İçinde bet olan 8 harfli 23 kelime var. İçerisinde BET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bet olan kelimeler listesine ya da sonu bet ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bet Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

B E T

3 Harfli Kelimeler

BET

2 Harfli Kelimeler

BE, ET, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CELBETME

  1. [isim] Celbetmek işi
BETATRON

Kelime Kökeni: Fransızca bétatron

  1. [isim, fizik] Elektronları hızlandıran elektromanyetik bir araç
GAYBUBET

Kelime Kökeni: Arapça ġaybūbet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yokluk
    • "Gaybubeti sırasında geçen hadiselere dair tafsilatı bir kere de kulaklarıyla dinlemek istiyor." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
KAYBETME

  1. [isim] Kaybetmek işi; yitirme
    • "Benimki vehim, bedbinlik, şiddetli arzularda duyulan kaybetme korkusu." (Refik Halit Karay)
SELBETME

  1. [isim] Selbetmek işi
CEZBETME

  1. [isim] Cezbetmek durumu
BESBETER

  1. [sıfat] Çok kötü; beş beter
BETİMSEL

  1. [sıfat] Bakınız betimlemeli
    • "Betimsel İlk Çağ bilimlerinden çok uzaktayız." (Melih Cevdet Anday)
GASBETME

  1. [isim] Gasbetmek işi
KÜMBETSİ

  1. [sıfat] Kümbeti andıran, kümbete benzeyen
TABETMEK

Kelime Kökeni: Arapça ṭabʿ + Türkçe etmek

  1. [-i] Bakınız basmak
    • "Onu okumak, tashih edip tabetmek için sabır ve merak ister!" (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
MUHABBET

Kelime Kökeni: Arapça maḥabbet

  1. [isim] Bakınız sevgi
    • "Bilhassa tevazusu ile herkesin hürmet ve muhabbetini kazanmıştı." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Bakınız yârenlik
    • "Karın doyuracak değiliz, maksat biraz muhabbet olsun." (Necati Cumalı)
DARBETME

  1. [isim] Darbetmek işi
GIYBETÇİ

  1. [isim] Bakınız dedikoducu
ŞERBETLİ

  1. [sıfat] Şerbet katılmış olan; şuruplu, şireli
  2. Şerbet bulaşmış olan
  3. [mecaz] Olumsuz bir etkene karşı etkilenmemeyi sağlayacak dirence sahip olan
    • "Şerbetli olmayanları dışlayan, yalnız kendi aydınlığına inanan zümreler her alana hâkim oldu." (Y. Öztuna)
  4. [mecaz] Yılan, akrep vb. hayvanların sokmasına karşı efsunlanmış olan
    • "Anlaşılan sen yılana şerbetli imişsin galiba!" (Osman Cemal Kaygılı)
  5. [mecaz] Kötü davranmayı, kötü işler yapmayı huy edinmiş olan ve bundan zarar görmeyen (kimse)
    • "Yalana şerbetli."
  6. [mecaz] Kendisine kötü davranılmasına alışmış olan
    • "Gülsüm, dayak ve hakarete ezelden şerbetliydi." (Reşat Nuri Güntekin)
ŞERBETÇİ

  1. [isim] Şerbet yapan veya satan kimse; şurupçu
    • "Yaşlıca bir adam olan şerbetçi, arkalıksız, alçak bir iskemleye oturmuş, başına bir mendil örterek ağaca dayanmış uyukluyordu." (Nezihe Meriç)
  2. Şerbet satılan yer; şurupçu
    • "Şerbetçide temiz bardak bulamayan müşteri, gözlerini devire devire bağırıyor." (Çetin Altan)
HEYBETLİ

  1. [sıfat] Görünüşü korku ve saygı uyandıran
    • "Böyle heybetli, akıllı adam, sana hocalık etmiş adam ölür mü hiç?" (Nâzım Hikmet)
GURBETÇİ

  1. [isim] Gurbete çıkan, geçimini gurbette kazanan kimse
NASBETME

  1. [isim] Bakınız atama
RAĞBETLİ

  1. [sıfat] İstek gören, rağbet gören, rağbet edilen
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü