İçinde bar olan 8 harfli 43 kelime var. İçerisinde BAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bar olan kelimeler listesine ya da sonu bar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Bar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B R

3 Harfli Kelimeler

BAR, RAB

2 Harfli Kelimeler

AB, AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BARBAKAN

Kelime Kökeni: Fransızca barbacane

  1. [isim] Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış delik
  2. Kale kapılarını savunmak için oluşturulmuş korunaklı mevzi
    • "Diğeri ise toprak tabana sahip olup kemerlerin tabanlara oturduğu iç kısımlarda ikişer adet barbakan nişleri bulunmaktadır." (Osman Aytekin)
  3. İstinat duvarı vb. yapıların arkasındaki suların birikip duvara veya yapıya zarar vermesini önlemek için yapılan delik
BARINMAK

  1. [nesnesiz] Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak
  2. Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak
    • "İnsan barınacak yerler yaptı, yiyeceğini pişirerek yemeye başladı." (Nâzım Hikmet)
  3. Bir yerde yatarak geceyi geçirmek
  4. [nesnesiz, mecaz] Bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak
  5. [mecaz] Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak
    • "Girip çıktığı mesleklerin hiçbirinde üç dört, hadi bilemediniz, altı aydan fazla barınamadı." (Haldun Taner)
BARUTLUK

  1. [isim] Bakınız barut kabağı
ZIBARTMA

  1. [isim] Zıbartmak işi
BARAKUDA

Kelime Kökeni: İspanyolca barracuda

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız deniz turnası
BARKODLU

  1. [sıfat] Barkodu olan
BARBUNYA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, hayvan bilimi] Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık; barbun (Mullus barbatus)
    • "Şu lokanta camekânında kuyruklarını dikmiş, ışıl gözlü alev menevişli barbunyalar." (Yusuf Ziya Ortaç)
BARLANMA

  1. [isim, ağızlardan] Barlanmak işi
KEHRİBAR

Kelime Kökeni: Farsça kehrubā

  1. [isim] Süs eşyası yapımında kullanılan, açık sarıdan kızıla kadar türlü renklerde, yarı saydam, kolay kırılan ve bir yere hızlıca sürtüldüğünde hafif cisimleri kendine çeken, fosilleşmiş reçine; samankapan, kılkapan
  2. [sıfat] Bu reçineden yapılmış
    • "İki aydır kayıp sarı kehribar tespihini görünce sevindi." (Necati Cumalı)
ABARTILI

  1. [sıfat] Olduğundan fazla gösterilen; abartmalı, mübalağalı
    • "Sinek, kurtçukların çevresinde abartılı bir vızıltıyla dönenip duruyor." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [zarf] Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde
KABARTMA

  1. [isim] Kabartmak işi
    • "Pansiyon sahipleri, kirada gösterdikleri bu ehveniyeti diğer hileli muamelelerinde kabartmanın yolunu bilirler." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı; gofre
  3. Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılan eser; rölyef
    • "Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma." (Peyami Safa)
  4. [sıfat] Kabartılarak yapılan
    • "Kabartma harita."
BAROGRAF

Kelime Kökeni: Fransızca barographe

  1. [isim] Bir hava taşıtının uçarken izlediği yolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya işaretlemeye yarayan alet
  2. Bakınız basınçyazar
GABARDİN

Kelime Kökeni: Fransızca gabardine

  1. [isim] Sık dokunmuş bir tür ince yünlü veya pamuklu kumaş
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış
    • "Yeşile çalan gabardin pardösüsünü kaptığı gibi fırladı." (Tarık Buğra)
BARCILIK

  1. [isim] Barcının yaptığı iş
    • "Şeref’in bir barcılık, pavyonculuk dönemi vardır." (Atıf Yılmaz)
BARETLİK

  1. [isim] Baret konulan yer
  2. Baret yapmaya yarayan malzeme
BARDACIK

  1. [isim, bitki bilimi] Bir tür küçük ve tatlı yaş incir
  2. Bakınız bardak eriği
BARBARCA

  1. [sıfat] Barbara özgü
    • "Hükûmet bu barbarca saldırıların önüne geçmemektedir." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [zarf] Kaba ve kırıcı bir davranışla; barbarcasına
    • "Bosna’da savaşın bütün şiddetiyle devam ettiği günlerdi; sadece insanlar katledilmiyor, Osmanlı mirası da barbarca yok ediliyordu." (Beşir Ayvazoğlu)
BARBADOS

  1. [isim] Karayipler'in doğusunda bir ada ülkesi; başkenti Bridgetown
KUBARMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak
  2. [mecaz] Çalımlı bir tavır takınmak
KABARALI

  1. [sıfat] Kabara çakılmış olan
    • "Erkekler kabaralı ayakkabılarıyla birer ikişer evlerine döndüler." (Necati Cumalı)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü