İçinde di olan 3 harfli 9 kelime var. İçerisinde Dİ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında di olan kelimeler listesine ya da sonu di ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Di Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
D İ
2 Harfli Kelimeler
İD
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- UDİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿūdī
-
[isim, müzik]
Ut çalan sanatkâr; utçu
- "... ortalık yatışırken kahveye udiler geldi, gece yarısına kadar şarkılar söylendi, dinleyenler el çırparak eşlik ettiler."
-
[isim, müzik]
Ut çalan sanatkâr; utçu
- ADİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿādī
-
[sıfat]
Sıradan, hiçbir özelliği olmayan
- "Sonra redingot devri geldi ve redingot içinden yarı uşak, yarı kapı kulu, riyakâr, adi bir nesil türedi."
-
Kalitesiz, kötü olan (mal)
-
[mecaz]
Bakınız aşağı
- "Bunlar çok adi ve fena insanlardı."
-
[sıfat]
Sıradan, hiçbir özelliği olmayan
- DİŞ
-
-
[isim, anatomi]
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri
-
Çark, testere, tarak vb. çentikli şeylerdeki çıkıntıların her biri
- "Çarkın dişleri tebessüm eder gibi tatlı bir ses çıkardı."
-
Sarımsak dilimi, karanfil vb.nde dişe benzetilen tane
- "Bir diş sarımsak, iki diş karanfil."
-
Bazı dantel ve işlemelerin kenarlarındaki yuvarlak sivri bölüm
-
[hayvan bilimi]
Omurgalı hayvanların çenelerinde veya ilkel yapılı omurgalıların gırtlak ve ağızlarında bulunan kemiksi sert parçalar
-
[isim, anatomi]
Çene kemiklerinin üstüne dizili, ısırıp koparmaya ve çiğnemeye yarayan sert, beyaz organlardan her biri
- DİZ
-
-
[isim, anatomi]
Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer
- "Bir iskemlede ellerini dizlerine sermiş, sessizce oturuyordu."
-
Oturulduğunda uyluğun üst yanı
-
[isim, anatomi]
Kaval, baldır ve uyluk kemiğinin birleştiği yer
- DİP
-
-
[isim]
Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü; derin
- "Denizin dibinde oltanın ucu, etrafında izmaritler oynaşıyor."
-
Bakınız taban (I)
- "Tencerenin dibi."
-
Dikili duran bir şeyin yerle birleştiği nokta ve çevresi veya bir şeyin yanı başı
- "Erkeklerin hepsi duvar dibindeydiler şimdi."
-
Kapalı bir yerin kapıya göre en uzak bölümü
- "Karagöz perdesinin karşısına dizilmiş koltuklardan en diptekine oturdu."
-
Bakınız kıç
- "Hepsi de tavuğun dibinden sabah sabah çıkmış, taptazedir."
-
[isim]
Oyuk veya çukur bir şeyin en alt bölümü; derin
- DİL
-
-
[isim]
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ; tat alma organı
- "Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki..."
-
[dil bilimi]
İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan, uzlaşmaya dayalı olarak oluşturulmuş sesli veya görsel işaretler sistemi; lisan, zeban
- "Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu."
-
Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi
- "Halk dilinin günebakan ismini verdiği bu çiçek, güneşe âşıktır."
-
Belli mesleklere özgü söz dağarcığı
- "Hukuk dili."
-
Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı
- "Hiçbir zaman onların arasına katılabilecek bir dil bulamadım."
-
Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri
- "Terazi dili."
-
Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili
- "Birkaç dilim ekmek, ince bir iki dilim peynir veya dil, bazen de haşlanmış bir sebze yemeği."
-
Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası
-
[tarih]
Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak
-
[coğrafya]
Bakınız kıstak
-
[denizcilik]
Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek
- "İki dilli makara."
-
[müzik]
Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak
-
[ağızlardan]
Bakınız anahtar
-
[isim]
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ; tat alma organı
- EDİ
-
-
[isim]
Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde kullanılan bir söz
-
[isim]
Birbiriyle iyi anlaşan iki yaşlının baş başa kalışını anlatan Edi ile Büdü, Şakire Dudu deyiminde kullanılan bir söz
- DİN
-
Kelime Kökeni: Arapça dīn
-
[isim, din bilimi]
Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum; diyanet
- "Her dinin mabetleri bütün müminlere açıktır."
-
[din bilimi]
Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen
- "Yazık ki bu sanat ve din bahsinde bana arkadaşlık edecek kültürde değil."
-
[mecaz]
İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü; kült
-
[isim, din bilimi]
Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum; diyanet
- DİK
-
-
[sıfat]
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan
-
Yatık durmayan, sert olan
- "Dik saç."
-
Sert, kalın, tok (ses)
- "Sesi dik ve küstahtı, söylediklerini aşağı salonda bekleşen komşular işittiler."
-
Sert olan (bakış)
-
Ters, aksi olan (söz)
-
Kaba, yersiz olan (davranış)
- "Kaba denilecek kadar ani ve dik bir davranışla halasını bıraktı ve kalktı."
-
[matematik]
Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş
- "Dik açı. Dikdörtgen. Dik yamuk."
-
[sıfat]
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan