İçinde bek olan 7 harfli 17 kelime var. İçerisinde BEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bek olan kelimeler listesine ya da sonu bek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
B E K
3 Harfli Kelimeler
BEK
2 Harfli Kelimeler
BE, EK, KE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NABEKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça nā + Arapça bekār
-
[sıfat, eskimiş]
Yararsız, işe yaramaz
- "Muhbirlere göre nabekâr zenginin hüviyeti keşfedilmeden mayısın birinci günü geldi çattı."
-
Serseri, haylaz, avare, işsiz
-
[sıfat, eskimiş]
Yararsız, işe yaramaz
- BEBEKÇE
-
-
[sıfat]
Bebeğe yakışan
- "Bebekçe davranışlar yapma bana."
-
[zarf]
Bebek gibi, bebeğe yakışır bir biçimde
- "Genç şair onu, kendisinden iki üç sınıf yukarıda olarak Bahriye Mektebinden tanır ve şiire ne bebekçe başlayıp onu bir Rusya seyahati sonunda ne kartalozca bitirdiğini bilir."
-
[sıfat]
Bebeğe yakışan
- GÖBEKLİ
-
-
[sıfat]
Karnı yağlanıp şişmanlamış
- "Orta boylu, geniş göğüslü ve hafif göbekliydi."
-
Yaprakları büyüyüp sıklaşmış (marul, lahana)
-
[sıfat]
Karnı yağlanıp şişmanlamış
- BARBEKÜ
-
Kelime Kökeni: Fransızca barbecue
-
[isim]
Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak
-
Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme
- "Kırmızı yüzlü, tombul, köylü kıyafeti içindeki kızlar şaşlık, barbekü pikniği için hazırlık yapıyorlar."
-
[isim]
Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak
- KELEBEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad
- "Kelebek gibi uçmada ruhumuz / Barış dolu bu yıldız bahçesinde"
-
[sıfat]
Biçim olarak bu böceklere benzeyen
- "Kaymakam Bey jaketataylı, kelebek kravatlıdır."
-
[hayvan bilimi]
Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan
-
Bu hayvanın neden olduğu hastalık
-
[teknik]
Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm
-
[isim, hayvan bilimi]
Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad
- BEKİNME
-
- BEKARET
-
Kelime Kökeni: Arapça bekāret
-
[isim]
Bakınız kızlık
- "Hangi erkek aşk yapmadan evlendiği kızdan tam bir bekâret beklemez?"
-
[eskimiş]
Saf, temiz olma durumu
- "Ruhumun bekâretini sana verdim."
-
[eskimiş]
Sanat ve düşüncede özgünlük, yenilik
-
[eskimiş]
Taze ve doğal olma durumu
-
[isim]
Bakınız kızlık
- BEKLEME
-
-
[isim]
Beklemek işi; bekleyiverme
- "Gelince beklememi sıkı sıkı tembih etmişler."
-
[isim]
Beklemek işi; bekleyiverme
- BEKTAŞİ
-
-
[isim]
Bektaşiliği benimsemiş olan kimse veya topluluk
- "Arnavutlarda özellikle XVIII ve XIX. asırlardan sonra Bektaşiler yoğundu."
-
[isim]
Bektaşiliği benimsemiş olan kimse veya topluluk
- SÜBEKLİ
-
-
[sıfat]
Sübeği olan
- "Beşikler sübekli olduğu gibi bazı salıncakların alt kısmında da sübek geçecek bir delik mevcuttur."
-
[sıfat]
Sübeği olan
- BEKİNİŞ
-
-
[isim]
Bekinmek işi
-
Bakınız tıkanma
-
[isim]
Bekinmek işi
- ÖZBEKÇE
-
-
[isim]
Bakınız Özbek Türkçesi
-
[isim]
Bakınız Özbek Türkçesi
- BEKİLLİ
-
-
[isim]
Denizli iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Denizli iline bağlı ilçelerden biri
- BEKİTME
-
-
[isim]
Bakınız tıkama
-
Bakınız sağlamlaştırma
-
[isim]
Bakınız tıkama
- PLEYBEK
-
Kelime Kökeni: İngilizce playback
-
[isim, sinema, televizyon]
Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması
-
[isim, sinema, televizyon]
Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması
- TÖMBEKİ
-
Kelime Kökeni: Farsça tenbākū
-
[isim, bitki bilimi]
Özellikle İran'da yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü; nargile tütünü (Nicotiana persica)
- "Tömbeki fiyatı fırladığı için nargileye tövbe etmişti."
-
[isim, bitki bilimi]
Özellikle İran'da yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü; nargile tütünü (Nicotiana persica)
- ŞEBEKÇİ
-
-
[isim]
Şebek oynatan kimse
- "Burgaz önlerinde birtakım ayıcılar, şebekçiler, kuklacılar..."
-
[isim]
Şebek oynatan kimse