İçinde cık olan 7 harfli 23 kelime var. İçerisinde CIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında cık olan kelimeler listesine ya da sonu cık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DARACIK

  1. [sıfat] Çok dar
    • "Daracık ve bozuk kaldırımlardan çamurlu sular akıyordu." (Tarık Buğra)
BABACIK

  1. [isim] Babalara sevgiyle yaklaşıldığını belirten bir söz
    • "Ertesi gün okulun yolunu tutunca yine üniformalarının içinde anacıklarının, babacıklarının görmek istedikleri masum çocuksu hâllerine dönerler." (Haldun Taner)
ARPACIK

  1. [isim, tıp] Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban; itdirseği
    • "Sol gözümde arpacık çıktı." (Metin Savaş)
  2. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı
GICIKÇA

  1. [sıfat] Gıcık bir biçimde olan
  2. [zarf] Gıcık bir biçimde
KINACIK

  1. [isim] Buğday pası mantarının, tahıl bitkilerinin sap ve yapraklarında oluşturduğu pas rengindeki hastalık
ADAMCIK

  1. [isim, mecaz] Kendisine acınılan kimse
    • "Bir tarafa dayanıp durdum. Adamcık benimle hiç meşgul olmuyor göründü." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Yerilen, küçümsenen kimse
ŞURACIK

  1. [isim] Yakın ve belirli bir yer
  2. Tam burası
    • "Hemen, şimdi, şuracıkta, gece yarısı bizi evlendireceksin!" (Refik Halit Karay)
ALÇACIK

  1. [sıfat] Çok alçak
    • "Alçacık eşik taşını atlayarak odanın taşlığına girerdiniz." (Ayla Kutlu)
ACIKMAK

  1. [nesnesiz] Yemek yeme gereksinimi duymak
    • "Onların da karnı acıkmış olacak ki söz yemekten açıldı." (Fikret Otyam)
ELMACIK

  1. [isim, anatomi] Bakınız elmacık kemiği
BURACIK

  1. [isim] Yakın ve belirli bir yer
  2. İçinde bulunulan yer, tam burası
    • "Ben şimdi buracıkta tarağımı düşürmüşüm, gördünüz mü?" (Osman Cemal Kaygılı)
KAPICIK

  1. [isim, bitki bilimi] Yumurtacığın tepesinde bulunan ve yumurtacık zarlarının iyice bitişmemesinden oluşan ağız
KISACIK

  1. [sıfat] Çok kısa; kısarak
    • "Kısacık haberi yutarcasına okumuş." (Attilâ İlhan)
  2. [zarf] Çok kısa olarak
    • "Süssüz, boyasız bir genç kız, saçları kısacık kesilmiş." (Attilâ İlhan)
MASACIK

  1. [isim] Küçük masa
    • "Önümüzde sakat ve her tarafı yenik masacıklar duruyor." (Refik Halit Karay)
ARSACIK

  1. [isim] Küçük arsa
    • "Bu boş arsacıkta, yan yatırılmış bir bayram salıncağı duruyor." (Memduh Şevket Esendal)
ACIKARA

  1. [isim, bitki bilimi] Sık, yuvarlak ve küçük taneli bir tür ekşi üzüm
AMCACIK

  1. [isim] Amca sözünün sevgiyle dolu söylenen biçimi
    • "Hayat her zaman gülistan değil, amcacığım." (Mahmut Yesari)
SICACIK

  1. [sıfat] Yeter derecede ve hoşa giden bir sıcaklığı olan
  2. [mecaz] İçten, samimi, sevimli
    • "Rustik barlarda her şey sıcacık ve tahtadır." (Çetin Altan)
AYANCIK

  1. [isim] Sinop iline bağlı ilçelerden biri
SARICIK

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız sarıasma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü