İçinde eş olan 6 harfli 85 kelime var. İçerisinde EŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eş olan kelimeler listesine ya da sonu eş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Eş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Ş

2 Harfli Kelimeler

EŞ, ŞE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BEŞLİK

  1. [sıfat] Beşi bir arada, beş taneden oluşmuş, beş tane alabilen
    • "Beşlik cezve."
  2. [isim] Beş birimden oluşan para
    • "Pehlivan Ali beşliğin kendisinden istendiğini anlamıştı." (Orhan Kemal)
  3. [isim, eskimiş] Beş para, beş kuruş veya beş lira değerinde olan akçe
  4. Bakınız beşibirlik
  5. Bakınız ata beşibirlik
TEŞRİF

Kelime Kökeni: Arapça teşrīf

  1. [isim] Bir yeri onurlandırma, şereflendirme
  2. Gelmesiyle bir yeri onurlandırma
KÖYDEŞ

  1. [isim] Aynı köyde oturan kimselerin birbirine göre her biri; köylü
KÖREŞE

  1. [isim] Yerdeki karın yüzünde buz tutmuş olan tabaka
TEŞRİN

Kelime Kökeni: Arapça teşrīn

  1. [isim, eskimiş] Eski takvimde ekim ve kasım ayları için kullanılan ortak isim
    • "Teşrin gecesi inadına da uzundur." (Kemal Tahir)
ŞEŞPER

Kelime Kökeni: Farsça şeş + per

  1. [isim, eskimiş] Savaş araçlarından altı dilimli topuz
TEŞRİH

Kelime Kökeni: Arapça teşrīḥ

  1. [isim, eskimiş] Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktalarına kadar gözden geçirerek anlatma; açımlama
  2. [tıp] Bakınız anatomi
    • "O uğursuz teşrih atlasını hazırlamaya da işte böyle başladı." (İhsan Oktay Anar)
  3. [ağızlardan] Bakınız iskelet
TEŞRİK

Kelime Kökeni: Arapça teşrīk

  1. [isim, eskimiş] Yaptığı bir işe bir kimseyi ortak etme
EŞELEK

  1. [isim, ağızlardan] Elma, armut, ayva vb. meyvelerin yenmeyen iç bölümü
EŞLEME

  1. [isim] Eşlemek işi; bağlaşım
  2. [sinema, televizyon] Görüntü ve ses kuşakları arasındaki bağ; senkronizasyon
KEŞKÜL

Kelime Kökeni: Farsça keşkūl

  1. [isim] Üstüne dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir tür süt tatlısı; keşkülüfukara
  2. [eskimiş] Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı
DEŞMEK

  1. [-i] Bir yeri oymak, delmek, kazmak
  2. [mecaz] Bir sorunun üzerinde yeniden durmak, hatırlatmak, kurcalamak
    • "Bu hatıraları daha deşmek istemiyorum." (Halide Edip Adıvar)
DEMKEŞ

Kelime Kökeni: Farsça demkeş

  1. [sıfat, eskimiş] Dem çeken, güzel ses çıkaran (güvercin)
GÜNDEŞ

  1. [sıfat] Aynı günde olan
  2. Bakınız çağdaş
    • "Avusturya edebiyatının en güçlü gündeş yazarlarından biri olan I. Bachmann..." (Selim İleri)
  3. Bakınız güncel
    • "Oğuz Atay'ın her cümlesi özel, dahası gündeş anlamlar taşıyan hikâyesine sığınmıştım." (Selim İleri)
KÖKTEŞ

  1. [sıfat, dil bilgisi] Aynı kökten gelen, yapı ve görevleri farklı olan (kelimeler); müştak (I): sevgi, sevinç, sevme; vergi, verim, veri; başlık, başlangıç, başkan gibi
LEŞÇİL

  1. [sıfat] Leşle beslenen (hayvan)
EŞYALI

  1. [sıfat] Eşyası olan
    • "Adaya taşınmayı kurdular, eşyalı bir ev aradılar." (Refik Halit Karay)
KEŞŞAF

Kelime Kökeni: Arapça keşşāf

  1. [isim, eskimiş] Bilinmeyen çok önemli bir şeyi keşfeden
  2. Bakınız keşif kolu
  3. Bakınız izci
BELEŞE

  1. [zarf] Bakınız bedava
EŞEKÇE

  1. [sıfat] Kaba bir biçimde olan
    • "Kızcağıza eşekçe bir cevap verdim." (Peyami Safa)
  2. [zarf] Kaba bir biçimde
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü