Başında doğru olan 37 kelime var. Doğru ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde doğru olan kelimeler listesine ya da sonu doğru ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında doğru bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
DOĞRULATABİLMEK, DOĞRULAYABİLMEK
DOĞRULATABİLME, DOĞRULAYABİLME, DOĞRULTABİLMEK
DOĞRULABİLMEK, DOĞRULTABİLME, DOĞRULUVERMEK
DOĞRULABİLME, DOĞRULUVERME
DOĞRULANMAK, DOĞRULATMAK
DOĞRUCULUK, DOĞRULAMAK, DOĞRULANMA, DOĞRULATMA, DOĞRULAYIŞ, DOĞRULTMAÇ, DOĞRULTMAK, DOĞRULTMAN
DOĞRULAMA, DOĞRULMAK, DOĞRULTMA, DOĞRULTUŞ
DOĞRUDAN, DOĞRULMA, DOĞRULTU, DOĞRULUK, DOĞRULUM, DOĞRULUŞ, DOĞRUSAL, DOĞRUSUZ
DOĞRUCA, DOĞRUCU, DOĞRULU, DOĞRUSU
DOĞRU
Doğru Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
DOĞRU
4 Harfli Kelimeler
DOĞU, DORU, ORDU
3 Harfli Kelimeler
DUR
2 Harfli Kelimeler
DO, OD, UR
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DOĞRULATABİLMEK
-
-
[-i]
Doğrulatma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[-i]
Doğrulatma ihtimali veya imkânı bulunmak
- DOĞRULAYABİLMEK
-
-
[-i]
Doğrulama ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[-i]
Doğrulama ihtimali veya imkânı bulunmak
- DOĞRULATABİLME
-
-
[isim]
Doğrulatabilmek işi
-
[isim]
Doğrulatabilmek işi
- DOĞRULAYABİLME
-
-
[isim]
Doğrulayabilmek işi
-
[isim]
Doğrulayabilmek işi
- DOĞRULTABİLMEK
-
-
[isim]
Doğrultma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
Doğrultmaya gücü yetmek
-
[isim]
Doğrultma ihtimali veya imkânı bulunmak
- DOĞRULTABİLME
-
-
[isim]
Doğrultabilmek işi
-
[isim]
Doğrultabilmek işi
- DOĞRULABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Doğrulmak elinde olmak
-
[nesnesiz]
Doğrulmak elinde olmak
- DOĞRULUVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Aniden doğrulmak
- "Yahya Kemal, ağzının iki yanından pastasının çikolatası sızarken doğruluverdi."
-
[nesnesiz]
Aniden doğrulmak
- DOĞRULABİLME
-
-
[isim]
Doğrulabilmek işi
-
[isim]
Doğrulabilmek işi
- DOĞRULUVERME
-
-
[isim]
Doğruluvermek işi
-
[isim]
Doğruluvermek işi
- DOĞRULATMAK
-
-
[-i]
Herhangi bir bilginin doğru olduğunu teyit etmek
-
[-i]
Herhangi bir bilginin doğru olduğunu teyit etmek
- DOĞRULANMAK
-
-
[nesnesiz]
Doğrulama işine konu olmak veya doğrulama işi yapılmak; gerçeklenmek
- "Siyasetin çok önemli bir kuralı bir kez daha doğrulanıyordu."
-
[nesnesiz]
Doğrulama işine konu olmak veya doğrulama işi yapılmak; gerçeklenmek
- DOĞRULTMAÇ
-
-
[isim, fizik]
İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt; redresör
-
[isim, fizik]
İki yönlü bir dalgalı akımı, bir yönlü doğru akıma çevirmeye yarayan aygıt; redresör
- DOĞRULAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek; gerçeklemek, teyit etmek, tasdik etmek
- "Ağzı kilitli halktan ve senden başka beni doğrulayan yok."
-
[felsefe]
Bir önermenin doğruluğunu veya yanlışlığını belirlemek amacıyla olayları inceleyip araştırmak
-
[-i]
Bir şeyin doğru olduğunu ortaya koymak, desteklemek; gerçeklemek, teyit etmek, tasdik etmek
- DOĞRULATMA
-
-
[isim]
Doğrulatmak işi
-
[isim]
Doğrulatmak işi
- DOĞRUCULUK
-
-
[isim]
Doğrucu olma durumu; harbicilik
- "Gönüllü doğruculuğun o kadarı tatlı anılar edinme şanslarını büyük çapta kısıtlar."
-
[felsefe]
Bir insanın söz ve hareketleriyle düşünüşünün, kanaat ve inançlarının uyuşması
-
[isim]
Doğrucu olma durumu; harbicilik
- DOĞRULANMA
-
-
[isim]
Doğrulanmak işi
-
[isim]
Doğrulanmak işi
- DOĞRULAYIŞ
-
-
[isim]
Doğrulamak işi
-
[isim]
Doğrulamak işi
- DOĞRULTMAN
-
-
[isim, fizik]
Bir nokta veya bir çizginin hareketine yön vererek bu hareketi yöneten şey
-
[matematik]
Çizgi oluşturan noktanın veya yüzey oluşturan çizginin yönelmesi gereken doğrultuyu gösteren çizgi veya düzlem
-
[isim, fizik]
Bir nokta veya bir çizginin hareketine yön vererek bu hareketi yöneten şey
- DOĞRULTMAK
-
-
[-i]
Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek
- "Aralarında bellerini doğrultamayacak kadar yaşlıları da vardı."
-
Düzgün duruma getirmek
- "Yanlışları doğrultmak."
-
Bir şeye veya yere doğru yöneltmek
- "Ancak delikanlı, kargının sapını yere gömüp ucunu ata doğrultarak hasmının saldırısını engelliyordu."
-
Yön bulmak
- "Karşıki tepeye bakarak yolu doğrultup geldim."
-
Para sağlamak, kazanmak
- "Bütçemizi doğrultur, pansiyoner olmaktan vazgeçeriz."
-
[-i]
Doğrulmasını sağlamak, doğru duruma getirmek