İçinde ban olan 7 harfli 34 kelime var. İçerisinde BAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ban olan kelimeler listesine ya da sonu ban ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ban Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B N

3 Harfli Kelimeler

BAN

2 Harfli Kelimeler

AB, AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

DİDEBAN

Kelime Kökeni: Farsça dīdebān

  1. [isim, eskimiş, hukuk] Bakınız gümrük kolcusu
  2. Bakınız gözcü
BANDANA

Kelime Kökeni: Fransızca bandana

  1. [isim] Başı değişik biçimlerde bağlamak amacıyla kullanılan büyük mendil
    • "Maç yapacakları için beşinin başında kırmızı bandana, beşinin başında da siyah bandana vardı." (Neslihan Gedik)
NALBANT

Kelime Kökeni: Arapça naʿl + Farsça bend

  1. [isim] Hayvanların ayağına nal çakan kimse
    • "Odun yardı, tarlalarda çalıştı, nalbanda yardım etti." (Sait Faik Abasıyanık)
GARİBAN

Kelime Kökeni: Arapça ġarīb + Farsça -ān

  1. [sıfat, teklifsiz konuşmada] Kimsesiz, zavallı, garip olan
SAYEBAN

Kelime Kökeni: Farsça sāyebān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gölgelik
ABANMAK

  1. [-e] Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak
    • "Efendi, sen de ne üstüme abanıyorsun?" (Burhan Felek)
  2. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak
    • "Baba, 'ya Allah' nidası ile yerinden zorla, oğluna abanarak kalktı." (Refik Halit Karay)
  3. [argo] Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak
  4. [argo] Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak
    • "İki herif zavallıya abanıyorlar." (Ahmet Rasim)
  5. [spor] Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak
  6. [spor] Futbolda topa olanca gücüyle vurmak
    • "Bir çalım atarak, onu ters tarafa yatırarak olanca hızıyla topa abandı ve bir gol daha attı." (Ülker Kurtcan)
EDİBANE

Kelime Kökeni: Arapça edīb + Farsça -āne

  1. [sıfat, eskimiş] Terbiyeli, nazik olan
  2. [zarf] Edebiyatçıya yakışır bir biçimde
BANYOLU

  1. [sıfat] İçinde banyo bölümü olan
    • "Banyolu, yatağı kuş tüyü yastıklı bir oda bulacaksın." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Banyodan henüz çıkmış (kimse)
    • "Banyolusun, üzerine bir şey giy."
TABANLI

  1. [sıfat] Tabanı olan
RABBANİ

Kelime Kökeni: Arapça rabbānī

  1. [sıfat, din bilimi] Allah ile ilgili, Allah'a bağlı, ilahi, Allah'tan gelen
  2. Kalbini ve fikrini Allah'a bağlamış ve sadece onunla meşgul olan
BANİLİK

  1. [isim] Bani olma durumu
    • "Bugün Türk içtimai heyeti, geçmişin en derin medeniyetlerinde banilik iddia eden bu Türk kavminin bugünkü çocukları açık ve salim yolu bulmuşlardır." (Kemal Tahir)
TABANCA

  1. [isim] Kısa, hafif, cepte veya belde taşınan ateşli silah
    • "Biraz eğildikleri zaman cübbelerinin arkasında tabanca kabzalarının kabartısı görülür." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Boyacılıkta kullanılan, basınçlı hava yardımıyla boya püskürtmeye yarayan araç
BEYABAN

Kelime Kökeni: Farsça beyābān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çöl
    • "Uçsuz, bucaksız beyaban insana âdeta dinî bir vect içinde hiçliğini hissettiriyor." (Halide Edip Adıvar)
HIYABAN

Kelime Kökeni: Farsça ḫiyābān

  1. [isim, eskimiş] İki tarafı düzgün ağaçlı yol veya bulvar
    • "Sustu bülbüller hıyaban uykuda / Esme ey bad esme canan uykuda" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
BANKACI

  1. [isim] Bankacılık işlemleri ile uğraşan veya bankada görevli kimse
    • "Sonra geniş bir odada orta yaşlı bankacı kendisine yüz vermeyen yargıcın kızına saldırdı." (Yusuf Atılgan)
BANKOCU

  1. [sıfat] İplik fabrikasında pamuk ipliği yapan (kimse)
    • "Fabrika patronu Nuri Has bankocu kızlardan birinin yanında durmuştu." (Orhan Kemal)
  2. [isim] Bakınız banko
  3. [isim] Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsi için oynayan kimse
  4. [mecaz] İşini sağlama bağlayan (kimse)
BANDROL

Kelime Kökeni: Fransızca banderole

  1. [isim] Yırtılınca, koparılınca açıldıkları anlaşılsın diye veya süs olarak paketlere, içi dolu şişelerin ağızlarına konulan şerit veya etiket; denetim pulu
  2. Satılan ürünün denetimli olduğunu belirten, devlet tarafından vergisinin alındığını gösteren, satılan şeylerin üzerine yapıştırılan etiket; denetim pulu
    • "Bandrol alınabilmesi için, bandrol talebinde bulunanın yasal hak sahibi olduğunu beyan eden bir taahhütnameyi doldurması zorunludur." (Gökhan Taneri)
  3. Bayrak direğinin tepesine süs olarak konulan uzun, kumaş şerit
BANDIRA

Kelime Kökeni: İtalyanca bandiera

  1. [isim] Bir geminin hangi devlete ait olduğunu gösteren bayrak
  2. Yabancı devlet bayrağı
    • "Fransız bandırası."
İKEBANA

Kelime Kökeni: Japonca

  1. [isim] Belli kuralları olan Japon çiçek düzenleme sanatı
    • "Çiçekleri, Avrupa’dan getirttiği kaktüsleri; ikebanayı Japonlardan öğrenmişti." (Selim İleri)
YABANCI

  1. [sıfat] Başka bir milletten olan, başka devlet uyruğunda olan (kimse); bigâne, ecnebi
    • "Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  2. Başka bir milletle ilgili olan
    • "Hiçbir millet, milletimizden daha çok yabancı unsurların inanç ve âdetlerine riayet etmemiştir." (Atatürk)
  3. Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey); el (II), namahrem
    • "Ben, yabancı bir adam, neme lazım, hiç sesimi çıkarmadım." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Tanınmayan, bilinmeyen; yad, yadırgı
    • "Yabancı müşteri giremezdi kapısından. Gelenler hep edebiyat adamlarıydı." (Yusuf Ziya Ortaç)
  5. Aynı türden, aynı çeşitten olmayan
    • "Yağın içinde yabancı maddeler var."
  6. Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan
    • "Bu uygulamanın yabancısıyım."
  7. Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan
    • "Yabancı arabalar buraya park edemez."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü