İçinde bastı olan 30 kelime var. İçerisinde BASTI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bastı olan kelimeler listesine ya da sonu bastı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
BASTIRABİLMEK, BASTIRIVERMEK
BASTIRABİLME, BASTIRIVERME, KALBURABASTI
BASTIRILMAK, KÜLBASTILIK, TOPRAKBASTI
BASTIBACAK, BASTIRILIŞ, BASTIRILMA, BASTIRTMAK
AYAKBASTI, BASTIRMAK, BASTIRTMA, KEDİBASTI
BASTIRAK, BASTIRIK, BASTIRIM, BASTIRIŞ, BASTIRMA, DALBASTI, KAŞBASTI, KEPBASTI, KOLBASTI, KÜLBASTI
ALBASTI, AYBASTI
BASTIK
BASTI
Bastı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
BASTI
4 Harfli Kelimeler
BASI, BATI, SATI
3 Harfli Kelimeler
ASI, AST, BAS, BAT, TAB, TAS, TIS
2 Harfli Kelimeler
AB, AS, AT, IS, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BASTIRIVERMEK
-
-
[-e, -i]
Çabucak bastırmak
-
[-e, -i]
Çabucak bastırmak
- BASTIRABİLMEK
-
-
[-e, -i]
Bastırma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
Bastırma becerisi bulunmak
-
[-e, -i]
Bastırma ihtimali veya imkânı bulunmak
- BASTIRABİLME
-
-
[isim]
Bastırabilmek işi
-
[isim]
Bastırabilmek işi
- BASTIRIVERME
-
-
[isim]
Bastırıvermek işi
-
[isim]
Bastırıvermek işi
- KALBURABASTI
-
-
[isim]
Beze biçimine getirilmiş hamur parçasının yassılaştırılıp ortasına ceviz içi ve yağ konarak fırında pişirilen ve piştikten sonra üzerine soğuk şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü
-
[isim]
Beze biçimine getirilmiş hamur parçasının yassılaştırılıp ortasına ceviz içi ve yağ konarak fırında pişirilen ve piştikten sonra üzerine soğuk şeker şerbeti dökülen bir tatlı türü
- BASTIRILMAK
-
-
[-e, nesnesiz]
Bastırma işine konu olmak
-
[-e, nesnesiz]
Bastırma işine konu olmak
- TOPRAKBASTI
-
-
[isim]
Bakınız ayakbastı parası
-
Şehirden köye, köyden şehre veya bir mahalleden ötekine gelin getirilirken kızevinin oğlanevinden aldığı geleneksel para
-
[isim]
Bakınız ayakbastı parası
- KÜLBASTILIK
-
-
[sıfat]
Külbastı yapmaya elverişli olan (et)
-
[sıfat]
Külbastı yapmaya elverişli olan (et)
- BASTIRILMA
-
-
[isim]
Bastırılmak işi
- "Eğer onun, hadisenin bastırılması yolunda enerjik davranışları olmasaydı belki de daha feci şeyler olacaktı."
-
[isim]
Bastırılmak işi
- BASTIRILIŞ
-
-
[isim]
Bastırılmak işi
-
[isim]
Bastırılmak işi
- BASTIBACAK
-
-
[sıfat]
Bacakları kısa veya çarpık (kimse)
- "Süvari taburunun en önünde bir topal, biri yampiri iki bastıbacak ihtiyar da darbuka çalarak yürüyorlar."
-
[mecaz]
Yaramaz, haylaz (çocuk)
- "Ülen, haddini bilmez bastıbacak, emir vermek sana mı kaldı?"
-
[sıfat]
Bacakları kısa veya çarpık (kimse)
- BASTIRTMAK
-
-
[-i]
Bastırma işini yaptırmak; yenmek (I)
-
[-i]
Bastırma işini yaptırmak; yenmek (I)
- AYAKBASTI
-
-
[isim, ekonomi]
Bakınız ayakbastı parası
-
[isim, ekonomi]
Bakınız ayakbastı parası
- KEDİBASTI
-
-
[isim]
Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi
-
[isim]
Bütün yüzeye tutkal sürmeyi gerektirmeyen işlerde, fırçayı aralıklı bastırarak tutkal sürme işi
- BASTIRTMA
-
-
[isim]
Bastırtmak işi
-
[isim]
Bastırtmak işi
- BASTIRMAK
-
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- "Kitap bastırmak."
-
Basma işini yapmak
- "Çok güçlüydü, bastırdı, omuzlarını yatağa yapıştırdı âdeta."
-
Zararlı bir olayı önlemek
- "Yangını bastırmak."
-
Bakınız durdurmak
- "Oradaki ayaklanmaları bastırdık, yığınla şehit verdik! Bulgaristan’da, Sırbistan’da, Karadağ’da bütün ayaklanmaları bastırdık."
-
Üstünlüğünü göstermek
- "Şişman, kısa boylu bir yüzbaşı usulsüzlükte, şarlatanlıkta, inatta hepimizi bastırıyor."
-
Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek
-
Bakınız gidermek
- "Heyecanını bir türlü bastıramıyor."
-
Hemen söylemek
- "Cevabı bastırdı."
-
[nesnesiz]
Bir yere beklenmedik bir anda kalabalık hâlde gelmek
- "Ama bir evi tek başına çeviren, o evin düzeninden sorumlu kadınlar ansızın bastıran konuktan her zaman tedirgin olurlar."
-
[nesnesiz]
Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek
- "Kış bastırdığında bu sıcağa rahmet okursunuz."
-
[-e]
Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek
- "Köyün ihtiyarları da Feyziye'nin babasına bastırmışlar, onları bağışlatmışlar."
-
[ağızlardan]
Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak
-
[-i]
Basma işini yaptırmak
- DALBASTI
-
-
[isim, ağızlardan, bitki bilimi]
Bir tür iri, aşılı kiraz
-
[isim, ağızlardan, bitki bilimi]
Bir tür iri, aşılı kiraz
- KEPBASTI
-
-
[isim]
Çift katlı büyük dalyan ağı
-
[isim]
Çift katlı büyük dalyan ağı
- KÜLBASTI
-
-
[isim]
Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et
- "Biraz et suyu ile iki parça külbastı yiyebildim."
-
[isim]
Közde veya ızgarada pişirilen kemiksiz et
- KOLBASTI
-
-
[isim, spor]
Güreşte ayağı kapılan güreşçinin, rakibinin ayağını tutmasıyla ortaya çıkan geçersizlik durumu
-
Doğu Karadeniz Bölgesi'ne özgü, halka oyunlarından, hareketli, bireysel özellikleri öne çıkaran bir oyun türü
-
[isim, spor]
Güreşte ayağı kapılan güreşçinin, rakibinin ayağını tutmasıyla ortaya çıkan geçersizlik durumu