İçinde dil olan 6 harfli 22 kelime var. İçerisinde DİL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dil olan kelimeler listesine ya da sonu dil ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Dil Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
DİL
2 Harfli Kelimeler
İD, İL
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DİLSİZ
-
-
[sıfat]
Konuşma engeli olan, konuşamayan; ahraz
-
[mecaz]
Ses çıkarmayan, sessiz olan (kimse)
-
[sıfat]
Konuşma engeli olan, konuşamayan; ahraz
- YEDİLİ
-
-
[sıfat]
Yedi parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden yedi tane bulunan
-
[isim]
İskambil gibi oyunlarda üzerinde yedi işareti bulunan kâğıt
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında her bendi yedi dizeden oluşmuş nazım birimi
-
[sıfat]
Yedi parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden yedi tane bulunan
- DİLLEK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız dedikoducu
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız dedikoducu
- SAFDİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣāf + Farsça dil
-
[sıfat, eskimiş, mecaz]
Bakınız saf (II)
- "Bir safdil hanımefendi, kızıma iyi bir koca bulduğunu yemin billah anlattı."
-
[sıfat, eskimiş, mecaz]
Bakınız saf (II)
- DİLDAŞ
-
-
[isim]
Aynı dili konuşanlardan her biri
-
[isim]
Aynı dili konuşanlardan her biri
- DİLOTU
-
-
[isim]
"Çok konuşmak" anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz
- "Mütemadiyen gülüp söylüyordum. Hacı Kalfa'nın ellerini dizlerine vurarak: -Dilotu mu yedin be kızım? diye bir gülmesi var ki..."
-
[isim]
"Çok konuşmak" anlamındaki dilotu yemek deyiminde geçen bir söz
- TEBDİL
-
Kelime Kökeni: Arapça tebdīl
-
[isim, eskimiş]
Bakınız değiştirme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız değiştirme
- DİLCİK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı
-
[müzik]
Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça
-
[hayvan bilimi]
Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm
-
[isim, bitki bilimi]
Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı
- EDİLME
-
-
[isim]
Edilmek işi
- "Çaylarımıza koşarlar, evimize davet edilmeyi nimet bilirler, etrafımızda dolaşırlar."
-
[isim]
Edilmek işi
- DİLHUN
-
Kelime Kökeni: Farsça dil + ḫūn
-
[isim]
İçi kan ağlayan, çok üzüntülü (kimse)
-
[isim]
İçi kan ağlayan, çok üzüntülü (kimse)
- MENDİL
-
Kelime Kökeni: Arapça mendīl
-
[isim]
Burun ve ter silmekte, el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde kumaş veya yumuşak, ince kâğıt
- "Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol."
-
İçine bazı şeyler konulan kumaş, yağlık
- "Sabahleyin erkenden işine gider, akşamüstü elinde dolu mendiliyle evine dönerdi."
-
[isim]
Burun ve ter silmekte, el ve yüz kurulamakta kullanılan küçük, kare biçiminde kumaş veya yumuşak, ince kâğıt
- DİLSEL
-
-
[sıfat]
Dille ilgili
-
[sıfat]
Dille ilgili
- DİLBAZ
-
Kelime Kökeni: Türkçe dil + Farsça -bāz
-
[sıfat]
Güzel söz söyleyen, konuşmasıyla ikna eden
- "Benli küheylan çok yaman, çok dilbaz, çok dessas bir karı."
-
[sıfat]
Güzel söz söyleyen, konuşmasıyla ikna eden
- EDİLGİ
-
-
[isim, felsefe]
Dışarıdan gelip bir şeyde belli bir değişiklik yapan iş veya bu işin sonucu; infial
-
[isim, felsefe]
Dışarıdan gelip bir şeyde belli bir değişiklik yapan iş veya bu işin sonucu; infial
- MUADİL
-
Kelime Kökeni: Arapça muʿādil
-
[sıfat]
Bakınız eş değer
-
[sıfat]
Bakınız eş değer
- DİLBER
-
Kelime Kökeni: Farsça dilber
-
[isim]
Alımlı, güzel kadın
- "Ala gözlü nazlı dilber / Koma beni el yerine"
-
[isim]
Alımlı, güzel kadın
- ANADİL
- ...
- ADİLİK
-
-
[isim]
Bakınız aşağılık
- "Düşünüyor, düşünüyor, düşündükçe iki gündür farkına vardığı mevcudiyetinin aşağılığını, sefaletini, adiliğini, mefkûresizliğini anlıyor..."
-
[isim]
Bakınız aşağılık
- DİLMEK
-
-
[-i]
Bir bütünü ince ve yassı parçalara ayırarak kesmek
- "Şimdi bu elemanları ince ince dileceğim."
-
Bakınız yarmak
-
[-i]
Bir bütünü ince ve yassı parçalara ayırarak kesmek
- KANDİL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳindīl
-
[isim]
İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı; yağ kandili
- "Gece kandili birdenbire sönmüş, oda zifirî karanlık kesilmişti."
-
Bakınız kandil gecesi
-
[argo]
Bakınız kör kandil
-
[isim]
İçinde sıvı bir yağ ve fitil bulunan kaptan oluşmuş aydınlatma aracı; yağ kandili