İçinde bent olan 19 kelime var. İçerisinde BENT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bent olan kelimeler listesine ya da sonu bent ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
DERBENTÇİLİK, TÜLBENTÇİLİK
KALEBENTLİK, TERKİBİBENT
PAZUBENTLİ, PRANGABENT, TERCİİBENT, TEREBENTİN
DERBENTÇİ, TÜLBENTÇİ
ASELBENT, BENTONİT, KALEBENT, KÖŞEBENT, PAZUBENT
CİLBENT, DERBENT, TÜLBENT
BENT
Bent Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
BENT
3 Harfli Kelimeler
BEN, BET, NET, TEN
2 Harfli Kelimeler
BE, EN, ET, NE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DERBENTÇİLİK
-
-
[isim]
Derbentçinin yağtığı iş
-
[isim]
Derbentçinin yağtığı iş
- TÜLBENTÇİLİK
-
-
[isim]
Tülbentçinin işi
- "Büyük dedelerinden beri bezcilik, tülbentçilik ve kasaba esnaflığı eden bir ailenin çocuğu idi."
-
[isim]
Tülbentçinin işi
- KALEBENTLİK
-
-
[isim]
Kalebent olma durumu
- "Mahkeme Zekeriya’yı ve beni üç yıl süresince kalebentliğe mahkûm etti."
-
[isim]
Kalebent olma durumu
- TERKİBİBENT
-
Kelime Kökeni: Arapça terkīb + Farsça bend
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi
- PRANGABENT
-
Kelime Kökeni: İtalyanca branca + Farsça bend
-
[sıfat]
Prangaya vurulmuş (kimse)
-
[isim]
Prangaya vurulma cezası almış mahkûm; pranga mahkûmu
- "İhtimal, prangabent olarak Fizan’a süreceklerdi."
-
[sıfat]
Prangaya vurulmuş (kimse)
- TEREBENTİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca térébenthine
-
[isim]
Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan, yağlı boya, yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan, ince, renksiz, kokulu reçine; terementi
-
[isim]
Kozalaklılardan ve bazı ağaçlardan ya kendi kendine ya da ağacın çizilmesiyle akan, yağlı boya, yağlı vernik üretiminde ve inceltilmesinde kullanılan, ince, renksiz, kokulu reçine; terementi
- TERCİİBENT
-
Kelime Kökeni: Arapça tercīʿ + Farsça bend
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda tekrarlanan bir beyit bulunan manzume biçimi
-
[isim, edebiyat]
Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda tekrarlanan bir beyit bulunan manzume biçimi
- PAZUBENTLİ
-
-
[sıfat]
Pazubendi olan veya pazubent takan
-
[sıfat]
Pazubendi olan veya pazubent takan
- DERBENTÇİ
-
-
[isim, tarih]
Geçit yerlerini korumakla görevli kimse
- "Derbentçiler göz açtırmazlar adama, çocuk demez muma çevirirler iki günde."
-
[isim, tarih]
Geçit yerlerini korumakla görevli kimse
- TÜLBENTÇİ
-
-
[isim]
Tülbent satan kimse
-
[isim]
Tülbent satan kimse
- KÖŞEBENT
-
Kelime Kökeni: Farsça gūşe + bend
-
[isim]
Bir yere fotoğraf yapıştırmaya yarayan, üçgen biçiminde arkası zamklı küçük kâğıt
-
Birleşen iki kereste vb.ni tutturmaya yarayan, dik açı biçiminde bükülmüş demir; L demiri
-
[isim]
Bir yere fotoğraf yapıştırmaya yarayan, üçgen biçiminde arkası zamklı küçük kâğıt
- PAZUBENT
-
Kelime Kökeni: Farsça bāzū + bend
-
[isim]
Belli bir amaçla kola geçirilen enli kuşak; kolçak
-
Kol muskası
-
[isim]
Belli bir amaçla kola geçirilen enli kuşak; kolçak
- BENTONİT
-
Kelime Kökeni: İngilizce bentonite
-
[isim, jeoloji]
Yanardağ kül ve tüflerinin ayrışmasıyla oluşmuş killi bir kayaç
-
[isim, jeoloji]
Yanardağ kül ve tüflerinin ayrışmasıyla oluşmuş killi bir kayaç
- KALEBENT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳalʿa + Farsça bend
-
[isim, eskimiş]
Kale dışına çıkmama cezası alan hükümlü
-
[isim, eskimiş]
Kale dışına çıkmama cezası alan hükümlü
- ASELBENT
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿasel + Farsça bend
-
[isim]
Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan aselbent ağacından gövdesi çizilerek elde edilen bir reçine türü
-
[isim]
Hekimlikte ve koku yapımında kullanılan aselbent ağacından gövdesi çizilerek elde edilen bir reçine türü
- DERBENT
-
Kelime Kökeni: Farsça derbend
-
[isim, eskimiş]
Bakınız geçit
-
Sınırlarda bulunan küçük kale
-
[isim, eskimiş]
Bakınız geçit
- CİLBENT
-
Kelime Kökeni: Arapça cild + Farsça bend
-
[isim, eskimiş]
Kâğıt, evrak, nota, plan vb.ni korumak ve saklamak için kullanılan, kapağın iç tarafında gözler bulunan, deriden yapılmış büyük dosya
- "Bunlardan başka kumaş veya deriden yapılmış nakışlı mühür, cüz ve anahtar keseleriyle cilbent, çanta, kupa ve kutular da hayli yekûn tutar."
-
Kitap cildinin içine konduğu zarf benzeri kutu
- "Bu kısımlardan başka kitabın yıpranmaması için cilbent adı verilen kap ve bağ, şiraze dediğimiz yaprakları bağlayan örgüyü sayabiliriz."
-
Bakınız evrak çantası
-
Büyük para cüzdanı
-
Dervişlerin kemerleri arasına yerleştirdikleri meşin cep
-
[isim, eskimiş]
Kâğıt, evrak, nota, plan vb.ni korumak ve saklamak için kullanılan, kapağın iç tarafında gözler bulunan, deriden yapılmış büyük dosya
- TÜLBENT
-
Kelime Kökeni: Farsça dulbend
-
[isim]
İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez
- "Orta hâlli hanımlar renkli yeldirmeler giyerler ve beyaz tülbent başörtüleri örtünürlerdi."
-
Bu bezden yapılmış başörtüsü
- "Mürüvvet Bacı, limon küfü tülbendini düşmesin diye bir ucundan ısırmış, elinde süzgeçle çıkageldi."
-
[isim]
İnce ve seyrek dokunmuş, hafif ve yumuşak pamuklu bez
- BENT
-
Kelime Kökeni: Farsça bend
-
[isim]
Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılan set
- "Bentler, hakikaten Osmanlı medeniyeti eserlerinden örnek verecek heybetli tesislerden imiş."
-
[hukuk]
Kanun maddesinin bölümlerinden her biri
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bağ
-
[eskimiş]
Kitaplarda kendi içinde bütünlük oluşturan bölüm
-
[eskimiş]
Gazete yazısı
-
[edebiyat]
Bir şiirdeki dörtlüklerin her biri; bağlam
-
[isim]
Su biriktirmek için akan suyun önüne yapılan set