İçinde di olan 3 harfli 9 kelime var. İçerisinde Dİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında di olan kelimeler listesine ya da sonu di ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Di Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D İ

2 Harfli Kelimeler

İD

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UDİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿūdī

  1. [isim, müzik] Ut çalan sanatkâr; utçu
    • "... ortalık yatışırken kahveye udiler geldi, gece yarısına kadar şarkılar söylendi, dinleyenler el çırparak eşlik ettiler." (Özcan Yurdalan)
ADİ

Kelime Kökeni: Arapça ʿādī

  1. [sıfat] Sıradan, hiçbir özelliği olmayan
    • "Sonra redingot devri geldi ve redingot içinden yarı uşak, yarı kapı kulu, riyakâr, adi bir nesil türedi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Kalitesiz, kötü olan (mal)
  3. [mecaz] Bakınız aşağı
    • "Bunlar çok adi ve fena insanlardı." (Reşat Nuri Güntekin)
DİŞ

  1. [isim, anatomi] Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri
  2. Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri
    • "Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane
    • "Bir diş sarımsak, iki diş karanfil."
  4. Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm
  5. [hayvan bilimi] Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar
DİZ

  1. [isim, anatomi] Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer
    • "Bir iskemlede ellerini dizlerine sermiş, sessizce oturuyordu." (Ayla Kutlu)
  2. Oturulduğunda uyluğun üst yanı
DİP

  1. [isim] Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü; derin
    • "Denizin dibinde oltanın ucu, etrafında izmaritler oynaşıyor." (Ahmet Ümit)
  2. Bakınız taban (I)
    • "Tencerenin dibi."
  3. Dikili duran bir şeyin yerle birleştiği nokta ve çevresi veya bir şeyin yanı başı
    • "Erkeklerin hepsi duvar dibindeydiler şimdi." (Ayşe Kulin)
  4. Kapalı bir yerin kapıya göre en uzak bölümü
    • "Karagöz perdesinin karşısına dizilmiş koltuklardan en diptekine oturdu." (Attilâ İlhan)
  5. Bakınız kıç
    • "Hepsi de tavuğun dibinden sabah sabah çıkmış, taptazedir." (Ercüment Ekrem Talu)
DİL

  1. [isim] Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ; tat alma organı
    • "Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki..." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [dil bilimi] İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan, uzlaşmaya dayalı olarak oluşturulmuş sesli veya görsel işaretler sistemi; lisan, zeban
    • "Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi
    • "Halk dilinin günebakan ismini verdiği bu çiçek, güneşe âşıktır." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  4. Belli mesleklere özgü söz dağarcığı
    • "Hukuk dili."
  5. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı
    • "Hiçbir zaman onların arasına katılabilecek bir dil bulamadım." (Reha Mağden)
  6. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri
    • "Terazi dili."
  7. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili
    • "Birkaç dilim ekmek, ince bir iki dilim peynir veya dil, bazen de haşlanmış bir sebze yemeği." (Sait Faik Abasıyanık)
  8. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası
  9. [tarih] Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak
  10. [coğrafya] Bakınız kıstak
  11. [denizcilik] Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek
    • "İki dilli makara."
  12. [müzik] Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak
  13. [ağızlardan] Bakınız anahtar
EDİ

  1. [isim] Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde kullanılan bir söz
DİN

Kelime Kökeni: Arapça dīn

  1. [isim, din bilimi] Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum; diyanet
    • "Her dinin mabetleri bütün müminlere açıktır." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. [din bilimi] Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen
    • "Yazık ki bu sanat ve din bahsinde bana arkadaşlık edecek kültürde değil." (Refik Halit Karay)
  3. [mecaz] İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü; kült
DİK

  1. [sıfat] Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan
  2. Yatık durmayan, sert olan
    • "Dik saç."
  3. Sert, kalın, tok (ses)
    • "Sesi dik ve küstahtı, söylediklerini aşağı salonda bekleşen komşular işittiler." (Attilâ İlhan)
  4. Sert olan (bakış)
  5. Ters, aksi olan (söz)
  6. Kaba, yersiz olan (davranış)
    • "Kaba denilecek kadar ani ve dik bir davranışla halasını bıraktı ve kalktı." (Halide Edip Adıvar)
  7. [matematik] Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş
    • "Dik açı. Dikdörtgen. Dik yamuk."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü