzlerde nur, ekinlerde bereket"
-
[ağızlardan]
Bakınız yağmur
- "Bereket yağıyor."
-
[zarf]
İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda
- "Bereket, o sıralarda henüz bu sözü bilmiyordum."
-
[isim]
Alışılandan veya beklenilenden fazla olma durumu; artağanlık, bolluk, feyiz, feyezan
- ŞEKERLİ
-
-
[sıfat]
İçinde şeker bulunan
-
Lezzetli, tatlı olan
- "Elmalar ferik elmaları gibi kokulu, şekerli, tatlıdır."
-
[sıfat]
İçinde şeker bulunan
- ÜÇTEKER
-
-
[isim]
İkisi arkada, biri önde üç tekerleği olan, çocukların düşmeden binmesi için yapılmış araç
-
Bakınız triportör
-
[isim]
İkisi arkada, biri önde üç tekerleği olan, çocukların düşmeden binmesi için yapılmış araç
- ÇİLEKEŞ
-
Kelime Kökeni: Farsça çillekeş
-
[sıfat]
Hayatı boyunca birçok sıkıntı ve üzüntü çekmiş (kimse)
- "Aslı ile kalpı arasındaki farkı ancak o işin çilekeşleri bilir."
-
[sıfat]
Hayatı boyunca birçok sıkıntı ve üzüntü çekmiş (kimse)
- ÇEKELEZ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız sincap
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız sincap
- FEZLEKE
-
Kelime Kökeni: Arapça feẕleke
-
[isim]
Bir kararın kısaca yazılması
-
[eskimiş]
Bakınız özet
-
[isim]
Bir kararın kısaca yazılması
- TEKELCİ
-
-
[isim]
Tekel kuran ve bu tekeli kabul ettiren kimse; inhisarcı
-
Tekel görevlisi
-
[sıfat, mecaz]
Bir şeye, bir düşünceye tek başına sahip olma, benimseme, yayma taraflısı olan
- "Politik partilerin tekelci görüşlerinin etkisinden daha kolay sıyrılıyor."
-
[isim]
Tekel kuran ve bu tekeli kabul ettiren kimse; inhisarcı
- ÇEKECEK
-
-
[isim]
Ayakkabı ile topuk arasına sokularak ayağın ayakkabıya kolay girmesini sağlayan, maden, boynuz veya plastik maddeden yapılmış alet; kerata
-
[isim]
Ayakkabı ile topuk arasına sokularak ayağın ayakkabıya kolay girmesini sağlayan, maden, boynuz veya plastik maddeden yapılmış alet; kerata
- ŞEKERSİ
-
-
[sıfat]
Şekere benzeyen, şekeri andıran; şekerimsi
- "O gün, kurbanın günüdür. Kanıyla, sallanan gövdesiyle, tuzlu etinin şekersi tadıyla, derisiyle, tüyüyle… Sesiyle..."
-
[sıfat]
Şekere benzeyen, şekeri andıran; şekerimsi
- HAREKET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥareket
-
[isim]
Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
- "Her hareketi kamera önünde rol yapıyormuşçasına hesaplı."
-
Bakınız davranış
- "Sakin, dürüst, kıyafeti ve hareketleriyle hiçbir ayrılık göstermeyen bir adamdır."
-
Yola çıkma
- "Hareketimiz iki gün ertelendi."
-
[fizik]
Bir cismin bütününün veya bir kısmının yerini, konumunu veya durumunu değiştirmesi; devinim, aksiyon
-
Belirli bir amaca varmak veya bir düşünceyi yerleştirmek için birbiri ardınca yapılan faaliyetler dizisi; akım
- "Türkçülük hareketi. Dilde özleşme hareketi."
-
Toplu olarak ufak çapta başkaldırma
-
[coğrafya]
Bakınız deprem
- "Ben diyor, hareket olurken Eminönü'nde idim."
-
Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri
- "Hareket cetveli. Hareket memuru."
-
[felsefe, fizyoloji]
Bakınız devinim
-
[müzik]
Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi
-
[spor]
Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi
-
[ticaret]
Fiyat vb. sayıların, değerlerin değişmesi
-
[isim]
Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
- CEKETLİ
-
-
[sıfat]
Ceketi olan
- "Az ileride deri ceketli, diğerlerine göre daha genç biri var."
-
[sıfat]
Ceketi olan
- KEKELİK
-
-
[isim]
Bakınız kekemelik
-
[isim]
Bakınız kekemelik
- LEKESİZ
-
-
[sıfat]
Lekesi olmayan
- "Ayşe'nin güneşli yanık ayakları, lekesiz pembe halıya gömülüyordu."
-
[mecaz]
Namuslu olan
- "Orhan Kemal, halkın çoğunluğu kadar saf, çocuktu. Eserlerinde, kişiliğinde bunu lekesiz, güzel sürdürdü."
-
[sıfat]
Lekesi olmayan
- TEKERLİ
-
-
[sıfat]
Bakınız tekerlekli
-
[sıfat]
Bakınız tekerlekli
- ÇEKEMEZ
-
-
[isim]
Kıskanç kimse
-
[isim]
Kıskanç kimse
- YELEKEN
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız havadar
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız havadar
- ŞEKERİM
-
-
[teklifsiz konuşmada]
genellikle kadınların kullandığı sevgi bildiren bir seslenme sözü
-
[teklifsiz konuşmada]
genellikle kadınların kullandığı sevgi bildiren bir seslenme sözü
- ÇEKEREK
-
-
[isim]
Yozgat iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Yozgat iline bağlı ilçelerden biri