İçinde bastı olan 30 kelime var. İçerisinde BASTI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bastı olan kelimeler listesine ya da sonu bastı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

BASTIRABİLMEK, BASTIRIVERMEK

12 Harfli Kelimeler

BASTIRABİLME, BASTIRIVERME, KALBURABASTI

11 Harfli Kelimeler

BASTIRILMAK, KÜLBASTILIK, TOPRAKBASTI

10 Harfli Kelimeler

BASTIBACAK, BASTIRILIŞ, BASTIRILMA, BASTIRTMAK

9 Harfli Kelimeler

AYAKBASTI, BASTIRMAK, BASTIRTMA, KEDİBASTI

8 Harfli Kelimeler

BASTIRAK, BASTIRIK, BASTIRIM, BASTIRIŞ, BASTIRMA, DALBASTI, KAŞBASTI, KEPBASTI, KOLBASTI, KÜLBASTI

7 Harfli Kelimeler

ALBASTI, AYBASTI

6 Harfli Kelimeler

BASTIK

5 Harfli Kelimeler

BASTI

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bastı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B I S T

5 Harfli Kelimeler

BASTI

4 Harfli Kelimeler

BASI, BATI, SATI

3 Harfli Kelimeler

ASI, AST, BAS, BAT, TAB, TAS, TIS

2 Harfli Kelimeler

AB, AS, AT, IS, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BASTIRIVERMEK

  1. [-e, -i] Çabucak bastırmak
BASTIRABİLMEK

  1. [-e, -i] Bastırma ihtimali veya imkânı bulunmak
  2. Bastırma becerisi bulunmak
BASTIRABİLME

  1. [isim] Bastırabilmek işi
BASTIRIVERME

  1. [isim] Bastırıvermek işi
KALBURABASTI

  1. [isim] Beze biçimine getirilmiş hamur parçasının yassılaştırılıp ortasına ceviz içi ve yağ konarak fırında pişirilen ve piştikten sonra üzerine soğuk şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü
BASTIRILMAK

  1. [-e, nesnesiz] Bastırma işine konu olmak
TOPRAKBASTI

  1. [isim] Bakınız ayakbastı parası
  2. Şehirden köye, köyden şehre veya bir mahalleden ötekine gelin getirilirken kızevinin oğlanevinden aldığı geleneksel para
KÜLBASTILIK

  1. [sıfat] Külbastı yapmaya elverişli olan (et)
BASTIRILMA

  1. [isim] Bastırılmak işi
    • "Eğer onun, hadisenin bastırılması yolunda enerjik davranışları olmasaydı belki de daha feci şeyler olacaktı." (Necip Fazıl Kısakürek)
BASTIRILIŞ

  1. [isim] Bastırılmak işi
BASTIBACAK

  1. [sıfat] Bacakları kısa veya çarpık (kimse)
    • "Süvari taburunun en önünde bir topal, biri yampiri iki bastıbacak ihtiyar da darbuka çalarak yürüyorlar." (Etem İzzet Benice)
  2. [mecaz] Yaramaz, haylaz (çocuk)
    • "Ülen, haddini bilmez bastıbacak, emir vermek sana mı kaldı?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
BASTIRTMAK

  1. [-i] Bastırma işini yaptırmak; yenmek (I)
AYAKBASTI

  1. [isim, ekonomi] Bakınız ayakbastı parası
KEDİBASTI

  1. [isim] Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi
BASTIRTMA

  1. [isim] Bastırtmak işi
BASTIRMAK

  1. [-i] Basma işini yaptırmak
    • "Kitap bastırmak."
  2. Basma işini yapmak
    • "Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta." (Tarık Dursun K)
  3. Zararlı bir olayı önlemek
    • "Yangını bastırmak."
  4. Bakınız durdurmak
    • "Oradaki ayaklanmaları bastırdık, yığınla şehit verdik! Bulgaristan’da, Sırbistan’da, Karadağ’da bütün ayaklanmaları bastırdık." (Necati Cumalı)
  5. Üstünlüğünü göstermek
    • "Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor." (Ömer Seyfettin)
  6. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek
  7. Bakınız gidermek
    • "Heyecanını bir türlü bastıramıyor." (Nezihe Araz)
  8. Hemen söylemek
    • "Cevabı bastırdı."
  9. [nesnesiz] Bir yere beklenmedik bir anda kalabalık hâlde gelmek
    • "Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar." (Oktay Rifat)
  10. [nesnesiz] Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek
    • "Kış bastırdığında bu sıcağa rahmet okursunuz." (Ayşe Kulin)
  11. [-e] Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek
    • "Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar." (Erhan Bener)
  12. [ağızlardan] Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak
DALBASTI

  1. [isim, ağızlardan, bitki bilimi] Bir tür iri, aşılı kiraz
KEPBASTI

  1. [isim] Çift katlı büyük dalyan ağı
KÜLBASTI

  1. [isim] Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et
    • "Biraz et suyu ile iki parça külbastı yiyebildim." (Aka Gündüz)
KOLBASTI

  1. [isim, spor] Güreşte ayağı kapılan güreşçinin, rakibinin ayağını tutmasıyla ortaya çıkan geçersizlik durumu
  2. Doğu Karadeniz Bölgesi'ne özgü, halka oyunlarından, hareketli, bireysel özellikleri öne çıkaran bir oyun türü
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü