İçinde dak olan 7 harfli 13 kelime var. İçerisinde DAK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında dak olan kelimeler listesine ya da sonu dak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Dak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A D K

2 Harfli Kelimeler

AD, AK

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ODAKSIZ

  1. [sıfat] Herhangi bir şeye odaklanmamış, odağı olmayan
    • "Büyük kentin hissiz, dağılmış, odaksız, televizyon bakışımlı fanus özneleri dışa, topluma değil; içe, bir türlü birey olamayan bireyciğe doğru sürüklenmişlerdir." (Funda Başaran)
  2. [fizik] İki mercekten birincisinin görüntü odağı ikincisinin cisim odağı ile çakıştırılarak odakları sonsuza atılmış, merkezlenmiş olan (optik düzenek)
SADAKOR

Kelime Kökeni: İtalyanca seta cruda

  1. [isim] Düz dokunmuş, açık saman renginde bir tür ipek kumaş
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılan
    • "Sırtında tiril tiril sadakor gömlek..." (Haldun Taner)
SADAKAT

Kelime Kökeni: Arapça ṣadāḳat

  1. [isim] İçten bağlılık
    • "Nerede sadakat beklersek orada ihanete uğrarız." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Sağlam, güçlü dostluk
DAKTİLO

Kelime Kökeni: Fransızca dactylo

  1. [isim] Bakınız yazı makinesi
    • "Aynı paragraf başları, aynı satır aralıkları, eminim yazıldıkları daktilo bile aynıdır." (Ahmet Ümit)
  2. Bakınız daktilograf
    • "Bir daktilonun ille hanende olması şart değildir." (Haldun Taner)
ADAKSIZ

  1. [sıfat] Adağı olmayan, adak adamamış olan
  2. [ağızlardan] Nişanlı olmayan
BUDAKLI

  1. [sıfat] Budağı olan; düğümlü
    • "Başmubassır, budaklı kızılcık dalına meraklı idi." (Falih Rıfkı Atay)
ÜÇBUDAK

  1. [isim, bitki bilimi] İzmir'de üretilen bir tütün türü
FEDAKAR

Kelime Kökeni: Arapça fidāʾ + Farsça -kār

  1. [sıfat] Bakınız özverili
    • "Senin genç, temiz ve fedakâr ruhunu bu felaketten esirgemek isterim." (Hüseyin Cahit Yalçın)
SADAKLI

  1. [sıfat] Sadağı olan
    • "Hepsi de kılıç kuşanmıştır; yaylı, sadaklı, topuzludur." (Tarık Buğra)
DUDAKLI

  1. [sıfat] Dudağı olan
PATADAK

  1. [zarf] Bakınız ansızın
    • "Ellerim kulaklarımda olduğundan ikide birde patadak odanın ortasına yuvarlanıyorum." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
ADAKLIK

  1. [isim] Adak adanan yer
  2. [sıfat] Adak olarak ayrılmış (hayvan)
    • "Bu yüzden hangi tekkede bir kurban kesildiğini yahut nereye bir adaklık koç götürüldüğünü görseler oraya koşarlarmış." (İskender Pala)
IŞILDAK

  1. [isim] Karanlıkta bir hedefi aydınlatmak için kullanılan dar, uzun bir ışın demeti çıkaran ışık kaynağı; projektör
    • "Çamlıca sırtlarında iki uçaksavar ışıldağı karanlık gökyüzünü tarıyorlardı." (Haldun Taner)
  2. [sıfat, ağızlardan] Parlayan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü