İçinde ban olan 5 harfli 21 kelime var. İçerisinde BAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ban olan kelimeler listesine ya da sonu ban ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ban Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
BAN
2 Harfli Kelimeler
AB, AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KEBAN
-
-
[isim]
Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri
- ABANA
-
-
[isim]
Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
- ABANİ
-
-
[isim]
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş
- "Kıyafet inkılabından sonra abaniler tamamıyla tarihe karışmış fakat millî kılıklarda kefiye ve şallar eskisi gibi muhafaza edilmiştir."
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış
- "Yalnız sarı cübbeli, abani sarıklı, peykede bağdaş kurmuş bir cüce vardı ki onu tanımadı."
-
[isim]
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş
- BANMA
-
-
[isim]
Banmak işi
- "Kayganlığın önlenmesi için eldiven giymiş işçilerin ellerini kireç tozuna banması da uygun bir yoldur."
-
[isim]
Banmak işi
- ZEBAN
-
Kelime Kökeni: Farsça zebān
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dil (I)
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dil (I)
- TABAN
-
-
[isim]
Ayağın alt yüzü; aya
-
Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü; zemin, tavan karşıtı
-
Ayakkabının alt bölümü
-
Bakınız kaide
-
Bir şeyin en alt bölümü; dip
-
Değerlendirmede en alt derece
-
Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle
- "Partinin tabanının istekleri doğrultusunda..."
-
Bakınız temel
-
[coğrafya]
Denizin, gölün veya akarsuyun zemini
-
[denizcilik]
Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü
-
[matematik]
Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi
- "Piramidin tabanı. Üçgenin tabanı."
-
[matematik]
Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır
-
[dil bilimi]
Çekim eki almamış kelime kök veya gövdesi: göz, al-mak; burun, gözlükçü, kavur-mak vb
-
[ağızlardan]
Tarlanın düz ve verimli kesimi
-
[eskimiş]
Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir
-
[isim]
Ayağın alt yüzü; aya
- BANDO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca bando
-
[isim, müzik]
Türlü üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde yer alan mızıkacılar topluluğu veya takımı; mızıka
- "Tepebaşı bahçesindeki bando da Tuna Dalgası'nı çalıyordu."
-
[mecaz]
Bakınız takım
- "Hırsızlar bandosuna kumanda eden Ciyanni, asıl hırsız değilmiş."
-
[isim, müzik]
Türlü üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde yer alan mızıkacılar topluluğu veya takımı; mızıka
- BANYO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca bagno
-
[isim]
Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm
- "Hatta o hanımın dediğine göre banyoda duş alırken eskisi gibi şarkı bile söylemeye başlamıştı."
-
Yıkanma işi
-
Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su
- "Doktorlar hap, banyo ve perhiz tavsiye etmiş."
-
Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi
- "Güneş banyosu. Kükürt banyosu. Çamur banyosu."
-
Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı
- "Fotoğraf banyosu."
-
Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma
-
Tuz, tuz ruhu ve su ile deri yıkama işlemi
-
[isim]
Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm
- BANJO
-
Kelime Kökeni: Fransızca banjo
-
[isim, müzik]
Amerika zencilerinin çaldığı gitar biçiminde, madenî gövdesi olan beş veya daha çok telli bir müzik aleti
- "O dönemde Kıbrıs’ta İngilizce 'banjo' kelimesi ile tanımlanabilecek olan yaylı sazın saz veya ud olabileceğini varsayarak çeviride ‘saz’ kelimesini kullandım."
-
[isim, müzik]
Amerika zencilerinin çaldığı gitar biçiminde, madenî gövdesi olan beş veya daha çok telli bir müzik aleti
- BANAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca banal
-
[sıfat]
Herkesçe kullanılan, anlaşılan
-
[mecaz]
Bakınız sıradan
- "Sana abla demek istemiyorum ama hanım demek de çok banal geliyor."
-
[sıfat]
Herkesçe kullanılan, anlaşılan
- BANAK
-
-
[isim, ağızlardan]
Ekmek parçası
-
[isim, ağızlardan]
Ekmek parçası
- BANAZ
-
-
[isim]
Uşak iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Uşak iline bağlı ilçelerden biri
- BANKA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca banca
-
[isim]
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş
-
Bankacılık işleminin yapıldığı yapı
- "Hâlbuki o sabah daha bankanın kapısı açılmadan sökün etti."
-
[isim]
Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş
- YABAN
-
Kelime Kökeni: Farsça yābān
-
[isim]
İnsan yaşamayan ıssız yer
-
Vahşi olan, evcil olmayan canlı
- "Yaban keçisi. Yaban kedisi."
-
Kendi kendine yetişen bitki
- "Yaban sarımsağı."
-
Aile ocağından uzak olan yer
- "Az değildir varmadan senin gibi yurduna / Post verenler yabanın hayduduna, kurduna"
-
[sıfat]
Bakınız ıssız
- "Yalnız, yaban ormanda yaşayan yerliler bu zehrin ilacını bilirler."
-
[ağızlardan]
Yerli halktan olmayan kimse
- "Yerliler bize yaban derler ve aramıza katılmazlardı."
-
[isim]
İnsan yaşamayan ıssız yer
- BANKO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca banco
-
[isim]
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh
- "Kelepçi kızlar da bankodakiler gibi, fazla iplik kopmasından şikâyetçiydiler."
-
Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para
-
Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse; bankocu
-
Otuz iki kâğıtla oynanan bir iskambil oyunu
-
[zarf]
Bakınız kesinlikle
- "Bu dönem muhtar banko Ali Bey olacak."
-
[ünlem]
Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz
-
[denizcilik]
Su altındaki tepelik
-
[isim]
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh
- URBAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿurbān
-
[isim, eskimiş]
Çöl Arapları
- "Büyük harpte Osmanlı hazinesinin büyük bir kısmını çöl ve Urban yemiştir."
-
[isim, eskimiş]
Çöl Arapları
- ŞABAN
-
Kelime Kökeni: Arapça şaʿbān
-
[isim]
Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi
-
[isim]
Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi
- KABAN
-
Kelime Kökeni: Ermenice
-
[isim, ağızlardan]
Dik yokuş
-
Bakınız tepe
- "Seher vakti keklik çıkar kabana / Sallandıkça püskül değer tabana"
-
[isim, ağızlardan]
Dik yokuş
- ÇOBAN
-
Kelime Kökeni: Farsça çūbān, şūbān
-
[isim]
Koyun ve keçi sürülerini otlatan kimse
- "Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede?"
-
[isim]
Koyun ve keçi sürülerini otlatan kimse
- ÇIBAN
-
-
[isim]
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi; karayanık
- "Bir sinek vardır, sokarsa habis çıban yapar, tedavisi zordur."
-
[isim]
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi; karayanık