İçinde bu olan 5 harfli 67 kelime var. İçerisinde BU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bu olan kelimeler listesine ya da sonu bu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BUŞON
-
Kelime Kökeni: Fransızca bouchon
-
[isim]
Şişeyi kapatmaya yarayan tapa
-
[isim]
Şişeyi kapatmaya yarayan tapa
- BUHUR
-
Kelime Kökeni: Arapça baḫūr
-
[isim]
Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler
-
[eskimiş]
Bakınız tütsü
- "Standart düşünceye mumlar yakılan, buhurlar serpilen yurdumuzda, aydınla kitle arasında ummanlar var."
-
[isim]
Dinî törenlerde yakılan kokulu ağaç vb. maddeler
- BUĞUR
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız buğra
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız buğra
- BUZCU
-
-
[isim]
Buz satan kimse
-
[isim]
Buz satan kimse
- SÜBUT
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱ubūt
-
[isim]
Gerçekleşme, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma
-
[isim]
Gerçekleşme, şüpheye yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkma
- BUĞUZ
-
Kelime Kökeni: Arapça buġż
-
[isim, eskimiş]
Kin besleme, nefret etme
-
[isim, eskimiş]
Kin besleme, nefret etme
- BUÇUK
-
-
[sıfat]
... ve yarım
- "Üç buçuk senedir ben bu sallantıya şahit oldum."
-
[sıfat]
... ve yarım
- BABUN
-
Kelime Kökeni: Fransızca babouin
-
[isim, hayvan bilimi]
Yerde yaşayan, köpeksi, iri yarı, etçil bir maymun türü
-
[isim, hayvan bilimi]
Yerde yaşayan, köpeksi, iri yarı, etçil bir maymun türü
- METBU
-
Kelime Kökeni: Arapça metbūʿ
-
[sıfat, eskimiş]
Kendisine bağlanılan
-
[sıfat, eskimiş]
Kendisine bağlanılan
- KABUL
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳabūl
-
[isim]
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma
- "Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden"
-
Konukları veya işi olanları yanına, katına alma
- "Başımı kaşıyacak vaktim yok. Kabul saatlerine dikkat oluna!"
-
Sunulan bir şeyi, armağanı alma
-
Bir öneriyi uygun bulma
-
Bir yere alınma
- "Okula kabulüm için dilekçe verdim."
-
[ticaret]
Bakınız akseptans
-
[isim]
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma
- ZEBUR
-
Kelime Kökeni: Arapça zebūr
-
[isim]
Hz. Davut'a gönderilen, Tanrı buyruklarını içeren kutsal kitap
-
[isim]
Hz. Davut'a gönderilen, Tanrı buyruklarını içeren kutsal kitap
- KABUK
-
-
[isim]
Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm; kışır
- "Ağaç kabuğu."
- "Meyve kabuğu."
- "Midye kabuğu."
-
Ekmeğin pişme sırasında içinden daha çok sertleşen dış bölümü
-
[gök bilimi, coğrafya]
Bir sıvı veya gazı dıştan saran, sert katman
- "Yer kabuğu."
-
[tıp]
Deri üzerinde bir yaranın veya sivilcenin kurumasıyla oluşan sertçe bölüm
-
[hayvan bilimi]
Bir hayvanı dıştan örten kitinli, kalkerli, silisli, kemiksi veya boynuzsu örtü; kavkı
- "Herhâlde kabuklu bir deniz hayvanının kabuğu kesmiş olacak."
-
[isim]
Bir şeyin üstünü kaplayan ve onu dış etkilere karşı koruyan, kendiliğinden oluşmuş sertçe bölüm; kışır
- ZEBUN
-
Kelime Kökeni: Farsça zebūn
-
[sıfat, eskimiş]
Güçsüz, zayıf, âciz olan
- "İnsan gözünden ziyade, bu kafese konmuş vahşi, yırtıcı hayvanların, içleri hırs, haşinlik ve ürkeklikle dolu, heybetli fakat zebun gözlerine benziyordu."
-
[sıfat, eskimiş]
Güçsüz, zayıf, âciz olan
- PABUÇ
-
Kelime Kökeni: Farsça pāpūş
-
[isim]
Bakınız ayakkabı
- "Altları delinmiş, kat kat pençeli pabuçlarını çıkardı, ağır ağır çıktı merdiveni."
-
Masa, sandalye vb. mobilyaların ayaklarına takılan metal veya plastik eklenti
-
[fizik]
İletken telleri elektrik birimlerine bağlayan veya cıvatalı bağlantıyı sağlayan parça
-
[mimarlık]
Bina kolonlarının temeldeki basma yüzeyinin geniş ve daha güçlü olarak yoğunlaştırılmış bölümü
-
[isim]
Bakınız ayakkabı
- BUZUL
-
-
[isim, coğrafya]
Kutup bölgelerinde veya daimî kar sınırının üzerindeki yükseltilerde bulunan buz kütlesi; cümudiye, glasiye
- "Yoksa bunlar buzullarda bin yıl dondurulmuş, sonra üstleri esrarlı bir mumyayla kapatılmış inançsızlık sembolleri midirler?"
-
[isim, coğrafya]
Kutup bölgelerinde veya daimî kar sınırının üzerindeki yükseltilerde bulunan buz kütlesi; cümudiye, glasiye
- KABUS
-
Kelime Kökeni: Arapça kābūs
-
[isim]
Bakınız karabasan
- "Dün gece bütün sinirlerimi bir kâbus işkencesinin zoru altına koyan buhranlı saatler yaşadım."
-
[isim]
Acı, sıkıntı, korku veren olay
-
[isim]
Bakınız karabasan
- TABUR
-
-
[isim, askerlik]
Dört bölükten kurulan, bir binbaşının komutasındaki asker birliği
- "Gönderilecek askerin sekiz tabur olmasında büyük isabet vardır."
-
Küme, yığın, grup
-
Düzgün sıralar hâlinde dizilmiş insan topluluğu
-
[isim, askerlik]
Dört bölükten kurulan, bir binbaşının komutasındaki asker birliği
- LOBUT
-
Kelime Kökeni: Arapça nebbūt
-
[isim]
Kalın, kısa ve düzgün sopa
-
[spor]
Kol gücünü geliştirmek için kullanılan, gürgenden yapılmış jimnastik aracı
-
[spor]
Bovling oyununda devrilmesi amaçlanan, alt kısmı tombul, üst kısmı tek boğumlu, çeşitli malzemeden yapılmış hedef
- "Toplam oyunda devirdiğim lobutların sayısı bir elin parmaklarını geçmezdi."
-
[isim]
Kalın, kısa ve düzgün sopa
- TABUT
-
Kelime Kökeni: Arapça tābūt
-
[isim]
Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde araç; sal (II), ölü salı, dört kollu, imamkayığı
- "Kapının önünde bekleyen ufak bir cemaat gıcırdayan tabutu sallasırt ettiler."
-
[ağızlardan]
Bir yerden bir yere yumurta taşımaya yarayan uzun sandık
-
[isim]
Ölünün içine konulduğu sandık biçiminde araç; sal (II), ölü salı, dört kollu, imamkayığı
- BUDAK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Ağacın dal olacak sürgünü
-
Dalın gövde içindeki başlangıç yeri olan ve tahtalarda görülen, yuvarlak ve koyuca renkte sert bölüm
-
[isim, bitki bilimi]
Ağacın dal olacak sürgünü