İçinde eke olan 6 harfli 15 kelime var. İçerisinde EKE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eke olan kelimeler listesine ya da sonu eke ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Eke Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E E K
3 Harfli Kelimeler
EKE
2 Harfli Kelimeler
EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DEREKE
-
Kelime Kökeni: Arapça dereke
-
[isim, eskimiş]
Aşağı derece
-
[isim, eskimiş]
Aşağı derece
- TELEKE
-
-
[isim, ağızlardan]
Uzun ve sert kanat telekleri
-
[isim, ağızlardan]
Uzun ve sert kanat telekleri
- HAREKE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥareke
-
[isim]
Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret
-
[isim]
Arap alfabesiyle yazılmış metinlerde üstüne ve altına konulduğu ünsüzlerin birer ünlü ile okunmasını sağlayan işaret
- TENEKE
-
-
[isim]
Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac
- "Uyuyanı uyandırmak için ondan yana teneke parçaları atıp gürültü çıkartırlardı."
-
[sıfat]
Bu sacdan yapılmış
- "Heybeden çıkardığı kulpu kopuk küçük bir teneke maşrapa ile su getirdi."
-
Bu sacdan yapılan, yaklaşık yirmi litre hacmindeki kap
- "Sonunda bu su tenekelerini civardaki evine kadar taşımaya karar verdi."
-
[sıfat]
Bu kabın aldığı miktarda olan
-
[isim]
Yumuşak çelikten yapılmış üzeri kalay kaplı ince sac
- EKENEK
-
-
[isim]
Bakınız mezra
- "Ekeneği, çayırları, alışverişi olan adamdır."
-
[isim]
Bakınız mezra
- PEKENT
-
-
[isim, jeoloji]
Kolayca geçit vermeyen, aşılması çok güç doğal engel
- "Toros pekendi."
-
[isim, jeoloji]
Kolayca geçit vermeyen, aşılması çok güç doğal engel
- EKECEK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız tohum
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız tohum
- TEREKE
-
Kelime Kökeni: Arapça tereke
-
[isim, hukuk]
Bakınız miras
- "Hâlâ eski zenginliğinin hasedini üstüne çeker ve eski terekelerinin veraset vergilerini öder."
-
[isim, hukuk]
Bakınız miras
- KEKEME
-
-
[sıfat]
Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan; keke, kekeç
- "Arabacı yirmi beş yaşlarında delişmen, dili biraz kekeme bir oğlan."
-
[sıfat]
Damak sesleriyle başlayan kelimeleri ve heceleri tekrarlayarak birdenbire söyleyen ve keserek konuşan; keke, kekeç
- EKELİK
-
-
[isim]
Eke olma durumu
-
[isim]
Eke olma durumu
- ŞEBEKE
-
Kelime Kökeni: Arapça şebeke
-
[isim]
Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü; ağ (I)
-
Üniversite öğrencilerinin kimlik kartı
-
[mecaz]
Birbiriyle bağlantılı ve gizli çalışan kimselerin tümü
- "Bütün dünyaya eroin gönderen geniş bir şebekenin peşindeydiler."
-
[isim]
Ülke çapında yaygınlaştırılmış ulaşım ve iletişim örgüsü; ağ (I)
- LEKELİ
-
-
[sıfat]
Herhangi bir sebeple üzerinde leke oluşmuş, lekesi olan
- "Armutların en fenası, en kavruk, en lekeli ve en hamı bile asildir."
-
[mecaz]
Kötü tanınmış, lekelenmiş
- "Hatta yaşadıkları devre lekeli isim bırakmış olanlarda bile bu imar faaliyetleri hiç de azımsanmayacak gibidir."
-
[sıfat]
Herhangi bir sebeple üzerinde leke oluşmuş, lekesi olan
- LEKECİ
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kuru temizleyici
- "Fahim Bey bütün bunları lekeciye temizletip yine giyermiş."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kuru temizleyici
- SEKENE
-
Kelime Kökeni: Arapça sekene
-
[isim, eskimiş]
Bir yerde oturanlar, sakinler
-
[isim, eskimiş]
Bir yerde oturanlar, sakinler
- MELEKE
-
Kelime Kökeni: Arapça meleke
-
[isim]
Tekrarlama sonucu kazanılan yatkınlık, alışkanlık
- "Bütün melekelerim yerinde olduğu hâlde kendimde değildim."
-
[ruh bilimi, felsefe]
Bakınız yeti
-
Yelken makarası
-
[isim]
Tekrarlama sonucu kazanılan yatkınlık, alışkanlık