İçinde ağır olan 8 harfli 12 kelime var. İçerisinde AĞIR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağır olan kelimeler listesine ya da sonu ağır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ağır Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I R Ğ

4 Harfli Kelimeler

AĞIR, AĞRI

3 Harfli Kelimeler

AĞI, ARI, IRA

2 Harfli Kelimeler

AĞ, AR, IR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAĞIRGAN

  1. [sıfat] Bağırıp çağıran, tepkisini hemen ve sert bir biçimde dışa vuran
    • "Şiirlerindeki mistik hava ile yaşamındaki bu bağırgan, çocuksu yaklaşım, çoğu kimseyi yadırgatırdı." (Haldun Taner)
BAĞIRSAK

  1. [isim, anatomi] Sindirim sisteminde mideden sonra gelen ve besinlerin kana karışmasını, artıkların dışarı atılmasını sağlayan organ
    • "Dayım o kadar cimridir ki bağırsakları da sarfiyatı önlemek için düğümlenmiş, hatta kördüğüm olmuş olabilir." (Aziz Nesin)
AĞIRELLİ

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız eli ağır
    • "Bu tarlada en kötü elli, en ağırelli bir insan bile otuz kırk kilo toplayabilirdi." (Yaşar Kemal)
AĞIRAYAK

  1. [sıfat, mecaz] Doğurması yakın (kadın)
    • "Zemin katı koridorundan geçerken başka ağırayak kadınlara dikkat ettim." (Cengiz Dağcı)
SAĞIRLIK

  1. [isim] Sağır olma durumu
BAĞIRTMA

  1. [isim] Bağırtmak işi
BAĞIRDAK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız bağıldak
    • "Bağırdak, yirmi beş otuz santim eninde, bir metre boyunda, astarlı ve kıymetli ipek ve sırma işlemeli bir kumaştır." (Musahipzade Celal)
BAĞIRMAK

  1. [nesnesiz] İnsan yüksek ve gür ses çıkarmak; banlamak
    • "Yaşasın hürriyet diye bağırsa ismi tarihe geçecekti." (Ömer Seyfettin)
  2. [-e] Yüksek sesle azarlamak
  3. [mecaz] Kendini belli etmek
    • "Kitap buradayım diye bağırıyor, sen onu görmüyorsun."
ÇAĞIRMAK

  1. [-i] Birinin gelmesini kendisine yüksek sesle söylemek, seslenmek
  2. [-e, -i] Herhangi birinin bir yere gelmesini istemek; davet etmek, seslemek
    • "O akşam Orhan’ı yemeğe çağırdı." (Tarık Buğra)
  3. [nesnesiz] Binmek için bir araç istemek
    • "Bir taksi çağırdım." (Cahit Uçuk)
  4. [nesnesiz, ağızlardan] Yüksek sesle şarkı, türkü söylemek; çığırmak
    • "Türküler çağırarak tahta siliyor." (Yusuf Ziya Ortaç)
AĞIRSAMA

  1. [isim] Ağırsamak işi
    • "Bu ağırsamaları anlamakla beraber aldırmayan Hilmi, eteğinden ayrılmıyor, peşi sıra yürümekten vazgeçmiyordu." (Refik Halit Karay)
ÇAĞIRTMA

  1. [isim] Çağırtmak işi; çığırtma
    • "Başasistanın kendisini böyle biçimsiz zamanda çağırtmasına sinirlenmişti." (Haldun Taner)
AĞIRLAMA

  1. [isim] Ağırlamak işi; izaz, izzetüikram
    • "Kusursuz bir düzenle kurulmuş geleneksel iftar sofrası, yabancı konukları karşılamaya ve ağırlamaya hazırdı." (Attilâ İlhan)
  2. Gelin veya güveyi karşılanırken çalınan kıvrak bir hava
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü