İçinde bü olan 7 harfli 47 kelime var. İçerisinde BÜ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bü olan kelimeler listesine ya da sonu bü ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OMNİBÜS

Kelime Kökeni: Fransızca omnibus

  1. [isim, eskimiş] Şehirlerde yolcu taşıyan atlı araba
  2. Yolcu taşıyan motorlu büyük taşıt
    • "St. Michel Meydanı’ndan bindikleri bir omnibüsle gelmişlerdi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
BÜYÜREK

  1. [sıfat, ağızlardan] Biraz büyük
SÜMBÜLE

Kelime Kökeni: Arapça sunbule

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde bir makam
BÜZÜŞME

  1. [isim] Büzüşmek işi
    • "Bundan çok yıllar evvel adamın kendilerine yalan söylediği anlarda göz bebeklerinin içinde böcek ısırmış gibi bir büzüşme olduğunu tespit etmişlerdi." (Lâtife Tekin)
İÇBÜKEY

  1. [sıfat, matematik, fizik] Yüzeyi düzgün ve pürüzsüz çukur biçiminde olan; obruk, mukaar, konkav
    • "İçbükey mercek. İçbükey ayna."
BÖBÜRTÜ

  1. [isim] Bakınız böbürlenme
MİNİBÜS

Kelime Kökeni: Fransızca minibus

  1. [isim] 10-17 kişilik oturma kapasitesi olan küçük otobüs
BÜZÜŞÜK

  1. [sıfat] Büzülerek yüzey veya hacmi küçülmüş olan, büzüşmüş
    • "Kısa kırpılmış bıyıklarının altında dudakları daima derin düşüncelere dalmışçasına büzüşük dururdu." (Mitat Enç)
  2. Bakınız kırışık
GÜBÜRCÜ

  1. [isim] Bakınız çöpçü
BÜRGÜLÜ

  1. [sıfat] Bürgüsü olan
    • "Islak kayanın ardına sinmiş, bürgülü bir kadınla yan yana oturuyor." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
BÜĞEMEK

  1. [-i, ağızlardan] Önüne bent yaparak suyu toplamak
    • "Meydana o kalabalığın toplandığı günden önce nehrin dar boğaza girdiği bir yer vardı, oranın önünü büğemiş." (Deniz Karakurt)
  2. [mecaz] Önünü kesmek, engel olmaya çalışmak
    • "Yürüyüşün önünü büğedi ama kalabalık aldırış etmedi." (Hayriye Memoğlu-Süleymanoğlu)
BÜRUDET

Kelime Kökeni: Arapça burūdet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız soğukluk
BÜYÜTEÇ

  1. [isim, fizik] Cisimleri büyüterek gösteren alet; pertavsız
    • "Onun hicvi, yalnızca görüntüleri büyüten bir büyüteç değil." (Nâzım Hikmet)
BÜZÜLÜŞ

  1. [isim] Büzülmek işi
    • "Buna ayakta durma değil ancak büzülüş denebilir." (Sadri Ertem)
BÜKÜNTÜ

  1. [isim] Bükme sonucu oluşan biçim veya iz
  2. Bağırsakta olan ağrı
  3. [ağızlardan] Bakınız dönemeç
BÜKÜNLÜ

  1. [sıfat, dil bilgisi] Türetmede ve çekimde kelime kökleri değişikliğe uğrayan, bükülgen, insirafi
BÜRÜMEK

  1. [-i] Bakınız kaplamak
    • "Tarlayı otlar bürümüştü." (Nabizade Nâzım)
  2. [mecaz] Çok, güçlü etkilemek
    • "Bir kötümserlik bürümüş sizin içinizi." (Nurullah Ataç)
ALBÜMİN

Kelime Kökeni: Fransızca albumine

  1. [isim, biyoloji] Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein
BÜNYECE

  1. [zarf] Bünye olarak, bünye bakımından
    • "Bünyece hayli zayıf, görünüşü marazi." (Attilâ İlhan)
MİDİBÜS

Kelime Kökeni: Fransızca midibus

  1. [isim] Küçük otobüs
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü