İçinde cılız olan 4 kelime var. İçerisinde CILIZ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında cılız olan kelimeler listesine ya da sonu cılız ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

CILIZLAŞMAK

10 Harfli Kelimeler

CILIZLAŞMA

8 Harfli Kelimeler

CILIZLIK

5 Harfli Kelimeler

CILIZ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Cılız Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

C I I L Z

5 Harfli Kelimeler

CILIZ

3 Harfli Kelimeler

CIZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CILIZLAŞMAK

  1. [nesnesiz] Zayıf ve güçsüz olmak
  2. Bakınız sıskalaşmak
    • "İşte yıllar var ki o dert büyüdükçe adam da bostan kökeni gibi cılızlaştı, soldu, kurudu." (Fahri Erdinç)
  3. Basit, değersiz, önemsiz olmak
    • "Bir yandan da bakıyoruz, romantik ruh cılızlaştı." (Talât Sait Halman)
  4. [mecaz] Gücünü, değerini yitirmek
    • "1908'den sonra dilden Osmanlı sözcükleri atıldıkça dil cılızlaştı, bu dille yazan şairler, yazarlar da perişan oldular." (Yaşar Kemal)
CILIZLAŞMA

  1. [isim] Cılızlaşmak işi
    • "Çünkü, sürekli savaşların yoğunluğu, fakirleşme ve cılızlaşma belirtilerini doğuracaktır." (Hasan Basri Öngel)
CILIZLIK

  1. [isim] Cılız olma durumu
  2. Bakınız sıskalık
    • "İkimiz de bir çocuk cılızlığı içinde afacan ve ele avuca sığmazdık." (Sait Faik Abasıyanık)
CILIZ

  1. [sıfat] Bakınız sıska
    • "Hanın sahibi cılız bir adamdı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Gelişememiş, ufak kalmış (bitki, ağaç)
    • "Taşkın kovuklarda bitmiş cılız sarı çiçekleri koparıp ayaklarımın altından geçen suya atıyor, dalgın dalgın düşünüyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Parlaklığı az veya azalmış olan (ışık)
    • "Ambarda, tavana tutturulmuş cılız ışıklar, arada sönecekmiş gibi pırpırlanıyordu." (Burhan Günel)
  4. Bakınız ince
    • "Bir zamanlar asma köprünün bulunduğu yerde şimdi cılız bir halat vardı." (Ayşe Kulin)
  5. Basit ve değersiz olan (şey)
    • "Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu." (Burhan Felek)
  6. [zarf] Belli belirsiz bir biçimde
    • "Sesi öylesine cılız çıktı ki dudaklarının arasından sadece saf efendi onun söylediklerini duydu." (Muammer Yüksel)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü