İçinde cık olan 10 harfli 25 kelime var. İçerisinde CIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında cık olan kelimeler listesine ya da Sonu cık ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KANALCIKLI
-
-
[sıfat]
Kanalcığı olan
- "Önde hava kanalcıklı disk ile arkada da kampana kullanılmış."
-
[sıfat]
Kanalcığı olan
- YUMURTACIK
-
-
[isim]
Canlılarda dişinin, döllenip oğulcuk durumuna gelmesi için çıkardığı üreme hücresi
-
Kapalı tohumlularda, döllenmeden sonra değişikliğe uğrayarak tohumu oluşturan bölüm
-
[isim]
Canlılarda dişinin, döllenip oğulcuk durumuna gelmesi için çıkardığı üreme hücresi
- VICIKLAMAK
-
-
[-i]
Sulu veya yumuşak şeyleri avuç içinde ezmek, vıcık duruma getirmek
-
[-i]
Sulu veya yumuşak şeyleri avuç içinde ezmek, vıcık duruma getirmek
- SICACIKLIK
- ...
- ACIKIVERME
-
-
[isim]
Acıkıvermek işi veya durumu
-
[isim]
Acıkıvermek işi veya durumu
- KOLAYCACIK
-
-
[sıfat]
Çok kolay
-
[zarf]
(kola'ycacık) Çok kolay bir biçimde
- "Kapının sarı tokmağını avuçlayıp çeviriyor, kolaycacık açılıyor kapı." (Zeyyat Selimoğlu)
-
[sıfat]
Çok kolay
- GICIKLAYIŞ
-
-
[isim]
Gıcıklama işi veya biçimi
-
[isim]
Gıcıklama işi veya biçimi
- KABARCIKLI
-
-
[sıfat]
Kabarcıklı olan
- "Üstü ayran kabarcıklı tereyağını sıcak tandır ekmeğine sürer, yerdi." (Yahya Kemal)
-
[sıfat]
Kabarcıklı olan
- YUVARLACIK
-
-
[sıfat]
Küçük ve yuvarlak
- "Nil yuvarlacık kalçalarına, seyredenlerle alay eden bir eda vermeyi bilmişti." (Refik Halit Karay)
-
[sıfat]
Küçük ve yuvarlak
- YAPMACIKLI
-
-
[sıfat]
İçtenliği olmayan, içten olmayan
- "Öyle ince yapmacıklı aktris tavırlı, sahte bir kız değildi." (Ömer Seyfettin)
-
[sıfat]
İçtenliği olmayan, içten olmayan
- DAPDARACIK
-
-
[sıfat]
Çok dar
- "Karanlık ve kaldırımları bozuk bu dapdaracık sokağa saptılar." (Ercüment Ekrem Talu)
-
[sıfat]
Çok dar
- YAVAŞÇACIK
-
-
[zarf]
Çok yavaş, usulcacık
-
[zarf]
Çok yavaş, usulcacık
- GARİBANCIK
- ...
- PARÇACIKLI
- ...
- DASDARACIK
-
-
[sıfat]
Çok dar
- "Dasdaracık bir pantolon altından koca ayaklar çıkıyor." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Çok dar
- MINCIKLAMA
-
-
[isim]
Mıncıklamak işi
-
[isim]
Mıncıklamak işi
- GICIKLANMA
-
-
[isim]
Gıcıklanmak işi
-
[isim]
Gıcıklanmak işi
- ACIKABİLME
-
-
[isim]
Acıkabilmek işi veya durumu
-
[isim]
Acıkabilmek işi veya durumu
- ACIKTIRMAK
-
-
[-i]
Açlık duymasına sebep olmak
- "Bu hava, bu su insanı çabuk acıktırır."
-
Aç bırakmak, yeterince doyurmamak
-
[-i]
Açlık duymasına sebep olmak
- TANITIMCIK
- ...