İçinde bek olan 7 harfli 17 kelime var. İçerisinde BEK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bek olan kelimeler listesine ya da sonu bek ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

B E K

3 Harfli Kelimeler

BEK

2 Harfli Kelimeler

BE, EK, KE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NABEKAR

Kelime Kökeni: Farsça nā + Arapça bekār

  1. [sıfat, eskimiş] Yararsız, işe yaramaz
    • "Muhbirlere göre nabekâr zenginin hüviyeti keşfedilmeden mayısın birinci günü geldi çattı." (Halide Edip Adıvar)
  2. Serseri, haylaz, avare, işsiz
BEBEKÇE

  1. [sıfat] Bebeğe yakışan
    • "Bebekçe davranışlar yapma bana."
  2. [zarf] Bebek gibi, bebeğe yakışır bir biçimde
    • "Genç şair onu, kendisinden iki üç sınıf yukarıda olarak Bahriye Mektebinden tanır ve şiire ne bebekçe başlayıp onu bir Rusya seyahati sonunda ne kartalozca bitirdiğini bilir." (Necip Fazıl Kısakürek)
GÖBEKLİ

  1. [sıfat] Karnı yağlanıp şişmanlamış
    • "Orta boylu, geniş göğüslü ve hafif göbekliydi." (Çetin Altan)
  2. Yaprakları büyüyüp sıklaşmış (marul, lahana)
BARBEKÜ

Kelime Kökeni: Fransızca barbecue

  1. [isim] Izgara et pişirmekte kullanılan, genellikle balkonlarda duvar içerisine gömülmüş ocak
  2. Açık alanda mangal kullanılarak et ve deniz ürünlerini pişirme
    • "Kırmızı yüzlü, tombul, köylü kıyafeti içindeki kızlar şaşlık, barbekü pikniği için hazırlık yapıyorlar." (Tülin Tankut)
KELEBEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad
    • "Kelebek gibi uçmada ruhumuz / Barış dolu bu yıldız bahçesinde" (Ahmet Muhip Dıranas)
  2. [sıfat] Biçim olarak bu böceklere benzeyen
    • "Kaymakam Bey jaketataylı, kelebek kravatlıdır." (Tarık Buğra)
  3. [hayvan bilimi] Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan
  4. Bu hayvanın neden olduğu hastalık
  5. [teknik] Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm
BEKİNME

  1. [isim] Bakınız direnme
  2. Bakınız tıkanma
BEKARET

Kelime Kökeni: Arapça bekāret

  1. [isim] Bakınız kızlık
    • "Hangi erkek aşk yapmadan evlendiği kızdan tam bir bekâret beklemez?" (Etem İzzet Benice)
  2. [eskimiş] Saf, temiz olma durumu
    • "Ruhumun bekâretini sana verdim." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  3. [eskimiş] Sanat ve düşüncede özgünlük, yenilik
  4. [eskimiş] Taze ve doğal olma durumu
BEKLEME

  1. [isim] Beklemek işi; bekleyiverme
    • "Gelince beklememi sıkı sıkı tembih etmişler." (Fikret Otyam)
BEKTAŞİ

  1. [isim] Bektaşiliği benimsemiş olan kimse veya topluluk
    • "Arnavutlarda özellikle XVIII ve XIX. asırlardan sonra Bektaşiler yoğundu." (Arslan Tekin)
SÜBEKLİ

  1. [sıfat] Sübeği olan
    • "Beşikler sübekli olduğu gibi bazı salıncakların alt kısmında da sübek geçecek bir delik mevcuttur." (Refik Halit Karay)
BEKİNİŞ

  1. [isim] Bekinmek işi
  2. Bakınız tıkanma
ÖZBEKÇE

  1. [isim] Bakınız Özbek Türkçesi
BEKİLLİ

  1. [isim] Denizli iline bağlı ilçelerden biri
BEKİTME

  1. [isim] Bakınız tıkama
  2. Bakınız sağlamlaştırma
PLEYBEK

Kelime Kökeni: İngilizce playback

  1. [isim, sinema, televizyon] Önceden kaydedilmiş bir şarkı çalınırken, seslendirmeye uygun olarak çeşitli mimik ve hareketlerle o anda söylüyormuş gibi yapılması
TÖMBEKİ

Kelime Kökeni: Farsça tenbākū

  1. [isim, bitki bilimi] Özellikle İran'da yetişen ve nargile ile içilen bir tütün türü; nargile tütünü (Nicotiana persica)
    • "Tömbeki fiyatı fırladığı için nargileye tövbe etmişti." (Ömer Seyfettin)
ŞEBEKÇİ

  1. [isim] Şebek oynatan kimse
    • "Burgaz önlerinde birtakım ayıcılar, şebekçiler, kuklacılar..." (Osman Cemal Kaygılı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü