İçinde ber olan 6 harfli 26 kelime var. İçerisinde BER bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ber olan kelimeler listesine ya da Sonu ber ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
B E R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BRE
2 Harfli Kelimeler
BE, ER, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BERİKİ
-
-
[sıfat]
Beride olan
- "Beriki ev."
-
[zamir]
Beride olan şey veya kimse
- "Fakat berikiler onu işitmemiş gibi masaya oturdular." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Beride olan
- EZBERE
-
-
[zarf]
Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak
- "Siz piyesi âdeta ezbere biliyorsunuz." (Peyami Safa)
- "Buraların altını ezbere bilirim, ezbere." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Aslını, gerçeğini anlamadan, bilmeden, düşünmeden, incelemeden
- "Sen bunu ezbere söylüyorsun."
-
[zarf]
Ezberleyerek, bir yerden okumayarak, bir yere bakmayarak
- BERDEL
-
-
[isim]
Ailenin kız ve erkek çocuğunun diğer ailenin kız ve erkek çocuğuyla karşılıklı olarak aynı zamanda evlendirilmesi
-
[isim]
Ailenin kız ve erkek çocuğunun diğer ailenin kız ve erkek çocuğuyla karşılıklı olarak aynı zamanda evlendirilmesi
- BERLİN
- ...
- KAMBER
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sadık köle
-
[isim]
Sadık köle
- MİNBER
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Camilerde hatibin çıkıp hutbe okuduğu merdivenli, yüksekçe yer
-
[isim]
Camilerde hatibin çıkıp hutbe okuduğu merdivenli, yüksekçe yer
- BERTME
-
-
[isim]
Bertmek işi
-
[isim]
Bertmek işi
- BERTİK
-
-
[isim]
Yara, bere
-
Deride mor leke, çürük
-
[sıfat]
İncinmiş, burkulmuş
-
[isim]
Yara, bere
- KEBERE
-
Kelime Kökeni : Latince
-
[isim]
Gebre otu
-
[isim]
Gebre otu
- ENBERİ
-
-
[isim]
Çift yıldızlarda, yoldaşın başyıldıza göre çizdiği bağıl yörüngenin, başyıldıza en yakın noktası
-
[isim]
Çift yıldızlarda, yoldaşın başyıldıza göre çizdiği bağıl yörüngenin, başyıldıza en yakın noktası
- BERZAH
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kıstak
- "Yarımadanın berzahındaki bu geniş yol biraz tehlikeliydi." (Ömer Seyfettin)
-
Dinî inanışlara göre ölenlerin ruhlarının kıyamete kadar bulunduğu yer
-
[isim]
Kıstak
- MOBBER
- ...
- REHBER
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Kılavuz
-
Birinin doğruyu bulmasına yardımcı olan, yol gösteren kimse veya şey, delil
- "Ben bunları düşünürken rehberim eliyle bir büyük bina gösterdi." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Kılavuz
- ÇEMBER
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri
- "İktidar muhalefet partilerini gittikçe daralan bir çember içine alıyor." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi
- "Kalbur çemberi."
-
Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak
-
Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak
-
Yazma, yemeni, baş örtüsü
- "Çemberimde gül oya / Gülmedim doya doya." (Halk türküsü)
-
Aşılması, çözümü güç durum
-
Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka
-
[isim]
Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri
- MAKBER
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Mezar, kabir, metfen
- "Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın / Gömelim gel seni tarihe desem sığmazsın." (Mehmet Akif Ersoy)
-
[isim]
Mezar, kabir, metfen
- BERAAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Aklanma
- "Bu kararın okunuşu üzerine beraat edenler serbest bırakılmışlardı." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[isim]
Aklanma
- DİLBER
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Alımlı, güzel (kadın)
- "Ala gözlü nazlı dilber / Koma beni el yerine." (Karacaoğlan)
-
[sıfat]
Alımlı, güzel (kadın)
- BERELİ
-
-
[sıfat]
Beresi olan
- "Zaten siyah bereli kadın da hep aynı yerde idi." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Beresi olan
- BERBER
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse, erkek berberi
-
Bu işin yapıldığı dükkân, erkek berberi
- "Bütün dükkânlar, bakkallar, berberler, kunduracılar bu ana yolun üzerindedir." (Sait Faik Abasıyanık)
-
[isim]
Saç ve sakalın kesilmesi, taranması ve yapılması işiyle uğraşan veya bunu meslek edinen kimse, erkek berberi
- BERBAT
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Kötü
- "Eskisinden daha berbat, iyileşmek ne gezer." (Mehmet Akif Ersoy)
- "Bu işi nasıl berbat ettinse gel yine öyle kendin temizle." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Bozuk
- "Yol berbat, toz toprak üstümüze savruluyor." (Sermet Muhtar Alus)
-
Çirkin, beğenilmeyen
- "Sanatta politika ne kadar berbatsa politikada sanat da o kadar iğrenç olur." (Burhan Felek)
- "Muhitin değişen, bozulan her şeyi gibi terbiyesi de berbat olmuştu." (Ömer Seyfettin)
-
Darmadağın, bakımsız, perişan, viran
- "Berbat bir han odası." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[sıfat]
Kötü