İçinde b olan 5 harfli 655 kelime var. İçerisinde B harfi bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında b harfi olan kelimeler listesine ya da Sonu b harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- LAMBA
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet
- "Bir gaz lambasının ışığında önüme serdiğim haritayı tetkik ediyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Radyo ve televizyonlarda kullanılan, havası boşaltılmış veya içine düşük basınçlı bir gaz doldurulmuş cam, seramik veya çelikten ampul
-
Kapı, pencere kenarlarına açılan, genellikle dik açılı girinti
-
[isim]
Petrol gibi yanıcı bir madde yakarak veya elektrik akımıyla içindeki teller akkor durumuna geçerek ışık veren alet
- BIDIK
-
-
[sıfat]
Kısa ve tıknaz
-
[sıfat]
Kısa ve tıknaz
- EBELİ
-
-
[sıfat]
Ebesi olan
-
[sıfat]
Ebesi olan
- KİBİR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik
- "Kibirden vazgeçersek sevimli oluruz." (Cemil Meriç)
- "Ayan azası olduğu için, bekleme salonunda birkaç dakika kalmak bile kibrine dokunmuştu." (Falih Rıfkı Atay)
- "Sütninenin üstüne düşmeyi kibrine yediremediği için merak etmiyormuş." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Gurur
- "Süheyl o gün orada, saçma kibrine kapılmayıp tek bir kelime, Serap'ın beklediği iki heceli tek bir kelime söylemiş olsaydı, her şey değişebilirdi." (Haldun Taner)
-
[isim]
Kendini beğenme, başkalarından üstün tutma, büyüklenme, benlik
- BARON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Batı ülkelerinde vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı
- "Tombul yanaklarıyla Türk'ten çok bir Alman baronunu andırır." (Salâh Birsel)
-
[isim]
Batı ülkelerinde vikont ile şövalye arasında soyluluk unvanı
- BIÇKI
-
-
[isim]
Tahta veya ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere
-
Motorla çalışan bir çeşit güçlü testere
-
Saraç bıçağı
-
Bağ budamaya yarayan dişli bıçak
-
[isim]
Tahta veya ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere
- ÇIBAN
-
-
[isim]
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi
-
[isim]
Vücudun herhangi bir yerinde oluşan ve çoğu, deride şişkinlik, kızartı, ağrı ve ateş ile kendini gösteren irin birikimi
- İMBİK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Damıtmaya yarayan, damıtma işinde kullanılan araç, damıtıcı
-
[isim]
Damıtmaya yarayan, damıtma işinde kullanılan araç, damıtıcı
- BADYA
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı
-
[isim]
Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı
- BAĞDA
-
-
[isim]
Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek
-
[isim]
Ayağa vurulan, ipten, ağaçtan veya demirden yapılan köstek
- BASAR
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Göz
-
İleriyi görme, algılama yetisi
-
[isim]
Göz
- BATIŞ
-
-
[isim]
Batma işi veya biçimi
-
[isim]
Batma işi veya biçimi
- BÖLGE
-
-
[isim]
Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka
- "Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler." (Anayasa)
-
Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye
- "Bel bölgesi. Koltuk altı bölgesi."
-
[isim]
Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka
- KUBUR
-
-
[isim]
Tuvalet deliğinden lağıma inen boru
- "Oğlum, ben karanlığa kubur sıkmam." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Boru biçiminde kap
- "Ok kuburu."
-
Bir çeşit tabanca, dolma tabanca
-
[isim]
Tuvalet deliğinden lağıma inen boru
- BEZEK
-
-
[isim]
Süs, ziynet
-
Bir eseri süslemeye yarayan motiflerin her biri
-
[isim]
Süs, ziynet
- BÖYLE
-
-
[sıfat]
Bunun gibi, buna benzer
- "Ah Şaban'ın böyle bir çocuğu, böyle bir karısı olsaydı!" (Halide Edip Adıvar)
-
[zarf]
Bu yolda, bu biçimde, hakeza
- "Böyle acıklı şeyleri ne diye yazıyorum bilmem ki?" (Aka Gündüz)
-
[zarf]
Bu derece
- "Böyle bir sevmek görülmemiştir." (Atilla İlhan)
-
[zarf]
İçinde "ne, nasıl" vb. sorular bulunan cümlelerin sonuna geldiğinde o cümlede anlatılan şeyin hoş karşılanmadığını veya ona şaşıldığını anlatan bir söz
- "Maşallah, dedi, nereden teşrif böyle?" (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Bunun gibi, buna benzer
- NÖBET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sıra, keşik
- "Bu akşam nöbet sizde, masrafı siz yapacaksınız."
- "Geceleyin nöbet bekleyen muhafızlara ve hizmetçilere görünmeden ... inermiş." (Refik Halit Karay)
-
Sıra ile yapılan görev, iş
- "Karlı dağlar başında nöbet geceleri, siper içlerindeki yağmurlu uzun günler." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
-
Hastalık sebebiyle titreme, yüksek ateş
- "Bir aralık nöbeti artmış olacak, kebenin altından arabacıya seslendi." (Memduh Şevket Esendal)
-
Vakit vakit ortaya çıkan aynı türden fizyolojik bozuklukların bütünü
- "Bir sıtma nöbeti içinde titreyerek olduğu yere çöreklendi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Kez, defa
- "Akşamları gelince sofra kalktıktan sonra çocuklarla bir nöbet daha oyun oynanır." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Resmî yerlerde veya önemli kimselerin kapısında belli vakitlerde çalınan mızıka
-
[isim]
Sıra, keşik
- ABHAZ
- ...
- BUTİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Giyim ve süs eşyası satılan dükkân
-
[isim]
Giyim ve süs eşyası satılan dükkân
- BAŞAK
-
-
[isim]
Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı
- "Toprak üstünde ne tütün fidanı ne buğday başağı bırakmışlar." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
Tarlalarda, bağlarda dökülmüş veya tek tük kalmış olan ürün
-
[isim]
Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı