İçinde bent olan 19 kelime var. İçerisinde BENT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bent olan kelimeler listesine ya da sonu bent ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

DERBENTÇİLİK, TÜLBENTÇİLİK

11 Harfli Kelimeler

KALEBENTLİK, TERKİBİBENT

10 Harfli Kelimeler

PAZUBENTLİ, PRANGABENT, TERCİİBENT, TEREBENTİN

9 Harfli Kelimeler

DERBENTÇİ, TÜLBENTÇİ

8 Harfli Kelimeler

ASELBENT, BENTONİT, KALEBENT, KÖŞEBENT, PAZUBENT

7 Harfli Kelimeler

CİLBENT, DERBENT, TÜLBENT

4 Harfli Kelimeler

BENT

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bent Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

B E N T

4 Harfli Kelimeler

BENT

3 Harfli Kelimeler

BEN, BET, NET, TEN

2 Harfli Kelimeler

BE, EN, ET, NE, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DERBENTÇİLİK

  1. [isim] Derbentçinin yağtığı iş
TÜLBENTÇİLİK

  1. [isim] Tülbentçinin işi
    • "Büyük dedelerinden beri bezcilik, tülbentçilik ve kasaba esnaflığı eden bir ailenin çocuğu idi." (Aka Gündüz)
KALEBENTLİK

  1. [isim] Kalebent olma durumu
    • "Mahkeme Zekeriya’yı ve beni üç yıl süresince kalebentliğe mahkûm etti." (Halikarnas Balıkçısı)
TERKİBİBENT

Kelime Kökeni: Arapça terkīb + Farsça bend

  1. [isim, edebiyat] Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi
PRANGABENT

Kelime Kökeni: İtalyanca branca + Farsça bend

  1. [sıfat] Prangaya vurulmuş (kimse)
  2. [isim] Prangaya vurulma cezası almış mahkûm; pranga mahkûmu
    • "İhtimal, prangabent olarak Fizan’a süreceklerdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
TEREBENTİN

Kelime Kökeni: Fransızca térébenthine

  1. [isim] Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan, yağlı boya, yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan, ince, renksiz, kokulu reçine; terementi
TERCİİBENT

Kelime Kökeni: Arapça tercīʿ + Farsça bend

  1. [isim, edebiyat] Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda tekrarlanan bir beyit bulunan manzume biçimi
PAZUBENTLİ

  1. [sıfat] Pazubendi olan veya pazubent takan
DERBENTÇİ

  1. [isim, tarih] Geçit yerlerini korumakla görevli kimse
    • "Derbentçiler göz açtırmazlar adama, çocuk demez muma çevirirler iki günde." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
TÜLBENTÇİ

  1. [isim] Tülbent satan kimse
KÖŞEBENT

Kelime Kökeni: Farsça gūşe + bend

  1. [isim] Bir yere fotoğraf yapıştırmaya yarayan, üçgen biçiminde arkası zamklı küçük kâğıt
  2. Birleşen iki kereste vb.ni tutturmaya yarayan, dik açı biçiminde bükülmüş demir; L demiri
PAZUBENT

Kelime Kökeni: Farsça bāzū + bend

  1. [isim] Belli bir amaçla kola geçirilen enli kuşak; kolçak
  2. Kol muskası
BENTONİT

Kelime Kökeni: İngilizce bentonite

  1. [isim, jeoloji] Yanardağ kül ve tüflerinin ayrışmasıyla oluşmuş killi bir kayaç
KALEBENT

Kelime Kökeni: Arapça ḳalʿa + Farsça bend

  1. [isim, eskimiş] Kale dışına çıkmama cezası alan hükümlü
ASELBENT

Kelime Kökeni: Arapça ʿasel + Farsça bend

  1. [isim] Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan aselbent ağacından gövdesi çizilerek elde edilen bir reçine türü
DERBENT

Kelime Kökeni: Farsça derbend

  1. [isim, eskimiş] Bakınız geçit
  2. Sınırlarda bulunan küçük kale
CİLBENT

Kelime Kökeni: Arapça cild + Farsça bend

  1. [isim, eskimiş] Kâğıt, evrak, nota, plan vb.ni korumak ve saklamak için kullanılan, kapağın iç tarafında gözler bulunan, deriden yapılmış büyük dosya
    • "Bunlardan başka kumaş veya deriden yapılmış nakışlı mühür, cüz ve anahtar keseleriyle cilbent, çanta, kupa ve kutular da hayli yekûn tutar." (Macide Gönül)
  2. Kitap cildinin içine konduğu zarf benzeri kutu
    • "Bu kısımlardan başka kitabın yıpranmaması için cilbent adı verilen kap ve bağ, şiraze dediğimiz yaprakları bağlayan örgüyü sayabiliriz." (Hüsnü Züber)
  3. Bakınız evrak çantası
  4. Büyük para cüzdanı
  5. Dervişlerin kemerleri arasına yerleştirdikleri meşin cep
TÜLBENT

Kelime Kökeni: Farsça dulbend

  1. [isim] İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez
    • "Orta hâlli hanımlar renkli yeldirmeler giyerler ve beyaz tülbent başörtüleri örtünürlerdi." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. Bu bezden yapılmış başörtüsü
    • "Mürüvvet Bacı, limon küfü tülbendini düşmesin diye bir ucundan ısırmış, elinde süzgeçle çıkageldi." (Attilâ İlhan)
BENT

Kelime Kökeni: Farsça bend

  1. [isim] Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılan set
    • "Bentler, hakikaten Osmanlı medeniyeti eserlerinden örnek verecek heybetli tesislerden imiş." (Ahmet Rasim)
  2. [hukuk] Kanun maddesinin bölümlerinden her biri
  3. [isim, eskimiş] Bakınız bağ
  4. [eskimiş] Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm
  5. [eskimiş] Gazete yazısı
  6. [edebiyat] Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri; bağlam
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü