İçinde e olan 6 harfli 2440 kelime var. İçerisinde E harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında e harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu e harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ARDİYE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer, depo, antrepo
    • "Ardiyeler ağız ağıza dolmuştu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm
  3. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret

CENKÇİ

  1. [sıfat] Savaşçı, kavgacı

DESPOT

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir ülkeyi zora ve baskıya dayanarak yöneten kimse
  2. Her istediğini ve dilediğini yaptırmak isteyen kimse, tiran
  3. [sıfat] Zorba

GÖZELİ

  1. [sıfat] Gözesi olan

KORNEA

Kelime Kökeni : Latince

  1. [isim] Saydam tabaka

LEZYON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Doku bozukluğu

MESLEK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir kimsenin geçimini sağlamak için yaptığı sürekli iş
    • "Mesleği ile ilgili olanlar bir yana bırakılırsa çok az kitabı vardı." (Tarık Buğra)
    • "Mesleğimin eri olduğumu takdir edersiniz." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Uğraş
  3. Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği
  4. Dizge
  5. Çığır, okul, ekol
    • "Edebî meslekler."

ÖVÜNME

  1. [isim] Övünmek işi, kıvanç, iftihar
    • "Bu hatıralar sonradan birçok defa övünmeme vesile teşkil etmiştir." (Reşat Nuri Güntekin)

RÖLÖVE

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir yapının bütün boyutlarını ölçerek plan, kesit ve görünüşünü yeniden çıkarma

SENDİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir birliğin, ortaklığın veya alacaklılar grubunun haklarını korumakla görevli kimse

STEPNE

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. [isim] Yedek lastik

TÜMBEK

  1. [isim] Tümsek

ZEAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Tımar

BEŞTAŞ

  1. [isim] Beş tane taşla oynanan bir tür çocuk oyunu

CEYHAN
...
EKOLOG

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Ekolojiyle uğraşan kimse, ekoloji uzmanı

ERİTEN

  1. İçinde katı bir madde eriyebilen veya katı bir maddeyi eritebilen (sıvı)

ERTESİ

  1. [sıfat] Bir günün, bir haftanın, bir ayın, bir yılın ardından gelen (gün, hafta, ay, mevsim, yıl)
    • "Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk, / Soğuk bir mart sabahı... Buz tutuyor her soluk." (Faruk Nafiz Çamlıbel)

FETTAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Fitneli, karıştırıcı
  2. Gönül ayartıcı, cilveli
    • "Bunun için değil mi ki senin kadın tanıdıklarının hepsi fettandırlar." (Peyami Safa)

GELMEK

  1. [-den] Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak
    • "Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı." (Bekir Sıtkı Erdoğan)
    • "Sen gel de bu işe kızma. Gelsin de bu işin içinden çıksın bakalım."
    • "Oh, artık sabahın bu vaktinde güneş henüz doğarken bu serin harman yerinde, gel keyfim gel." (Osman Cemal Kaygılı)
    • "Gel zaman git zaman, bir gün Güven Parkı'nda otururken..."
  2. Geriye dönmek
    • "... adamı Ödemiş'ten aldım geldim, her masrafını çektim." (Necati Cumalı)
  3. Oturmaya, ziyarete gitmek
    • "Dün akşam amcamlar bize geldi."
    • "Kızcağız bilir ki bu sözler kızgınlık sözleridir, gelir geçer." (Memduh Şevket Esendal)
  4. İsabet etmek
    • "Kurşun ayağına geldi."
  5. Varmak, ulaşmak
    • "Derslerin artık sonuna geldik. Telgraf geldi."
  6. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek
    • "Eski çağlardan birçok anıt çağımıza kadar gelmiştir."
  7. Ortaya çıkmak, doğmak
  8. Belli bir süre dolmak
    • "Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu." (Necati Cumalı)
  9. Belli bir zamana ulaşmak
  10. Kadar olmak
    • "Boyu ancak omzuna geliyor."
  11. Çıkmak, yönelmek
    • "Merak etme, ondan kimseye kötülük gelmez."
  12. İzlemek, takip etmek
    • "Çocuklar arkadan geliyordu."
  13. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak
    • "Kahve Brezilya'dan geliyor."
  14. Katılmak, eklenmek
    • "Türkçede ekler kelimelerin sonuna gelir."
  15. Türemek
  16. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek
    • "Şimdi sözü burada kesip asıl konumuza gelelim."
  17. Sonuç çıkmak
    • "Bu davranışlardan ne gelir bilinmez."
  18. Dayanmak, tahammül etmek
    • "Birazcık üşütmeye gelmiyor, hemen hastalanıyor."
  19. Kendine yapılan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak
    • "Kadri o adamlardandır ki iyi davranmaya, yüz vermeye gelmez." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bizim baştan savma işe gelmediğimizi bilirsin." (Refik Halit Karay)
  20. [-e] Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek
    • "Dediğime geldiniz mi?"
  21. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek
    • "Buranın havası iyi geldi. Burası bana çok sıcak geldi."
  22. Kazanılmak, sağlanılmak
    • "Çiftlikten onlara ayda beş yüz milyon lira gelir."
  23. Uymak
    • "Bu ayakkabı sana küçük gelir."
  24. Olmak, -e uğramak
    • "Felç gelmek. Başımıza bir bela geldi."
  25. Akmak
    • "Burnundan kan geldi. Musluktan su gelmiyor."
  26. Düşmek, rast gelmek
    • "Buraya ışık gelmiyor."
  27. Görünmek, sanılmak
    • "Baygın da olsa yabancı bir kadını böyle kucağında tutmak ona pek ayıp bir şey gibi geldi." (Haldun Taner)
  28. [-e] Uygun düşmek
    • "Caddelerde oturmaya gelmez." (Ömer Seyfettin)
  29. [-e] Başlamak, ortaya çıkmak
  30. Mal olmak
    • "Bu bardakların tanesi yüz liraya geldi."
  31. Biriyle birlikte gitmek
    • "Ben İstanbul'a gidiyorum, benimle gelir misiniz?"
  32. Başlamak, ulaşmak
    • "Saati gelince söylerim. Öyle bir zaman gelecek ki..."
  33. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil
    • "Uykusu gelmek."
  34. [yardımcı fiil] Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur
    • "Alışageldiğimiz bir anlamı vardı."
  35. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar
    • "Görmezlikten gelmek. İşitmezlikten gelmek."
  36. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar
    • "Yola gelmek. Meydana gelmek. Hatıra gelmek. Akla gelmek."
  37. ...-dikçe, ...-esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil
    • "Baktıkça bakası gelmek. Yedikçe yiyesi gelmek."
  38. Herhangi bir sırada bulunmak
    • "Başta gelmek. Önde gelmek. Birinci gelmek."

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü