İçinde bar olan 5 harfli 26 kelime var. İçerisinde BAR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bar olan kelimeler listesine ya da sonu bar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Bar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BAR, RAB
2 Harfli Kelimeler
AB, AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BARLI
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Üstü barlanmış olan
-
[sıfat, ağızlardan]
Üstü barlanmış olan
- BAROK
-
Kelime Kökeni: Fransızca baroque
-
[isim]
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu
- "Barok; dağınık, yüklü, şişkin biçimlerin aşırı ölçüde yığılmasıyla kendini gösterir."
-
Batı edebiyatlarında dengeden çok harekete, düşünceden çok duyuma, biçimlerin serbestçe yaratılmasından duyulan coşkuya önem veren, abartmalı, etkileyici, çelişkiden çekinmeyen edebiyat akımı
- "Mamafih, bütün şiirimde şekil bakımından bir çeşit barok hâlâ hükmünü sürdürüyordu."
-
[isim]
MS 1600-1750 yılları arasındaki klasik sanatı izleyen resim ve mimarlık üslubu
- BARAN
-
Kelime Kökeni: Farsça bārān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yağmur
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yağmur
- BARON
-
Kelime Kökeni: Fransızca baron
-
[isim]
Batı ülkelerinde vikont ile şövalye arasında soyluluk ünvanı
- "Tombul yanaklarıyla Türk'ten çok bir Alman baronunu andırır."
-
[isim]
Batı ülkelerinde vikont ile şövalye arasında soyluluk ünvanı
- BAREM
-
Kelime Kökeni: Fransızca barème
-
[isim]
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge
- "Bunların tek derdi barem basamaklarını aşarak bu mertebeye fırlayıvermekten ibarettir."
-
Bir sınıflama ve dereceleme yapabilmek için belirlenmiş olan ölçü sistemi
- "Moda Burnu’nda denize nazır bir katı var, yakında emekli olacak, biliyorsunuz onların maaşları bilmem kaçıncı baremden ödeniyor."
-
[isim]
Devlet memurlarının maaşlarının derece ve tutarlarını düzenleyen sistem ve çizelge
- BARAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Tüylü, kıllı çuha
-
Bir cins tüylü av köpeği
-
[isim, ağızlardan]
Tüylü, kıllı çuha
- BARAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca barrage
-
[isim]
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılan bent
- "Ülkemizde en büyük inşaat yatırımlarından biri olan barajların depreme dayanıklı olarak projelendirilmesi hem güvenlik açısından hem de ekonomik açıdan önemlidir."
-
[spor]
Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set
-
[mecaz]
Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart
-
[isim]
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılan bent
- BARKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca barca
-
[isim]
Büyük sandal
-
[isim]
Büyük sandal
- DUBAR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kefalgillerden, 30-40 santimetre uzunluğunda, eti lezzetli bir tür balık (Mugil cephalus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kefalgillerden, 30-40 santimetre uzunluğunda, eti lezzetli bir tür balık (Mugil cephalus)
- BARUT
-
Kelime Kökeni: Farsça bārūd
-
[isim]
Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde
- "Dev boylu fetih askerleri, kollarının sert derilerine iğnelerle yazdırır, barutla ovdurur, dövme yaparlardı."
-
[isim]
Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde
- BARET
-
Kelime Kökeni: Fransızca barrette
-
[isim]
İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık
- "Madenciler madene inmeden hemen önce baret ve ışıklarını kimlik kartlarını bırakarak almaktadır."
-
Küçük takke, papaz takkesi
-
Bir süs iğnesi türü
- "İlk başta her ders için ay sonunda o dersin birincisine bir baret verilirdi."
-
[isim]
İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık
- AMBAR
-
Kelime Kökeni: Farsça anbār
-
[isim]
Genellikle tahıl saklanan yer
- "Asker ambarlarında buğday var."
-
Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer
-
Geminin yük koymaya ayrılmış yeri
- "Hakaretlerle bağırarak haşlıyor ve onlara ambarda ve güvertedeki yerlerini gösteriyordu."
-
[mecaz]
Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge
- "Buğday ambarımız Konya."
-
[mimarlık]
Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek
- "Şu dört yüz elli dört kuruş, iki ambar kum."
-
[ticaret]
Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık
-
[isim]
Genellikle tahıl saklanan yer
- BARAS
-
Kelime Kökeni: Arapça beraṣ
-
[isim, tıp]
Bakınız alaca hastalığı
-
[isim, tıp]
Bakınız alaca hastalığı
- BARBA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
İhtiyar Rum meyhanecisi
- "Barba, şuradan bize yarım okka rakı doldur."
-
[isim]
İhtiyar Rum meyhanecisi
- BARÇA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca barza
-
[isim, eskimiş, denizcilik]
Orta Çağ'da kullanılan kürekli ve yelkenli taşıma gemisi
-
Kalyon türünden küçük savaş gemisi
- "Bir barçaya altı bin altınlık kadar eşya ve zapt olunan Karun Kalesi askerinden yetmiş esir koydular, bilhassa ganimet olmak üzere..."
-
Irmakta balık tutmak için yapılmış küçük, dört köşe yelkenli tekne
-
[isim, eskimiş, denizcilik]
Orta Çağ'da kullanılan kürekli ve yelkenli taşıma gemisi
- İCBAR
-
Kelime Kökeni: Arapça icbār
-
[isim, eskimiş]
Zorlama, zorunda bırakma
-
[isim, eskimiş]
Zorlama, zorunda bırakma
- BARIŞ
-
-
[isim]
Barışmak işi
- "Biz baba kız biliyorduk ki bu gibi kaçışlar, bir barışla biter."
-
Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum; sulh, hazar
- "Atatürk'ün insan haklarına ve dünya barışına ne kadar saygılı bir lider olduğunu ifade etti."
-
Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç
- "Barış içinde yaşamak."
-
Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam
-
[isim]
Barışmak işi
- BARDA
-
-
[isim]
Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç
-
Fıçıcı keseri
-
[isim]
Dam ustalarının kullandığı, başının bir ucu çember parçası biçiminde eğri, öbür ucu keskin çekiç
- BARİZ
-
Kelime Kökeni: Arapça bāriz
-
[sıfat]
Bakınız belirgin
- "Halk arasında da keder ve sevinç diye iki bariz heyecan olduğuna inanmıştı."
-
[sıfat]
Bakınız belirgin
- BARİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca baryte
-
[isim, kimya]
Renksiz veya beyaz, sarı, gri renklerde olabilen, sondaz, dolgu vb. alanlarda kullanılan bir mineral; baritin, baryum sülfat Ba(OH)2
-
[isim, kimya]
Renksiz veya beyaz, sarı, gri renklerde olabilen, sondaz, dolgu vb. alanlarda kullanılan bir mineral; baritin, baryum sülfat Ba(OH)2