İçinde d olan 4 harfli 180 kelime var. İçerisinde D harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında d harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu d harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DAVA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma
    • "Dayak yiyen kadın kimi, kime dava edecek?" (Aka Gündüz)
    • "Danıştay, davaları görmek ... ve kanunlarla gösterilen diğer işleri yapmakla görevlidir." (Anayasa)
    • "Davayı kazanamazlar, kanunlar kiracıdan yana." (Ayşe Kulin)
    • "Bütün edebiyatım, Tanin gazetesinin cumartesi sayılarında garpçılık davasını gütmekle geçiyor." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Sav
    • "Erkekler davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  3. Sorun
    • "O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz." (Yahya Kemal Beyatlı)
  4. Ülkü
    • "Ankara'nın bırakılışını Türkiye'nin ve davanın bırakılışı sayanlar vardı." (Tarık Buğra)
  5. Sevgili

DANS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Müzik temposuna uyularak yapılan ve estetik değer taşıyan düzenli vücut hareketleri, raks
    • "Herkesin içinde dans öğrenmem şık olur." (Peyami Safa)
    • "Demin tek başına dans ederek yaptığım soytarılıklardan utanıyorum." (Refik Halit Karay)

DİRİ

  1. [sıfat] Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı
    • "Senin ölün değil, bana dirin lazım." (Ömer Seyfettin)
  2. Güçlü, zinde
    • "Diri bir adam."
    • "Pirinçler biraz diri kalmış."
  3. Solmamış, pörsümemiş
    • "Diri çiçek. Diri yaprak."
  4. Gereği kadar pişmemiş

DİVA
...
GİDİ

  1. [ünlem] Azarlama sözü
    • "Seni gidi seni!"
  2. Bir şeye duyulan özlem ve isteği belirtmek için kullanılan bir söz
    • "Hey gidi günler hey! Hey gidi gençlik hey!"
  3. [sıfat] Ahlaksız, pezevenk

SEDA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ses
    • "Alenen ortaya çıkmak ve milletin hukuku namına, yüksek seda ile bağırmak ve bütün milleti bu sedaya iştirak ettirmek lazımdır." (Atatürk)

DANG

Kelime Kökeni : İspanyolca

  1. [isim] Başta, kaslarda, oynaklarda ağrılar yapan, vücutta kızıl lekeler gösteren, ateşli ve salgın bir hastalık

DUKA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Dük unvanının eskiden kullanılan biçimi
    • "Sırplar bir defa İpek'te kongreye benzer bir toplantı yaparak imparatorluktan ayrılmak ve Sırbistan tacını Savoie dukasına vermek istediler." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bir çeşit Venedik altın akçesi

CEDİ
...
DUMA
...
ADAP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Töre
  2. Yol yordam, yol yöntem
    • "Edebiyatın da kendine mahsus adabı var." (Orhan Veli Kanık)

DRAM

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Sahnede oynanmak için yazılmış oyun
  2. Acıklı, üzüntülü olayları, bazen güldürücü yönlerini de katarak konu alan sahne oyunu veya televizyon filmi
  3. Tiyatro edebiyatı
  4. Acıklı olay
    • "İhtiyarın ve umumiyetle insanın dramı nedir, bilir misiniz?" (Burhan Felek)

FİDE

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Tohumdan yetiştirilip başka yerlere dikilmek için hazırlanan sebze veya körpe çiçek

SADA

  1. [isim] Bakınız seda

EDİK

  1. [isim] Yumuşak ve renkli sahtiyandan yapılmış yarım konçlu lapçın
  2. Kısa çizme

ÖDEV

  1. [isim] Yapılması, yerine getirilmesi, insanlık duygusu, töre ve yasa bakımından gerekli olan iş veya davranış, vazife, vecibe
    • "Doktor da rahattır. Ödevini yapmıştır." (Haldun Taner)
  2. Öğretmenin öğrencilere okul dışında yapmaları için verdiği çalışma

PİDE

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Mayalı hamurdan yapılan, isteğe göre üzerine yumurta, kıyma, peynir, pastırma vb. konarak pişirilen, ince, yayvan yiyecek
    • "Minderler pide gibi olmuş."

DAYI

  1. [isim] Annenin erkek kardeşi
  2. Cesur, yiğit
  3. [ünlem] Yaşlı erkeklere söylenen bir seslenme sözü
    • "O kadarcık okumaktan kanun anlaşılsa avukata ekmek mi kalırdı, dayı!" (Sait Faik Abasıyanık)
  4. Kayırıcı
    • "Bunların çok bariz olan bir tarafı da siyasi dayıları sık sık değiştirmeleridir." (Peyami Safa)
  5. Kabadayı
  6. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Tunus, Cezayir ve Trablusgarp'ta seçimle başa getirilen yönetici

DERİ

  1. [isim] İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten
    • "Bütün kemikleri, ince bir deri altında birer birer sayılıyordu." (Peyami Safa)
    • "Bu efendi, derisi kemiklerine yapışmış, gözleri çukura kaçmış, hastaneye yatırılacak kılığa girmişti." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [sıfat] Bu tabakadan yapılmış
    • "Üstünde yine o siyah deri pardösüsü, kolunda siyah deri çantası." (Necati Cumalı)
  3. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu
    • "Tefecilerin eline düşerse derisini yüzerler."
  4. Soyulmadan yenen yemişlerin ince kabuğu veya soyulan yemişlerde kabuk altındaki zar

UHDE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Birinin yapmakla yükümlü olduğu iş, görev
    • "Bu işi tek bir kişiye verseniz yine uhdesinden gelir çünkü yapacağı bellidir." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Kulübün masrafını Türk azalar uhdelerine almışlardır." (Ömer Seyfettin)
  2. Sorumluluk

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü