İçinde bar olan 8 harfli 43 kelime var. İçerisinde BAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bar olan kelimeler listesine ya da Sonu bar ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A B R Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BAR, RAB
2 Harfli Kelimeler
AB, AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAROGRAF
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Bir hava taşıtının uçarken izlediği yolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya işaretlemeye yarayan alet, yükseklikölçer
-
[isim]
Bir hava taşıtının uçarken izlediği yolun yüksekliklerini çizgi hâlinde göstermeye veya işaretlemeye yarayan alet, yükseklikölçer
- KABARCIK
-
-
[isim]
İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik
- "Bardağın içindeki maden suyu kabarcıklarının pıtır pıtır söndüğü bile duyuluyordu." (Haldun Taner)
-
Vücutta oluşan sivilce gibi küçük şişkinlik
-
Kabartı
- "Köy, dağın ortasında, toprak kabarcıkları gibi dizilen evleriyle bir mezarlığa benziyordu." (Halide Edip Adıvar)
-
Metal biliminde sıvı veya katıların içinde oluşan gaz hacmi
-
[isim]
İçi su, hava dolu ufak kabartı veya kürecik
- MÜBAREZE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İki düşman taraftan çıkan birer kişinin çarpışması
-
[isim]
İki düşman taraftan çıkan birer kişinin çarpışması
- BARIŞÇIL
-
-
[sıfat]
Barışsever
-
[sıfat]
Barışsever
- KUBARMAK
-
-
[nsz]
Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak
-
Çalımlı bir tavır takınmak
-
[nsz]
Hindi veya güvercinin tüyleri kabarmak
- BARINMAK
-
-
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak
-
[nsz]
Yerleşmek, yaşamak için uygun şartlar bularak oturmak
- "Dosdoğru teyzemin evine gidecektim, iyi kötü barınacak bir yer..." (Peyami Safa)
-
Bir yerde yatarak geceyi geçirmek
-
[nsz]
Soyut kavram bir yerde etkili olmak, gelişecek ortamı bulmak
-
Çevresiyle uyumlu, dirlik içinde yaşamak
- "Girip çıktığı mesleklerin hiçbirinde üç dört, hadi bilemediniz, altı aydan fazla barınamadı." (Haldun Taner)
-
Doğa etkilerinden korunmak için kapalı bir yere sığınmak
- ABARTILI
-
-
[sıfat]
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı
- "Abartılı söz."
-
[zarf]
Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde
-
[sıfat]
Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı
- İSTİHBAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Haber ve bilgi alma
-
[isim]
Haber ve bilgi alma
- BARBUNYA
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık (Mullus barbahıs)
-
[isim]
Barbunyagillerden, kırmızı pullu, beyaz etli, kemikli bir balık (Mullus barbahıs)
- BARAKUDA
- ...
- BARKODLU
-
-
[sıfat]
Barkodu olan
-
[sıfat]
Barkodu olan
- BARKAROL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan, içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı
-
Ritmi üç zamanlı müzik eseri
-
[isim]
Venedik gondolcularının söz ve müziği önceden yazılmadan, içlerinden geldiği gibi söyledikleri şarkı
- BARUTLUK
-
-
[isim]
Barut saklanan kap veya yer, barut kabağı
-
[isim]
Barut saklanan kap veya yer, barut kabağı
- BARDAKÇI
-
-
[isim]
Bardak, çömlek vb. yapan veya satan kimse
-
[isim]
Bardak, çömlek vb. yapan veya satan kimse
- BARBAKAN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış delik
-
[isim]
Kale duvarlarında düşmana ok atmak için açılmış delik
- BARCILIK
-
-
[isim]
Barcı olma durumu
-
Barcının işi veya mesleği
-
[isim]
Barcı olma durumu
- KABARTMA
-
-
[isim]
Kabartmak işi
-
Bir biçimin veya bir süslemenin düz yüzey üzerindeki çıkıntısı
-
Kil, alçı, taş vb. işlenebilir gereçleri girintili çıkıntılı yüzeyler durumunda biçimlendirerek yapılmış olan eser, rölyef
- "Bir sanatkâr eliyle alçıdan yapılmış, bembeyaz, tertemiz bir kabartma." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Kabartılarak yapılmış olan
- "Kabartma harita."
-
[isim]
Kabartmak işi
- KABARMAK
-
-
[nsz]
Ağırlığı artmadan hacmi büyümek
- "Ekmek iyi kabardı."
-
Yağışlardan veya kaynamaktan taşmaya yüz tutmak
- "Çay birdenbire kabararak şosenin rampalarını aşar ve epeyce zararlara sebep olur." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Niceliği artmak, büyümek
- "Masraf kabardı."
-
Şişmek, genişlemek
- "İhtiyarın zayıf damarları kabarmış kıllı elleri dizlerinin üstündeydi." (Peyami Safa)
-
Hayvanların tüyleri dikilmek
-
Kumaş üzerinde tüyler oluşmak, havlanmak
- "Bu kumaş çabuk kabardı."
-
Islanıp veya ısınıp yerinden kurtulmak
- "Masanın kaplaması kabardı."
- "Dolabın boyası kabardı."
-
Deniz dalgalanmak, büyük dalgalar oluşmak
-
Bulanmak
-
Öfke, sevgi vb. duygular gittikçe güçlenmek
- "Bu olayı duyunca delikanlının yüreği öç alma duygusuyla kabarır." (Necati Cumalı)
-
[nsz]
Kafa tutmak, öfkelenip üstüne yürüyecek gibi davranmak
-
Böbürlenmek, gururlanmak
- "Kumandan, atını şahlandırarak hurra hurra diye kendisini alkışlayan keyifli halka boyun kırarak kabarıyordu." (Ömer Seyfettin)
-
[nsz]
Ağırlığı artmadan hacmi büyümek
- ABARTMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalağa etmek
-
Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak
-
[-i]
Bir şeyi olduğundan büyük veya çok göstererek anlatmak, mübalağa etmek
- İHBARİYE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Haber verme kâğıdı, bildirim, ihbarname
-
Haber verme ücreti
-
[isim]
Haber verme kâğıdı, bildirim, ihbarname