İçinde eş olan 7 harfli 89 kelime var. İçerisinde EŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eş olan kelimeler listesine ya da sonu eş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Eş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EŞ, ŞE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EĞLEŞME
-
-
[isim]
Eğleşmek, oyalanmak işi; tevakkuf
- "Kamyonlar çekildikten sonra çatılarla eğleşmeye gelen kuşlar bulutların altından topluca aşağı süzüldü."
-
[isim]
Eğleşmek, oyalanmak işi; tevakkuf
- ÇEŞNİCİ
-
-
[isim, eskimiş]
Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse
-
Sikkelerin ayarını düzenleyen kimse
-
Tütün veya içkilerin tat ve niteliğini belirleyen kimse
-
[isim, eskimiş]
Saraylarda ve büyük konaklarda yemek ve sofra işlerini yöneten kimse
- ATEŞKES
-
-
[isim, askerlik]
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması; bırakışma, mütareke
-
[isim, askerlik]
Savaşan iki kuvvetin karşılıklı olarak savaşı durdurması; bırakışma, mütareke
- PEŞİNCİ
-
-
[isim]
Malı peşin para ile satan veya satın alan kimse
-
Peşin alışverişi alışkanlık hâline getiren kimse
-
[isim]
Malı peşin para ile satan veya satın alan kimse
- BEŞERLİ
-
-
[sıfat]
Beşer beşer sıralanmış
- "Piyade birlikleri beşerli yürüyüş kolunda gidiyorlardı."
-
Her biri beş birimden oluşan
-
[sıfat]
Beşer beşer sıralanmış
- TEBEŞİR
-
Kelime Kökeni: Farsça tebāşīr
-
[isim]
Toz zerreciklerinden oluşan, çizdiği yerde iz bırakan, beyaz veya açık renkte kireçli kaya
-
Bu maddeden yapılan, kara tahta, duvar vb. yüzeylere yazı yazmak için kullanılan, beyaz veya renkli çubuk
- "Tahta başında, elimde tebeşir, sallanıyorum."
-
[isim]
Toz zerreciklerinden oluşan, çizdiği yerde iz bırakan, beyaz veya açık renkte kireçli kaya
- GÜREŞÇİ
-
-
[isim, spor]
Güreş yapan, güreşen kimse; pehlivan
- "Recep Pehlivan, sanki karşısında diri bir güreşçi varmışçasına güreşe devam ediyor, oyun üstüne oyun sergiliyordu."
-
[isim, spor]
Güreş yapan, güreşen kimse; pehlivan
- MEŞGALE
-
Kelime Kökeni: Arapça meşġale
-
[isim]
Bakınız uğraşı
- "Bu yeşillik köşesini kurutmamak bizim için de bir meşgale teşkil etmişti."
-
[isim]
Bakınız uğraşı
- PÜRNEŞE
-
Kelime Kökeni: Farsça pur + Arapça neşʾe
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız neşeli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız neşeli
- ATEŞBAZ
-
Kelime Kökeni: Farsça āteşbāz
-
[isim]
Ateşle hüner gösteren oyuncu
- "Bu arada bir ateşbaz, ağzından alevler çıkarmaktaydı."
-
[tarih]
Osmanlılarda şenlikler için donanma fişeklerini hazırlayan kimse
-
[isim]
Ateşle hüner gösteren oyuncu
- ONBEŞLİ
-
-
[sıfat, tarih]
Rumi takvime göre 1899 veya 1900 yılında doğanlar arasından Birinci Dünya Savaşı'na çağrılan (kimse)
-
[sıfat, tarih]
Rumi takvime göre 1899 veya 1900 yılında doğanlar arasından Birinci Dünya Savaşı'na çağrılan (kimse)
- EŞOFMAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca échauffement
-
[isim]
Genellikle spor çalışmalarında giyilen, pamuklu veya sentetik kumaştan, iki parçalı giysi
-
[isim]
Genellikle spor çalışmalarında giyilen, pamuklu veya sentetik kumaştan, iki parçalı giysi
- KEŞLEME
-
-
[isim]
Keşlemek durumu
-
[isim]
Keşlemek durumu
- EŞİTLİK
-
-
[isim]
İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu; müsavilik, uygunluk, müsavat, muadelet
- "Böyle bir eşitlik, ehliyeti olan herkesin en yüksek makamlara çıkabilmesi demek."
-
Kanunlar yönünden insanlar arasında ayrım bulunmaması durumu
-
[toplum bilimi]
Bedensel, ruhsal başkalıkları ne olursa olsun, insanlar arasında toplumsal ve siyasi haklar yönünden ayrım bulunmaması durumu
- "Bunlar, eşitlikten yana olduklarını söyleseler de yaptıkları işler hep kendi ipliklerini boyamaya dayanır."
-
[isim]
İki veya daha çok şeyin eşit olması durumu; müsavilik, uygunluk, müsavat, muadelet
- BEŞARET
-
Kelime Kökeni: Arapça beşāret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız muştu
-
[isim, eskimiş]
Bakınız muştu
- MAREŞAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca maréchal
-
[isim, askerlik]
En yüksek askerî rütbe
- "Mareşal Fevzi Çakmak."
-
Bu rütbede bulunan general; müşir (I)
-
[isim, askerlik]
En yüksek askerî rütbe
- SÖYLEŞİ
-
-
[isim]
Karşılıklı yapılan arkadaşça, dostça konuşma
- "Her söyleşisinde lafı döndürüp dolaştırmasından bıkmışlardı."
-
Belli bir konuda alanla ilgili kişilerin katıldığı bilgilendirme toplantısı
-
[edebiyat]
Bir bilim veya sanat konusunu, konuşmayı andıran biçimde inceleyerek anlatan edebiyat türü; sohbet
-
[isim]
Karşılıklı yapılan arkadaşça, dostça konuşma
- BİREŞİM
-
-
[isim]
Parçaların veya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleştirilmesi
-
Bu biçimde oluşan bütün
-
[kimya, felsefe]
Bakınız sentez
-
[isim]
Parçaların veya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleştirilmesi
- DİREŞME
-
-
[isim]
Bakınız sebat
-
[isim]
Bakınız sebat
- MEŞECİK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kurtluca
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız kurtluca