İçinde ağ olan 3 harfli 9 kelime var. İçerisinde AĞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ağ olan kelimeler listesine ya da sonu ağ ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAĞ
-
-
[sıfat]
Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı
- "Sağ cebinde kocaman bir gazete tomarı görünüyordu."
-
[isim]
Bu taraftaki yön
- "Sağa dönmek. Sağdan yürümek."
-
Ekonomi ve siyasette gelenekçi (görüş)
-
[isim, spor]
Boksta sağ yumrukla vuruş
-
[sıfat]
Vücutta kalbin bulunduğu tarafın karşısında olan, sol karşıtı
- YAĞ
-
-
[isim]
Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde
-
Bakınız motor yağı
- "Yağı tükenmiş motor gibi duraklamış, kalmıştı."
-
Vücudun, atılması gereken amonyak, üre vb. maddelerini içine alarak deriden sızan ve ter kokusunu veren madde
-
Güzel kokulu bitkilerden çıkarılan uçucu, kokulu ve sıvı madde
- "Gül yağı."
-
[mecaz]
Abartılı övgü
-
[isim]
Birleşiminde stearik, oleik, palmitik asitlerle gliserin bulunan ve bunların oranlarına göre kıvamları değişen bitkisel veya hayvansal madde
- ÇAĞ
-
-
[isim]
Zaman dilimi; asır, kurun, vakit
-
Hayatın çocukluk, gençlik vb. dönemlerinden her biri; yaş (I)
- "Yazık ki delikanlılık çağını çoktan aşmıştır, şakaklarına kır düşmüştür, ayrıca hastadır."
-
Kendine özgü bir özellik taşıyan zaman parçası; ahit, asır, dönem, devir
- "Dünya atom çağında, biz hâlâ medeniyet kavgası içindeyiz."
-
Tarihin ayrıldığı dört büyük bölümden her biri; kurun
- "İlk Çağ. Orta Çağ. Yakın Çağ. Yeni Çağ."
-
[jeoloji]
Bir katmanın oluştuğu süre
-
[mecaz]
Bir şeyin elverişli, uygun zamanı
-
[isim]
Zaman dilimi; asır, kurun, vakit
- DAĞ
-
-
[isim]
Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü; cebel (II)
-
[isim]
Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümü; cebel (II)
- AĞI
-
-
[isim]
Bakınız zehir
-
[isim]
Bakınız zehir
- AĞA
-
Kelime Kökeni: Moğolca
-
[isim]
Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen ünvan
-
Genellikle köy ve kasabalarda geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse
- "Sonra köy ağası hazretleri bizim de kıçımıza atacak tekmeyi."
-
Bakınız ağabey
- "Köye varınca ağamdan parasını muhakkak alır, sana veririm."
-
Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san
- "Mehmet Ağa çöplerden ekmek, kâğıt toplayıp evini geçindirirmiş."
-
[sıfat, mecaz]
Cömert, eli açık olan
-
[ağızlardan]
Bakınız koca (I)
-
[tarih]
Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî ünvan
- "Böyle gece yarısına yakın değil, hatta yatsıdan sonra sokakta, bahusus böyle şehir kenarında kimsenin dolaşmasına ağamızın razı olmadığını bilmiyor musun?"
-
Şenlik düzenleme geleneğinde ev sahibi ve şenliğin düzenleyicisi olarak öne çıkan kimse
- "Kırkpınar ağaları da genellikle Kırkpınar’a yakın köylerin ağaları arasından, güreşi gerçekten seven, özü sözü doğru, saygı duyulan ve hâli vakti yerinde olan kişiler arasından seçilirdi."
-
[isim]
Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen ünvan
- BAĞ
-
-
[isim]
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne; bent, rabıt (I), rabıta
- "Ayakkabının bağı çözüldü."
-
Bakınız sargı bezi
- "Yaramın bağını değiştireceğim."
-
Bakınız demet
- "Beş bağ ekin, iki bağ maydanoz."
-
[mecaz]
Bakınız ilişki
- "Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür."
-
[anatomi]
Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti
- "Eklem bağı, asıcı bağ."
-
[denizcilik]
Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm
-
[müzik]
Nota yazarken yan yana gelen aynı veya farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret
-
[isim]
Bir şeyi başka bir şeye veya birçok şeyi topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne; bent, rabıt (I), rabıta
- CAĞ
-
-
[isim, ağızlardan]
Dokuma tezgâhında üzerine ip sarılan yassı makara
-
[isim, ağızlardan]
Dokuma tezgâhında üzerine ip sarılan yassı makara
- ZAĞ
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kılağı
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kılağı