İçinde ban olan 6 harfli 22 kelime var. İçerisinde BAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ban olan kelimeler listesine ya da sonu ban ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ban Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BAN
2 Harfli Kelimeler
AB, AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CİLBAN
-
-
[isim, ağızlardan]
Çok küçük taneli fasulye
-
[isim, ağızlardan]
Çok küçük taneli fasulye
- OTOBAN
-
Kelime Kökeni: Almanca Autobahn
-
[isim]
Bakınız otoyol
-
[isim]
Bakınız otoyol
- YABANİ
-
-
[sıfat]
Doğada yaşayan, evcil olmayan (hayvan); yabanıl, vahşi, evcil karşıtı
-
Doğada kendiliğinden yetişen (bitki); yabanıl
-
Bakınız tor (II)
-
[mecaz]
Görgüsü olmayan, kaba ve hoyrat (kimse); yamyam
- "Babası, dağdan gelme, dangıl dungul bir yabaniymiş."
-
[sıfat]
Doğada yaşayan, evcil olmayan (hayvan); yabanıl, vahşi, evcil karşıtı
- BAĞBAN
-
Kelime Kökeni: Farsça bāġbān
-
[isim]
Bağ veya bahçe bekçisi
-
Bakınız bahçıvan
- "Evvel bağban idim dostun bağında / Talan vurdu, ayva nardan ayrıldım"
-
[isim]
Bağ veya bahçe bekçisi
- BANDAJ
-
Kelime Kökeni: Fransızca bandage
-
[isim]
Sargı ile sarma
-
Bağ, sargı
- "Bandaj uygulaması yapılacak kimsenin karşısında durulur ve hangi tarafa uygulanacaksa bandaj karşı elde olur."
-
[isim]
Sargı ile sarma
- BANKİZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca banquise
-
[isim, coğrafya]
Bakınız buzla
-
[isim, coğrafya]
Bakınız buzla
- KURBAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳurbān
-
[isim, din bilimi]
Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen ve belli özellikleri taşıyan hayvan
- "Yarım okka et, onun elinde bir kurban kadar bereketli."
-
[ünlem]
İçtenliği belirten bir seslenme sözü
- "Kurban! Nerede kaldın?"
-
[mecaz]
Bir ülkü uğrunda feda edilen veya kendini feda eden kimse
- "Hava kurbanları."
-
[mecaz]
Bir kazada veya felakette ölen kimse
- "Vardar, her sene Üsküp'ten beş on kurban alan bir nehirdi."
-
[mecaz]
Maddi ve manevi bakımdan felakete sürüklenmiş, insani değerlerini yitirmek zorunda kalmış veya bırakılmış kimse
- "Benim gibi nice kızlar beyaz kadın ticaretinin kurbanı olmuşlardır."
-
[isim, din bilimi]
Dinin buyruğunu veya bir adağı yerine getirmek için kesilen ve belli özellikleri taşıyan hayvan
- BANJUL
-
-
[isim]
Gambiya'nın başkenti
-
[isim]
Gambiya'nın başkenti
- BANMAK
-
-
[-e, -i]
Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak; bandırmak
- "Kahvaltımı önüme serer / Reçele ekmek banar, yerim"
-
[-e, -i]
Katı bir şeyi sulu veya tuz, biber vb. toz durumundaki maddelerin içine batırıp çıkarmak; bandırmak
- BANGUİ
-
-
[isim]
Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti
-
[isim]
Orta Afrika Cumhuriyeti'nin başkenti
- RUHBAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ruhbān
-
[isim, eskimiş]
Rahipler
-
[isim, eskimiş]
Rahipler
- ABANOZ
-
Kelime Kökeni: Farsça ābnūs
-
[isim, bitki bilimi]
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı (Diospyros ebenum)
-
Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası
-
[sıfat]
Bu tahtadan yapılmış
- "Tunç işlemeli küçücük bir abanoz masa üzerinde açık bırakılmış bir kitap gördü."
-
[mecaz]
Koyu, parlak siyah
-
[sıfat]
Bu renkte olan
- "Bu bıyıklar abanoz olmayıp fildişi gibi beyaz olsa yine varır mıydın?"
-
[isim, bitki bilimi]
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı (Diospyros ebenum)
- SEKBAN
-
Kelime Kökeni: Farsça segbān
-
[isim, tarih]
Osmanlılarda, sınır boylarında görev yapan bir asker sınıfı
- "Gönüllü gibi muharebelere gittiği zamanlar yeniçerilerin, sipahilerin, sekbanların içinde Ali Usta işinin methini işittikçe tadı dille anlatılmaz manevi bir zevk duyardı."
-
Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir asker sınıfı
-
[isim, tarih]
Osmanlılarda, sınır boylarında görev yapan bir asker sınıfı
- ABANMA
-
-
[isim]
Abanmak işi
- "Beşte devre olur, onda biterdi abanmanın yasak olduğu maçlar ve kaleci topu üç kere sektirince açılmak âdettendi."
-
[isim]
Abanmak işi
- TÜRBAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca turban
-
[isim]
İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür başörtüsü
- "Osmanlı kadınının ev içinde giydiği başörtülerden yapılan süslü başlıklar Fransa’daki şapka modasını etkiler, kadınlar arasında türban modası yaygınlaşır."
-
[isim]
İnce kumaştan yapılmış, başı sıkıca kavrayan bir tür başörtüsü
- ARABAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿarabān
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde neva perdesi üzerindeki bayati makamı seyrine uşşak dörtlüsü, hicaz beşlisine uşşak dörtlüsü ilavesinden meydana gelen bir makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde neva perdesi üzerindeki bayati makamı seyrine uşşak dörtlüsü, hicaz beşlisine uşşak dörtlüsü ilavesinden meydana gelen bir makam
- ZEBANİ
-
Kelime Kökeni: Arapça zebānī
-
[isim, din bilimi]
Cehennemlikleri ateşe atmakla görevli melek, cehennem bekçisi
-
[isim, din bilimi]
Cehennemlikleri ateşe atmakla görevli melek, cehennem bekçisi
- KABANA
-
Kelime Kökeni: Fransızca cabane
-
[isim]
Genellikle otelin ana binasının dışında, plaj veya havuz kıyısında bir oda
-
[isim]
Genellikle otelin ana binasının dışında, plaj veya havuz kıyısında bir oda
- ABANIŞ
-
-
[isim]
Abanma işi
-
[isim]
Abanma işi
- BANKET
-
Kelime Kökeni: Fransızca banquette
-
[isim]
Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol
- "Araba neredeyse yolun yanındaki derin bankete düşecekti. Bankete girdiği anda oradan kurtulmanın imkânı yoktu."
-
Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılan dar basamak
-
[isim]
Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol