İçinde eke olan 7 harfli 19 kelime var. İçerisinde EKE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eke olan kelimeler listesine ya da sonu eke ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Eke Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E E K

3 Harfli Kelimeler

EKE

2 Harfli Kelimeler

EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞEKERCİ

  1. [isim] Şeker ve şekerleme yapan veya satan kimse
    • "Birkaç gün içinde anlaşıldı ki ... bir fakir şekercinin kızı ile evlenmiş." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Şeker satılan yer
BEREKET

Kelime Kökeni: Arapça bereket

  1. [isim] Alışılandan veya beklenilenden fazla olma durumu; artağanlık, bolluk, feyiz, feyezan
    • "Çocuk gönlüm kaygılardan azade / Yüzlerde nur, ekinlerde bereket" (Orhan Veli Kanık)
  2. [ağızlardan] Bakınız yağmur
    • "Bereket yağıyor."
  3. [zarf] İyi ki, neyse ki, iyi bir rastlantı sonucunda
    • "Bereket, o sıralarda henüz bu sözü bilmiyordum." (Erhan Bener)
ŞEKERLİ

  1. [sıfat] İçinde şeker bulunan
  2. Lezzetli, tatlı olan
    • "Elmalar ferik elmaları gibi kokulu, şekerli, tatlıdır." (Sait Faik Abasıyanık)
ÜÇTEKER

  1. [isim] İkisi arkada, biri önde üç tekerleği olan, çocukların düşmeden binmesi için yapılmış araç
  2. Bakınız triportör
ÇİLEKEŞ

Kelime Kökeni: Farsça çillekeş

  1. [sıfat] Hayatı boyunca birçok sıkıntı ve üzüntü çekmiş (kimse)
    • "Aslı ile kalpı arasındaki farkı ancak o işin çilekeşleri bilir." (Orhan Veli Kanık)
ÇEKELEZ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız sincap
FEZLEKE

Kelime Kökeni: Arapça feẕleke

  1. [isim] Bir kararın kısaca yazılması
  2. [eskimiş] Bakınız özet
TEKELCİ

  1. [isim] Tekel kuran ve bu tekeli kabul ettiren kimse; inhisarcı
  2. Tekel görevlisi
  3. [sıfat, mecaz] Bir şeye, bir düşünceye tek başına sahip olma, benimseme, yayma taraflısı olan
    • "Politik partilerin tekelci görüşlerinin etkisinden daha kolay sıyrılıyor." (Haldun Taner)
ÇEKECEK

  1. [isim] Ayakkabı ile topuk arasına sokularak ayağın ayakkabıya kolay girmesini sağlayan, maden, boynuz veya plastik maddeden yapılmış alet; kerata
ŞEKERSİ

  1. [sıfat] Şekere benzeyen, şekeri andıran; şekerimsi
    • "O gün, kurbanın günüdür. Kanıyla, sallanan gövdesiyle, tuzlu etinin şekersi tadıyla, derisiyle, tüyüyle… Sesiyle..." (Sezai Karakoç)
HAREKET

Kelime Kökeni: Arapça ḥareket

  1. [isim] Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma
    • "Her hareketi kamera önünde rol yapıyormuşçasına hesaplı." (Refik Halit Karay)
  2. Bakınız davranış
    • "Sakin, dürüst, kıyafeti ve hareketleriyle hiçbir ayrılık göstermeyen bir adamdır." (Halide Edip Adıvar)
  3. Yola çıkma
    • "Hareketimiz iki gün ertelendi."
  4. [fizik] Bir cismin bütününün veya bir kısmının yerini, konumunu veya durumunu değiştirmesi; devinim, aksiyon
  5. Belirli bir amaca varmak veya bir düşünceyi yerleştirmek için birbiri ardınca yapılan faaliyetler dizisi; akım
    • "Türkçülük hareketi. Dilde özleşme hareketi."
  6. Toplu olarak ufak çapta başkaldırma
  7. [coğrafya] Bakınız deprem
    • "Ben diyor, hareket olurken Eminönü'nde idim." (Memduh Şevket Esendal)
  8. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri
    • "Hareket cetveli. Hareket memuru."
  9. [felsefe, fizyoloji] Bakınız devinim
  10. [müzik] Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi
  11. [spor] Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi
  12. [ticaret] Fiyat vb. sayıların, değerlerin değişmesi
CEKETLİ

  1. [sıfat] Ceketi olan
    • "Az ileride deri ceketli, diğerlerine göre daha genç biri var." (N. Toygar Ateş)
KEKELİK

  1. [isim] Bakınız kekemelik
LEKESİZ

  1. [sıfat] Lekesi olmayan
    • "Ayşe'nin güneşli yanık ayakları, lekesiz pembe halıya gömülüyordu." (Cahit Uçuk)
  2. [mecaz] Namuslu olan
    • "Orhan Kemal, halkın çoğunluğu kadar saf, çocuktu. Eserlerinde, kişiliğinde bunu lekesiz, güzel sürdürdü." (Yaşar Kemal)
TEKERLİ

  1. [sıfat] Bakınız tekerlekli
ÇEKEMEZ

  1. [isim] Kıskanç kimse
YELEKEN

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız havadar
ŞEKERİM

  1. [teklifsiz konuşmada] genellikle kadınların kullandığı sevgi bildiren bir seslenme sözü
ÇEKEREK

  1. [isim] Yozgat iline bağlı ilçelerden biri
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü