İçinde bu olan 5 harfli 67 kelime var. İçerisinde BU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bu olan kelimeler listesine ya da sonu bu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BUŞON

Kelime Kökeni: Fransızca bouchon

  1. [isim] Şişeyi kapatmaya yarayan tapa
BUHUR

Kelime Kökeni: Arapça baḫūr

  1. [isim] Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler
  2. [eskimiş] Bakınız tütsü
    • "Standart düşünceye mumlar yakılan, buhurlar serpilen yurdumuzda, aydınla kitle arasında ummanlar var." (Cemil Meriç)
BUĞUR

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız buğra
BUZCU

  1. [isim] Buz satan kimse
SÜBUT

Kelime Kökeni: Arapça s̱ubūt

  1. [isim] Gerçekleşme, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma
BUĞUZ

Kelime Kökeni: Arapça buġż

  1. [isim, eskimiş] Kin besleme, nefret etme
BUÇUK

  1. [sıfat] ... ve yarım
    • "Üç buçuk senedir ben bu sallantıya şahit oldum." (Peyami Safa)
BABUN

Kelime Kökeni: Fransızca babouin

  1. [isim, hayvan bilimi] Yerde yaşayan, köpeksi, iri yarı, etçil bir maymun türü
METBU

Kelime Kökeni: Arapça metbūʿ

  1. [sıfat, eskimiş] Kendisine bağlanılan
KABUL

Kelime Kökeni: Arapça ḳabūl

  1. [isim] Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma
    • "Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden" (Cahit Sıtkı Tarancı)
  2. Konukları veya işi olanları yanına, katına alma
    • "Başımı kaşıyacak vaktim yok. Kabul saatlerine dikkat oluna!" (Nâzım Hikmet)
  3. Sunulan bir şeyi, armağanı alma
  4. Bir öneriyi uygun bulma
  5. Bir yere alınma
    • "Okula kabulüm için dilekçe verdim."
  6. [ticaret] Bakınız akseptans
ZEBUR

Kelime Kökeni: Arapça zebūr

  1. [isim] Hz. Davut'a gönderilen, Tanrı buyruklarını içeren kutsal kitap
KABUK

  1. [isim] Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm; kışır
    • "Ağaç kabuğu."
    • "Meyve kabuğu."
    • "Midye kabuğu."
  2. Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü
  3. [gök bilimi, coğrafya] Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman
    • "Yer kabuğu."
  4. [tıp] Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm
  5. [hayvan bilimi] Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü; kavkı
    • "Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak." (Sait Faik Abasıyanık)
ZEBUN

Kelime Kökeni: Farsça zebūn

  1. [sıfat, eskimiş] Güçsüz, zayıf, âciz olan
    • "İnsan gözünden ziyade, bu kafese konmuş vahşi, yırtıcı hayvanların, içleri hırs, haşinlik ve ürkeklikle dolu, heybetli fakat zebun gözlerine benziyordu." (Refik Halit Karay)
PABUÇ

Kelime Kökeni: Farsça pāpūş

  1. [isim] Bakınız ayakkabı
    • "Altları delinmiş, kat kat pençeli pabuçlarını çıkardı, ağır ağır çıktı merdiveni." (Orhan Kemal)
  2. Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti
  3. [fizik] İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça
  4. [mimarlık] Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü
BUZUL

  1. [isim, coğrafya] Kutup bölgelerinde veya daimî kar sınırının üzerindeki yükseltilerde bulunan buz kütlesi; cümudiye, glasiye
    • "Yoksa bunlar buzullarda bin yıl dondurulmuş, sonra üstleri esrarlı bir mumyayla kapatılmış inançsızlık sembolleri midirler?" (Sezai Karakoç)
KABUS

Kelime Kökeni: Arapça kābūs

  1. [isim] Bakınız karabasan
    • "Dün gece bütün sinirlerimi bir kâbus işkencesinin zoru altına koyan buhranlı saatler yaşadım." (Etem İzzet Benice)
  2. [isim] Acı, sıkıntı, korku veren olay
TABUR

  1. [isim, askerlik] Dört bölükten kurulan, bir binbaşının komutasındaki asker birliği
    • "Gönderilecek askerin sekiz tabur olmasında büyük isabet vardır." (Salâh Birsel)
  2. Küme, yığın, grup
  3. Düzgün sıralar hâlinde dizilmiş insan topluluğu
LOBUT

Kelime Kökeni: Arapça nebbūt

  1. [isim] Kalın, kısa ve düzgün sopa
  2. [spor] Kol gücünü geliştirmek için kullanılan, gürgenden yapılmış jimnastik aracı
  3. [spor] Bovling oyununda devrilmesi amaçlanan, alt kısmı tombul, üst kısmı tek boğumlu, çeşitli malzemeden yapılmış hedef
    • "Toplam oyunda devirdiğim lobutların sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi." (Neslihan Gedik)
TABUT

Kelime Kökeni: Arapça tābūt

  1. [isim] Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde araç; sal (II), ölü salı, dört kollu, imamkayığı
    • "Kapının önünde bekleyen ufak bir cemaat gıcırdayan tabutu sallasırt ettiler." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. [ağızlardan] Bir yerden bir yere yumurta taşımaya yarayan uzun sandık
BUDAK

  1. [isim, bitki bilimi] Ağacın dal olacak sürgünü
  2. Dalın gövde içindeki başlangıç yeri olan ve tahtalarda görülen, yuvarlak ve koyuca renkte sert bölüm
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü