İçinde ban olan 5 harfli 21 kelime var. İçerisinde BAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ban olan kelimeler listesine ya da sonu ban ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ban Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B N

3 Harfli Kelimeler

BAN

2 Harfli Kelimeler

AB, AN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KEBAN

  1. [isim] Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri
ABANA

  1. [isim] Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri
ABANİ

  1. [isim] Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş
    • "Kıyafet inkılabından sonra abaniler tamamıyla tarihe karışmış fakat millî kılıklarda kefiye ve şallar eskisi gibi muhafaza edilmiştir." (Kenan Özbel)
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış
    • "Yalnız sarı cübbeli, abani sarıklı, peykede bağdaş kurmuş bir cüce vardı ki onu tanımadı." (Halide Edip Adıvar)
BANMA

  1. [isim] Banmak işi
    • "Kayganlığın önlenmesi için eldiven giymiş işçilerin ellerini kireç tozuna banması da uygun bir yoldur." (Yalçın Dikmelik)
ZEBAN

Kelime Kökeni: Farsça zebān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız dil (I)
TABAN

  1. [isim] Ayağın alt yüzü; aya
  2. Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü; zemin, tavan karşıtı
  3. Ayakkabının alt bölümü
  4. Bakınız kaide
  5. Bir şeyin en alt bölümü; dip
  6. Değerlendirmede en alt derece
  7. Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle
    • "Partinin tabanının istekleri doğrultusunda..."
  8. Bakınız temel
  9. [coğrafya] Denizin, gölün veya akarsuyun zemini
  10. [denizcilik] Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü
  11. [matematik] Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi
    • "Piramidin tabanı. Üçgenin tabanı."
  12. [matematik] Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır
  13. [dil bilimi] Çekim eki almamış kelime kök veya gövdesi: göz, al-mak; burun, gözlükçü, kavur-mak vb
  14. [ağızlardan] Tarlanın düz ve verimli kesimi
  15. [eskimiş] Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir
BANDO

Kelime Kökeni: İtalyanca bando

  1. [isim, müzik] Türlü üflemeli ve vurmalı çalgılardan oluşan ve genellikle geçit törenlerinde yer alan mızıkacılar topluluğu veya takımı; mızıka
    • "Tepebaşı bahçesindeki bando da Tuna Dalgası'nı çalıyordu." (Osman Cemal Kaygılı)
  2. [mecaz] Bakınız takım
    • "Hırsızlar bandosuna kumanda eden Ciyanni, asıl hırsız değilmiş." (Ahmet Midhat Efendi)
BANYO

Kelime Kökeni: İtalyanca bagno

  1. [isim] Yapılarda, içinde yıkanılan bölüm
    • "Hatta o hanımın dediğine göre banyoda duş alırken eskisi gibi şarkı bile söylemeye başlamıştı." (Vivet Çavlı)
  2. Yıkanma işi
  3. Tedavi amacı ile hazırlanan ilaçlı su
    • "Doktorlar hap, banyo ve perhiz tavsiye etmiş." (Burhan Felek)
  4. Vücudun bir bölümünü veya bütününü, fiziksel veya kimyasal bir etki altında bir süre bulundurma işlemi
    • "Güneş banyosu. Kükürt banyosu. Çamur banyosu."
  5. Fotoğrafçılıkta ve filmcilikte duyarlı yüzeylerin işlenmesinde belirli bir işlemin gerektirdiği maddeyi erimiş olarak içinde bulunduran sıvı
    • "Fotoğraf banyosu."
  6. Film ve fotoğraf kâğıdını bu sıvıya batırma
  7. Tuz, tuz ruhu ve su ile deri yıkama işlemi
BANJO

Kelime Kökeni: Fransızca banjo

  1. [isim, müzik] Amerika zencilerinin çaldığı gitar biçiminde, madenî gövdesi olan beş veya daha çok telli bir müzik aleti
    • "O dönemde Kıbrıs’ta İngilizce 'banjo' kelimesi ile tanımlanabilecek olan yaylı sazın saz veya ud olabileceğini varsayarak çeviride ‘saz’ kelimesini kullandım." (Ata Atun)
BANAL

Kelime Kökeni: Fransızca banal

  1. [sıfat] Herkesçe kullanılan, anlaşılan
  2. [mecaz] Bakınız sıradan
    • "Sana abla demek istemiyorum ama hanım demek de çok banal geliyor." (Pınar Mermer)
BANAK

  1. [isim, ağızlardan] Ekmek parçası
BANAZ

  1. [isim] Uşak iline bağlı ilçelerden biri
BANKA

Kelime Kökeni: İtalyanca banca

  1. [isim] Faizle para alıp veren, kredi, iskonto, kambiyo işlemleri yapan, kasalarında para, değerli belge, eşya saklayan ve ticaret, sanayi, ekonomi alanlarında çeşitli etkinliklerde bulunan kuruluş
  2. Bankacılık işleminin yapıldığı yapı
    • "Hâlbuki o sabah daha bankanın kapısı açılmadan sökün etti." (Necip Fazıl Kısakürek)
YABAN

Kelime Kökeni: Farsça yābān

  1. [isim] İnsan yaşamayan ıssız yer
  2. Vahşi olan, evcil olmayan canlı
    • "Yaban keçisi. Yaban kedisi."
  3. Kendi kendine yetişen bitki
    • "Yaban sarımsağı."
  4. Aile ocağından uzak olan yer
    • "Az değildir varmadan senin gibi yurduna / Post verenler yabanın hayduduna, kurduna" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  5. [sıfat] Bakınız ıssız
    • "Yalnız, yaban ormanda yaşayan yerliler bu zehrin ilacını bilirler." (Falih Rıfkı Atay)
  6. [ağızlardan] Yerli halktan olmayan kimse
    • "Yerliler bize yaban derler ve aramıza katılmazlardı." (Falih Rıfkı Atay)
BANKO

Kelime Kökeni: İtalyanca banco

  1. [isim] İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh
    • "Kelepçi kızlar da bankodakiler gibi, fazla iplik kopmasından şikâyetçiydiler." (Orhan Kemal)
  2. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para
  3. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse; bankocu
  4. Otuz iki kâğıtla oynanan bir iskambil oyunu
  5. [zarf] Bakınız kesinlikle
    • "Bu dönem muhtar banko Ali Bey olacak."
  6. [ünlem] Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz
  7. [denizcilik] Su altındaki tepelik
URBAN

Kelime Kökeni: Arapça ʿurbān

  1. [isim, eskimiş] Çöl Arapları
    • "Büyük harpte Osmanlı hazinesinin büyük bir kısmını çöl ve Urban yemiştir." (Falih Rıfkı Atay)
ŞABAN

Kelime Kökeni: Arapça şaʿbān

  1. [isim] Ay takviminin sekizinci ayı, üç ayların ikincisi
KABAN

Kelime Kökeni: Ermenice

  1. [isim, ağızlardan] Dik yokuş
  2. Bakınız tepe
    • "Seher vakti keklik çıkar kabana / Sallandıkça püskül değer tabana" (Halk türküsü)
ÇOBAN

Kelime Kökeni: Farsça çūbān, şūbān

  1. [isim] Koyun ve keçi sürülerini otlatan kimse
    • "Çoban kaval çaldı sordu bülbüle / Sürülerim hani, ovam nerede?" (Ziya Gökalp)
ÇIBAN

  1. [isim] Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride veya deri altında şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi; karayanık
    • "Bir sinek vardır, sokarsa habis çıban yapar, tedavisi zordur." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü