İçinde bet olan 7 harfli 27 kelime var. İçerisinde BET bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bet olan kelimeler listesine ya da sonu bet ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bet Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BET
2 Harfli Kelimeler
BE, ET, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BETONLU
-
-
[sıfat]
İçinde beton bulunan
-
[sıfat]
İçinde beton bulunan
- NECABET
-
Kelime Kökeni: Arapça necābet
-
[isim, eskimiş]
Temiz bir soydan gelme
- "Eşyanın bile ihtiyarlamasında bir necabet vardı."
-
[isim, eskimiş]
Temiz bir soydan gelme
- MEHABET
-
Kelime Kökeni: Arapça mehābet
-
[isim, eskimiş]
Büyük ve saygıdeğer kimselere duyulan saygı
-
Büyüklük, ululuk, yücelik
- "Dağlar ufkunda mehabet, ova ufkunda huzur."
-
[isim, eskimiş]
Büyük ve saygıdeğer kimselere duyulan saygı
- REKABET
-
Kelime Kökeni: Arapça reḳābet
-
[isim]
Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme; rakiplik, yarışma, yarış
- "Bu seferki kovuluşun sebebi meslek rekabeti değil, meslek ahlakı idi."
-
Ticarette üstünlük kazanma çabası; yarış, yarışma
-
[isim]
Aynı amacı güden kimseler arasındaki çekişme; rakiplik, yarışma, yarış
- GARABET
-
Kelime Kökeni: Arapça ġarābet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tuhaflık
- "Bu kızda izahı güç bir garabet var."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız tuhaflık
- BETONCU
-
-
[isim]
Yapılarda beton dökme işleriyle uğraşan usta veya işçi
-
[isim]
Yapılarda beton dökme işleriyle uğraşan usta veya işçi
- ELBETTE
-
Kelime Kökeni: Arapça elbette
-
[zarf]
Bakınız tabii
- "Siz isterseniz elbette gelirim."
-
Bakınız kuşkusuz
- "Bu şato sahibi elbette şatonun her şeyiyle uğraşmak zorundadır."
-
Bakınız kesinlikle
-
[zarf]
Bakınız tabii
- MUSİBET
-
Kelime Kökeni: Arapça muṣībet
-
[isim]
Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey
- "Onlar hızla geçer veya düşer, musibeti sineye çekmek millete düşer."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız uğursuz
-
[isim]
Ansızın gelen felaket, sıkıntı veren şey
- TİBETLİ
-
-
[isim]
Tibet halkından olan kimse
-
[isim]
Tibet halkından olan kimse
- ŞEBABET
-
Kelime Kökeni: Arapça şebābet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız gençlik
-
Gençlik yılları
-
[isim, eskimiş]
Bakınız gençlik
- SAHABET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣaḥābet
-
[isim, eskimiş]
Koruma, kayırma
-
[isim, eskimiş]
Koruma, kayırma
- BETİSİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız nonfigüratif
-
[sıfat]
Bakınız nonfigüratif
- GUDUBET
-
Kelime Kökeni: Arapça ġudūbet
-
[sıfat]
Yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin
-
[sıfat]
Yüzüne bakılmayacak kadar sevimsiz ve çirkin
- MÜEBBET
-
Kelime Kökeni: Arapça muʾebbed
-
[sıfat]
Sonu olmayan
-
Yaşadıkça süren, ömür boyunca olan
- "Müebbet sürgün cezası."
-
[sıfat]
Sonu olmayan
- KARABET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳarābet
- DİYABET
-
Kelime Kökeni: Fransızca diabète
-
[isim, tıp]
Bakınız şeker hastalığı
-
[isim, tıp]
Bakınız şeker hastalığı
- NÖBETÇİ
-
-
[isim]
Nöbet bekleyen, nöbet sırası kendisinde olan kimse; nokta
- "Martıların ve askerlerin oranın en sadık nöbetçileri olduğunu her geçişimde gördüm."
-
[isim]
Nöbet bekleyen, nöbet sırası kendisinde olan kimse; nokta
- TABABET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭabābet
-
[isim]
Bakınız tıp
- "Medeniyet buna da bir ad bulmuş, tababet hemen raporunu veriyor."
-
Tıp bilgisi
-
[isim]
Bakınız tıp
- KİTABET
-
Kelime Kökeni: Arapça kitābet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sekreterlik
-
Bakınız kompozisyon
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sekreterlik
- TABETME
-
-
[isim]
Bakınız basma
-
[isim]
Bakınız basma