İçinde ağl olan 9 harfli 21 kelime var. İçerisinde AĞL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağl olan kelimeler listesine ya da sonu ağl ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ağl Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L Ğ
2 Harfli Kelimeler
AĞ, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞLAYICI
-
-
[sıfat]
Bağlama niteliği olan
-
[dil bilgisi]
Bağlamaya ve birleştirmeye yarayan
- "Yan cümlede bağlayıcı sözcükler, temel birleşende ise söz konusu bağlayıcı unsurlara uygun olarak karşılık sözcükler kullanılır."
-
Uyulması zorunlu
- "Anayasanın bağlayıcı hükümleri."
-
[kimya]
Kuruduğu zaman yüzeyde film oluşturan, pigment ve dolgu maddelerini bir arada tutan, boyanın uçucu olmayan bölümü
-
[sıfat]
Bağlama niteliği olan
- YAĞLIDERE
-
-
[isim]
Giresun iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Giresun iline bağlı ilçelerden biri
- BAĞLATMAK
-
-
[-i]
Bağlama işini yaptırmak
- "Şu telefonu bağlatmış olsan haberin olurdu, diyerek içeri girdi."
-
[-i]
Bağlama işini yaptırmak
- YAĞLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak
-
Yağ oluşmak
- "Kısacık boylu, kara kuru Nadir Hanım'ın yerinde şimdi şişman denilecek kadar etlenmiş, toplanmış, yağlanmış bir hanım var."
-
Yağdan kirlenmek
- "Saçlarını taramış, yakası pek yağlanan eski cübbesini değiştirmiş..."
-
Yağ sürünmek
- "Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı."
-
[nesnesiz]
Yağlama işi yapılmak, yağ sürülmek, yağ konulmak
- DAĞLATMAK
-
-
[-e, -i]
Dağlama işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Dağlama işini yaptırmak
- YAĞLATMAK
-
-
[-i]
Yağlama işini yaptırmak
- "Maslak’ta, mobil istasyonunda arabayı yağlatmak, yağını değiştirmek için sıra bekliyorum."
-
[-i]
Yağlama işini yaptırmak
- BAĞLAŞMAK
-
-
[nesnesiz, -le]
Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak, ittifak etmek
- "Yumuşak kalpli çocuklar etraflarında birbirleriyle bağlaşan büyüklerin aralarında daima daha fazla muhabbet bulunduğunu görmek isterler."
-
[nesnesiz, -le]
Bir şey yapmak için birbirine antlaşma veya sözleşme ile bağlanmak, ittifak etmek
- TEREYAĞLI
-
-
[sıfat]
Tereyağı ile yapılmış
- "Tereyağlı baklava."
-
[sıfat]
Tereyağı ile yapılmış
- SAĞLIKSIZ
-
-
[sıfat]
Sağlık durumu iyi olmayan, sağlığı bozuk; sıhhatsiz
-
Sağlığa zararlı; gayrisıhhi
-
[mecaz]
Sağlam, doğru, güvenilir olmayan
-
[sıfat]
Sağlık durumu iyi olmayan, sağlığı bozuk; sıhhatsiz
- SAĞLIKSAL
-
-
[sıfat]
Sağlıkla ilgili; hijyenik
-
[sıfat]
Sağlıkla ilgili; hijyenik
- SAĞLATMAK
-
-
[-i]
Sağlama işini yaptırmak
-
[-i]
Sağlama işini yaptırmak
- BAĞLANMAK
-
-
[-e]
Bağlama işine konu olmak
- "Ceviz ağacının bir dalına bağlanmış salıncak, hafif hafif kıpırdanıyordu."
-
Sevmek, içten bağlı olmak
- "Ona bağlandığım kadar / Hiçbirine bağlanmadım / Sade kadın değil, insan"
-
Yalnızca belli bir işle uğraşmak
-
[nesnesiz]
Bir şey bir kimseye ayrılmak, tahsis edilmek
- "Gülseren abla yiğit kadın, Yıldırım'ın ölümünden sonra, bağlanan emekli maaşını kabul etmedi."
-
Sözle veya yazılı olarak bir şeye bağlanmak; angaje olmak
-
[nesnesiz, mecaz]
Beklenen şey elde edilmez olmak
-
[-e]
Bağlama işine konu olmak
- SAĞLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Sağlama işine konu olmak
- "Bu evin geçimi nasıl sağlanıyor?"
-
[nesnesiz]
Sağlama işine konu olmak
- AĞLAMAKLI
-
-
[sıfat]
Ağlar gibi olan, neredeyse ağlayacak durumda olan; ağlamalı, ağlamsı
- "Çoğu ağlamaklı bu türlü şarkıları aslında sevmediklerini anlamışlar."
-
[sıfat]
Ağlar gibi olan, neredeyse ağlayacak durumda olan; ağlamalı, ağlamsı
- KARADAĞLI
-
-
[isim]
Bir tür toplu tabanca
-
[isim]
Bir tür toplu tabanca
- SAĞLAMLIK
-
-
[isim]
Sağlam olma durumu; berklik, kavilik
- "Ölenle, son zamanları gevşeyen, azalan fakat kökleri mazinin sağlamlığı içinde kalan eski bir aşinalığım vardı."
-
[isim]
Sağlam olma durumu; berklik, kavilik
- BAĞLAMACI
-
-
[isim]
Bağlama yapan veya satan kimse
- "Erzurumlu Hafız Kemal adında bir bağlamacı, kendi yaptığı çalgıdan bilgi verirken asıl âşık sazı meydan sazı olup bugün Anadolu’da emsali kalmamıştır, diyor."
-
Bağlama çalan kimse
- "Bağlamanın teknesini parçalayıp yeniden tutkallamakla sesinin açılacağına inanıldığından bağlamacılarca yamalı bağlama daha makbul sayılır."
-
[isim]
Bağlama yapan veya satan kimse
- DAĞLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Dağlama işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Dağlama işine konu olmak
- YAĞLAYICI
-
-
[isim, teknik]
Makine, motor vb.ni oluşturan parçaları yağlama işinde kullanılan araç
-
[isim, teknik]
Makine, motor vb.ni oluşturan parçaları yağlama işinde kullanılan araç
- BAĞLAMSAL
-
-
[sıfat]
Bağlam ile ilgili
-
[sıfat]
Bağlam ile ilgili