İçinde dı olan 5 harfli 25 kelime var. İçerisinde DI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dı olan kelimeler listesine ya da sonu dı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ADINA
-
-
[zarf]
Bir şeyin veya bir kimsenin namına; hesabına
- "Haklı bir öfke adına da olsa bir insandan, aklını yüreğinden ayırması istenemez."
-
[zarf]
Bir şeyin veya bir kimsenin namına; hesabına
- AYDIN
-
-
[sıfat]
Işık alan, ışıklı, aydınlık olan
- "Aydın bir oda."
-
Kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli (kimse); münevver, ziyalı, entelektüel
- "Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı."
-
Kolayca anlaşılacak kadar açık, (söz veya yazı); vazıh
-
[sıfat]
Işık alan, ışıklı, aydınlık olan
- SINDI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız makas
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız makas
- DIŞIK
-
-
[isim, kimya]
Bakınız cüruf
-
[isim, kimya]
Bakınız cüruf
- BIDIK
-
-
[sıfat]
Kısa ve tıknaz
-
[sıfat]
Kısa ve tıknaz
- DIŞKI
-
-
[isim, biyoloji]
Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı; bok, büyük, büyük abdest, kaka, pislik, kazurat, necaset
-
[isim, biyoloji]
Sindirim sonunda anüs yoluyla dışarıya atılan besin artığı; bok, büyük, büyük abdest, kaka, pislik, kazurat, necaset
- DILAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız klitoris
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız klitoris
- ANDIÇ
-
-
[isim]
Uyarı veya hatırlatmak için yazılan not; muhtıra
-
[isim]
Uyarı veya hatırlatmak için yazılan not; muhtıra
- ÇADIR
-
Kelime Kökeni: Farsça çāder
-
[isim]
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak
- "Kılıcını çekip tek başına atını, düşman başkumandanının çadırına saldırarak ölüm arayan Türk kumandanları görülmüştür."
-
Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye
-
[isim]
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak
- GIDIM
-
-
[isim]
Küçük bir parça, bir miktar
-
[isim]
Küçük bir parça, bir miktar
- KADIN
-
-
[isim]
Erişkin dişi insan; hatun, hatun kişi, bayan, karı, nisa, zen
- "Yanlarında, kendileriyle ahbaplık edecek dostlar, hizmetlerine koşacak kadınlar veya erkekler görmek isterler."
-
Bu cinsten olup evlenmiş veya bir erkekle beraber olmuş kimse; avrat
-
[sıfat]
Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri, becerileri olan
-
[mecaz]
Ev işlerinde çalışan bayan
-
“Hanım, bayan” anlamında kullanılan seslenme sözü
-
[isim]
Erişkin dişi insan; hatun, hatun kişi, bayan, karı, nisa, zen
- ARDIÇ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Servigillerden, güzel kokulu, yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaç (Juniperus)
- "Kuşun nerede gecelediğini bilmiyorum, sabahleyin uyanınca ardıcı aradım."
-
[isim, bitki bilimi]
Servigillerden, güzel kokulu, yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaç (Juniperus)
- GIDIK
-
-
[isim]
Bir kimseyi vücudundaki hassas yerlere bir an için dokunarak güldürme veya sinirlendirme işi
-
[ağızlardan]
Çene altı; gıdı
-
[isim]
Bir kimseyi vücudundaki hassas yerlere bir an için dokunarak güldürme veya sinirlendirme işi
- HADIM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫādim
-
[isim]
Erkeklik bezleri çıkarılmış veya köreltilmiş erkek; abelardize
- "Kaynaklar Tavaşi Cafer Paşa'dan cesur bir hadım diye bahsederler."
-
[isim]
Erkeklik bezleri çıkarılmış veya köreltilmiş erkek; abelardize
- SADIR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣadr
-
[isim]
Göğüs, sine
-
Yürek, kalp
-
[tarih]
Kazaskerlere verilen ünvan
-
[tarih]
Bakınız sadrazam
-
[isim]
Göğüs, sine
- IĞDIR
-
-
[isim]
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
-
[isim]
Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan illerinden biri
- SADIK
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣādiḳ
-
[sıfat]
Bakınız sadakatli
- "Birisi onu alsa en sadık kadın olacak, en güzel yemekleri pişirecekmiş."
-
[eskimiş]
Doğru, gerçek
-
[sıfat]
Bakınız sadakatli
- PADIL
-
Kelime Kökeni: Almanca paddel
-
[isim, denizcilik]
İki ucu veya bir ucu enli, kısa ve ince saplı kürek
-
Bir tekne pervanesinin suyun pervane kanatlarına yaptığı direnç sonucu oluşan enine hareket
-
Balıkçının ayağıyla iterek çamur üstünde kaydırabileceği kadar hafif olan, küçük ve altı düz tekne
-
Bakınız yandan çarklı
- "O zamanki vapurlar ‘padıl’ denilen yandan çarklı gemilerdi."
-
[isim, denizcilik]
İki ucu veya bir ucu enli, kısa ve ince saplı kürek
- DIĞAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Yağ tavası
-
[isim, ağızlardan]
Yağ tavası
- TADIM
-
-
[isim, biyoloji]
Tatmak için ağza alınan miktar
-
Tat alma yetisi
- "Tadım duyumlarını beyne ulaştıran dilimizdir."
-
Tadına bakma
- "Tadım masası tadım uzmanlarına yetecek büyüklükte olmalı ve beyaz masa örtüsü kullanılmalıdır."
-
[isim, biyoloji]
Tatmak için ağza alınan miktar