İçinde doğru olan 23 kelime var. İçerisinde DOĞRU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında doğru olan kelimeler listesine ya da Sonu doğru ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

DOĞRULANMAK

10 Harfli Kelimeler

DOĞRUCULUK, DOĞRULAMAK, DOĞRULANMA, DOĞRULTMAÇ, DOĞRULTMAK, DOĞRULTMAN

9 Harfli Kelimeler

DOĞRULAMA, DOĞRULMAK, DOĞRULTMA

8 Harfli Kelimeler

DOĞRUDAN, DOĞRULMA, DOĞRULTU, DOĞRULUK, DOĞRULUM, DOĞRUSAL, DOĞRUSUZ, DOSDOĞRU

7 Harfli Kelimeler

DOĞRUCA, DOĞRUCU, DOĞRULU, DOĞRUSU

5 Harfli Kelimeler

DOĞRU


Kelime bulma makinesi

D O R U Ğ Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

DOĞRU

4 Harfli Kelimeler

DOĞU, DORU, ORDU

2 Harfli Kelimeler

DO, OD, UR

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DOĞRULANMAK

  1. [nsz] Doğrulama işine konu olmak veya doğrulama işi yapılmak

DOĞRULTMAÇ

  1. [isim] İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt, redresör

DOĞRUCULUK

  1. [isim] Doğrucu olma durumu
    • "Gönüllü doğruculuğun o kadarı tatlı anılar edinme şanslarını büyük çapta kısıtlar." (Refik Erduran)
  2. Bir insanın söz ve hareketleriyle kanaat ve inançlarının, düşünüşünün uyuşması

DOĞRULTMAK

  1. [-i] Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek
    • "Aralarında bellerini doğrultamayacak kadar yaşlıları da vardı." (Tarık Buğra)
  2. Düzeltmek
    • "Yanlışları doğrultmak."
  3. Yöneltmek
  4. Yön bulmak
    • "Karşıki tepeye bakarak yolu doğrultup geldim."
  5. Para sağlamak, kazanmak
    • "Bütçemizi doğrultur, pansiyoner olmaktan vazgeçeriz." (Atilla İlhan)

DOĞRULANMA

  1. [isim] Doğrulanmak işi

DOĞRULAMAK

  1. [-i] Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek, teyit etmek, tasdik etmek
    • "Olup bitenler ve başka kaynaklardan alınan haberler Ali Yusuf'u daima doğruluyordu." (Tarık Buğra)
  2. Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak

DOĞRULTMAN

  1. [isim] Bir nokta veya bir çizginin hareketine yön vererek bu hareketi yöneten şey
  2. Çizgi oluşturan noktanın veya yüzey oluşturan çizginin yönelmesi gereken doğrultuyu gösteren çizgi veya düzlem

DOĞRULAMA

  1. [isim] Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon
  2. Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılan işlemlerin bütünü

DOĞRULTMA

  1. [isim] Doğrultmak işi

DOĞRULMAK

  1. [nsz] Eğik veya eğri bir şey, düz bir duruma gelmek
  2. Oturan veya yatan bir kimse toparlanmak, dik bir duruma gelmek
    • "Uzandığım yerden hafifçe doğrularak onları çizmeye başlıyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [-e] Yönelmek
    • "Çocuk hızlı, paytak adımlarla parkın kapısına doğruldu." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Yeniden güçlenmek, kalkınmak
  5. Para sağlanmak, kazanılmak
    • "Nasıl, gündelik doğruldu mu?"

DOĞRUSUZ

  1. [sıfat] Doğrusu olmayan

DOĞRULTU

  1. [isim] Yön, istikamet
    • "Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda ... devletin gözetim ve denetimi altında yapılır." (Anayasa)
  2. Tutulan, izlenen yol
  3. Paralel olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayırt ettiren durum
    • "Düz gittiği veya geldiği düşünülen bir okun uzayda kalan izi, okun doğrultusunu gösterir."
  4. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol, istikamet

DOĞRULUK

  1. [isim] Doğru ve dürüst olma durumu, doğru olana yakışır davranış, dürüstlük, adalet
    • "Yazıyı yazana, bu dediklerinin doğruluğuna nasıl inansın okuyucu?" (Necati Cumalı)
  2. Düşüncenin gerçekle uyuşması, yargı ve önermelerin gerçeğe uygun olması

DOĞRULUM

  1. [isim] Yönelim

DOĞRUSAL

  1. [sıfat] Bir doğru ile ilgili olan
  2. Bir doğruyu izleyen
  3. Bir doğrunun denklemi birinci dereceden olduğu için birinci derece ifadelerine genel olarak verilen sıfat
    • "Doğrusal denklemler."

DOĞRUDAN

  1. [sıfat] Aracısız
    • "Doğrudan pazarlık."
  2. [zarf] Aracısız olarak, herhangi bir aracı kullanmadan
    • "Devreye girmeselerdi seninle doğrudan görüşmek niyetindeydim." (Ahmet Ümit)

DOĞRULMA

  1. [isim] Doğrulmak işi

DOSDOĞRU

  1. [sıfat] Çok doğru
  2. [zarf] Sağa sola sapmadan
    • "Dosdoğru dayımın karşısına geçerek bağırdım." (Peyami Safa)

DOĞRUCA

  1. [sıfat] Doğruya yakın
  2. [zarf] Hiçbir yöne sapmadan, dolaylı olmayarak, dolaşmayarak
    • "Belki doğruca Ankara'ya dönersin, değil mi?" (Etem İzzet Benice)

DOĞRUSU

  1. [zarf] Gerçeği söylemek gerekirse, gerçek şu ki
    • "Doğrusu ilk Türkçeleşme denemeleri de zevksizdirler." (Falih Rıfkı Atay)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü