İçinde bü olan 8 harfli 50 kelime var. İçerisinde BÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bü olan kelimeler listesine ya da sonu bü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BÜKÜMSÜZ

  1. [sıfat] Bükülmemiş olan
  2. Bükümü olmayan
    • "Deminden beri görüp tanımadığı ince, uzun boylu, sırtında güzel dikimli tüvit ceketi, pantolon paçaları bükümsüz delikanlı Kubilay’dı demek." (Füruzan)
BÜKÜLGEN

  1. [sıfat] Kolay eğilip bükülen
  2. [dil bilgisi] Bakınız bükümlü
BÜYÜKBAŞ

  1. [isim] Eti, sütü ve derisinden yararlanılan sığır, manda vb. hayvanların genel adı; kocabaş
  2. [mecaz] Makam mevki sahibi kimse
    • "Kim bilir yukarılarda hangi büyükbaşları tanıyor?" (Ahmet Ümit)
BÜKÜNMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız bükülmek
  2. Ağrıdan, sancıdan kıvranmak
BÜSBÜTÜN

  1. [zarf] Bakınız tamamen
    • "Ahır tarafını henüz büsbütün ateş sarmamıştı" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız iyice
    • "Ağlayarak, çırpınarak söylediği bu sözler Sultan Murad’ı büsbütün gazaba getirdi." (Reşat Ekrem Koçu)
TEŞEBBÜS

Kelime Kökeni: Arapça teşebbus̱

  1. [isim] Girişim, girişme
BÜRYANCI

  1. [isim] Büryan yapan veya satan kimse
BÜRÜKSÜZ

  1. [sıfat] Bürüğü olmayan
GLOBÜLİN

Kelime Kökeni: Fransızca globuline

  1. [isim, kimya] Kanı oluşturan maddelerden biri olan iri moleküllü protein
BÜYÜKANA

  1. [isim] Bakınız nine
    • "Büyükana, buruşuk elleriyle gözlerini kapatıyordu." (Reşat Enis Aygen)
TEKEBBÜR

Kelime Kökeni: Arapça tekebbur

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kibirlenme
BÜKLÜMLÜ

  1. [sıfat] Büklümü olan
    • "Yeşilin değişik tonlarında, suyun altında dalgalanıyormuş gibi görünen büklümlü bitkilerin arasında kırmızı, pembe ve sarı balıklar vardı." (Cemil Kavukçu)
OTOBÜSÇÜ

  1. [isim] Otobüs işletmecisi
  2. Otobüs şoförü
BÜROKRAT

Kelime Kökeni: Fransızca bureaucrate

  1. [isim] Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici
    • "Biri yaşını başını almış kâmil bir bürokrattı. Öbürü babacan bir köy delikanlısını andırıyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. [sıfat, mecaz] Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran; kırtasiyeci, şekilci, formalist
GÜMBÜRTÜ

  1. [isim] Birdenbire yankılı ve derinden gelen patlama, yıkılma, çarpma sesinin adı
    • "Sessizlik öyle yoğun ki handiyse yüreklerinin gümbürtüsünü işitiyorlar." (Attilâ İlhan)
İSKORBÜT

Kelime Kökeni: Fransızca scorbut

  1. [isim, tıp] C vitamini eksikliğinden ileri gelen ve dermansızlık, zayıflık, diş etlerinin iltihabı vb. belirtilerle kendini gösteren hastalık
    • "Fakir mahkûmları iskorbüte karşı korumak için getirilmiş bir sandık portakal önünde durdu." (Kerim Korcan)
BÜZÜLMEK

  1. [nesnesiz] Büzme işi yapılmak
    • "Sağ gözünün kuyruğu çiçek bozuğundan hafifçe büzülmüştü." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [-e, mecaz] Korku, şaşkınlık, soğuk vb. etkenlerle bir kenara sinmek, bir kenara çekilmek
    • "Geniş hasırlı sofanın bir kenarına da biz büzülmüştük." (Falih Rıfkı Atay)
BÜCÜRLÜK

  1. [isim] Bücür olma durumu
    • "Üstat, onları kısırlık, zayıflık, bücürlük ve soluksuzlukla suçlarken bu kuşağın saman ekmeği ile beslendiğini ileri sürmüştür." (Haldun Taner)
BÜYÜKAYI

  1. [isim, gök bilimi] Kuzey yarım kürede yedi parlak yıldızı yardımıyla Kutup Yıldızı'nı bulmada kullanılan takımyıldız; Yedigir, Dübbüekber
BÜKTÜRME

  1. [isim] Büktürmek işi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü