İçinde dam olan 5 harfli 15 kelime var. İçerisinde DAM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dam olan kelimeler listesine ya da sonu dam ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Dam Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A D M
3 Harfli Kelimeler
DAM
2 Harfli Kelimeler
AD, AM, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DAMAK
-
-
[isim, anatomi]
Ağız boşluğunun tavanı
- "Nasıl oldu bilinemez, ikinci bir çöp damağına saplandı."
-
[isim, anatomi]
Ağız boşluğunun tavanı
- DAMAL
-
-
[isim]
Ardahan iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ardahan iline bağlı ilçelerden biri
- DAMAR
-
-
[isim, anatomi]
Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal
- "Alnında ve şakaklarında şişen damarlar ağrıyordu."
-
Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi
- "Salonun bir duvarında altın yaldızlı, oymalı çerçeveli kocaman bir ayna, aynanın önünde de üstünde damar damar renkli mermer olan bacakları oymalı masa vardı."
-
Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı
- "Zengin bir altın damarı."
-
[mecaz]
Soy, yaradılış
-
[mecaz]
Kuvvetle kendini gösteren huy, tabiat, hâkim özellik
- "Keçi damarı. Şairlik damarı."
-
[bitki bilimi]
İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru
-
[hayvan bilimi]
Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ
-
[isim, anatomi]
Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal
- İKDAM
-
Kelime Kökeni: Arapça iḳdām
-
[isim, eskimiş]
Gayretle çalışma, sürekli uğraşma
-
[isim, eskimiş]
Gayretle çalışma, sürekli uğraşma
- DAMAT
-
Kelime Kökeni: Farsça dāmād
-
[isim]
Evlenmekte olan bir erkeğe, evlenme töreni sırasında verilen ad; güvey, güveyi, eloğlu
- "Herhâlde damat beyin büyük bir ihtirası vardı, zira zaruret içinde sayılmazdı, yüz yirmi lira aylık alıyordu."
-
Bir kızın ailesinden olan büyüklere göre kızın kocası; güvey, güveyi, eloğlu
- "Babası da beni damat adayı olarak görüyordu."
-
[tarih]
Padişah soyundan kız almış olan kimse
-
[isim]
Evlenmekte olan bir erkeğe, evlenme töreni sırasında verilen ad; güvey, güveyi, eloğlu
- DAMLA
-
-
[isim]
Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı; katre
- "Elime bir damla yağmur düştü."
-
Damlalıkla kullanılan ilaç
- "Hastaneden çıkınca yakınlarda bulunan bir gözlükçüden gözlüklerimi, gözlükçünün hemen yanındaki eczaneden de göz damlasını aldık."
-
[ağızlardan]
Kalbe inen felç
- "Damladan ölmüş."
-
[mecaz]
Çok az miktar
- "Keyfin damlası karıştığı zaman, hak hak olmaktan, adalet adalet olmaktan çıkar."
-
[sıfat]
Damla biçiminde olan (ziynet)
- "Yıldızlar damla elmas olmuş, karanlık gecesini ışıklıyor; rüzgârlar türkü, dallar saz olmuş, senin için söylenip çalınıyor."
-
[isim]
Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda sıvı; katre
- DAMLI
-
-
[sıfat]
Damı olan
-
[sıfat]
Damı olan
- İDAME
-
Kelime Kökeni: Arapça idāme
-
[isim, eskimiş]
Sürdürme, devam ettirme
-
[isim, eskimiş]
Sürdürme, devam ettirme
- MADAM
-
Kelime Kökeni: Fransızca madame
-
[isim]
Fransa'da evli kadınlara verilen san; madama
-
Türkiye'de Müslüman olmayan evli kadın; madama
-
[isim]
Fransa'da evli kadınlara verilen san; madama
- ADAMI
-
-
bir işi en iyi yapan
-
bir işi en iyi yapan
- ADAMA
-
-
[isim]
Adamak işi
- "Eserine adaması gerektiği zaman nedeniyle beni mutlu edememekten korktuğunu sık sık söylerdi."
-
[isim]
Adamak işi
- ÇIDAM
-
Kelime Kökeni: Moğolca
- ENDAM
-
Kelime Kökeni: Farsça endām
-
[isim]
Bakınız boy pos
- "Yıldız'a sezdirmeden genç kızın endamına bakakaldı."
-
[isim]
Bakınız boy pos
- CUDAM
-
-
[isim, ağızlardan]
Beceriksiz, güçsüz, görgüsüz kimse
- "Velakin bu adam onları adam edeceğine cudam ediyor, buyurdun. Ne etmişiz de cudam olmuşlar?"
-
[isim, ağızlardan]
Beceriksiz, güçsüz, görgüsüz kimse
- DAMGA
-
-
[isim]
Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç
-
Bu araçla basılan nişan, işaret
-
[mecaz]
Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum
- "Orada da haksız damgalar altında kalırsan ne olacak?"
-
Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik
-
[isim]
Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç