İçinde aza olan 5 harfli 20 kelime var. İçerisinde AZA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aza olan kelimeler listesine ya da sonu aza ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aza Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
AZA
2 Harfli Kelimeler
AZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ALAZA
-
-
[isim, ağızlardan]
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb
-
[isim, ağızlardan]
Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb
- AZAMİ
-
Kelime Kökeni: Arapça aʿẓamī
-
[sıfat]
En çok, en üst, en büyük, en yüksek (derece, nicelik); maksimum, maksimal
- "Ben azami derecede haşarı ve uçarı bir çocuktum."
-
[matematik]
Bakınız maksimum
-
[sıfat]
En çok, en üst, en büyük, en yüksek (derece, nicelik); maksimum, maksimal
- PLAZA
-
Kelime Kökeni: İspanyolca plaza
-
[isim]
Bakınız iş merkezi
- "Artık etrafımızda her yerde gökdelenler, plazalar, lüks siteler, rezidanslar dolmuştur."
-
[isim]
Bakınız iş merkezi
- NAZAR
-
Kelime Kökeni: Arapça naẓar
-
[isim]
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk; göz
-
[eskimiş]
Bakış, bakma, göz atma
- "İlk nazarda mağrur, azametli tesirini veriyor."
-
[isim]
Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk; göz
- YAZAR
-
-
[isim]
Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse; kalem erbabı, musannif, müellif
- "Her tarih eseri, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yazarın hayat tecrübesine bağlıdır."
-
Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse; kalem, kalem erbabı, yazıcı, muharrir, müellif
-
[sıfat]
Yazma özelliği olan
-
[isim]
Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse; kalem erbabı, musannif, müellif
- BAZAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca basal
-
[sıfat, kimya]
Bazı çok olan (tuz)
-
Bazın özelliklerini taşıyan (madde)
-
[sıfat, kimya]
Bazı çok olan (tuz)
- HAZAR
-
-
[isim]
VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse
-
[isim]
VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse
- NAZAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca nasal
-
[sıfat, dil bilgisi]
Bakınız genizsil
-
[sıfat, dil bilgisi]
Bakınız genizsil
- MAZAK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kırlangıç balığıgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Marmara Denizi'nde yaşayan, kırmızı renkli, lezzetli bir balık (Trigla lineata)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kırlangıç balığıgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Marmara Denizi'nde yaşayan, kırmızı renkli, lezzetli bir balık (Trigla lineata)
- PAZAR
-
Kelime Kökeni: Farsça bāzār
-
[isim]
Satıcıların belirli günlerde mallarını sattıkları geçici yer
- "Perşembe pazarı. Salı pazarı."
-
Belli bir şeyin satıldığı yer; piyasa
- "Balık pazarı."
-
Bakınız alışveriş
- "Allah hayırlı pazar versin."
-
Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün
- "Pazar sabahı odalarına çay istemişlerdi."
-
[isim]
Satıcıların belirli günlerde mallarını sattıkları geçici yer
- GAZAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ġażab
-
[isim]
Bakınız öfke
- "En önde Tevfik, en arkada cüce, birbirinin ayaklarına basarak Emine'nin gazabından sokağa fırladılar, karanlıkta birdenbire kayboldular."
-
[isim]
Bakınız öfke
- HAZAN
-
Kelime Kökeni: Farsça ḫazān
-
[isim]
Bakınız sonbahar
- "Teselliden nasibim yok hazan ağlar baharımda."
-
[isim]
Bakınız sonbahar
- GAZAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ġazāl
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız ceylan
-
[isim, eskimiş, hayvan bilimi]
Bakınız ceylan
- SAZAK
-
-
[isim, coğrafya]
Kuvvetli esen rüzgâr
- "Ne yaman esiyor Şad'ın sazağı / Kahpe felek bize kurdu tuzağı"
-
Bataklık, sazlık alan
-
[bitki bilimi]
Bakınız mersin
-
[isim, coğrafya]
Kuvvetli esen rüzgâr
- SAZAN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Sazangillerden, Avrupa, Asya ve Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, sırt yüzgeci uzun, eti beğenilen kılçıklı bir balık (Cyprinus carpio)
-
[argo]
Kolay kandırılan, aldatılabilen kimse
-
[isim, hayvan bilimi]
Sazangillerden, Avrupa, Asya ve Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, sırt yüzgeci uzun, eti beğenilen kılçıklı bir balık (Cyprinus carpio)
- AZADE
-
Kelime Kökeni: Farsça āzāde
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız serbest
-
Bakınız özgür
- "Elli yıldır şu ömür kervanının yolcusuyum / Öyle her yoldaşı sevmezse de azade huyum"
-
Her türlü bağdan kurtulmuş, yakasını sıyırmış olan
-
[zarf]
Bir şeyden uzak bir biçimde
- "Bu tapınak, şehirden uzak, hayatın gürültüsünden azade, tam bir rahatlık içinde bulunuyor."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız serbest
- KAZAK
-
-
[isim]
Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse
-
Güney Rusya'da yaşayan Slavlaşmış bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse
-
[isim]
Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse
- KAZAN
-
-
[isim]
Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap
- "Koca bir kazan patates kaynattık."
-
Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap
- "Kazan patladı."
-
[isim]
Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap
- KAZAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳazzāz
-
[isim, eskimiş]
Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse
-
[isim, eskimiş]
Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse
- ABAZA
-
-
[isim]
Gürcistan’ın kuzeybatısında, Karadeniz’in doğusunda yaşayan halktan veya bu halkın soyundan olan kimse; Abhaz
-
[sıfat]
Bu kimselere özgü olan
-
[isim]
Gürcistan’ın kuzeybatısında, Karadeniz’in doğusunda yaşayan halktan veya bu halkın soyundan olan kimse; Abhaz