İçinde aza olan 5 harfli 20 kelime var. İçerisinde AZA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aza olan kelimeler listesine ya da sonu aza ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Aza Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A Z

3 Harfli Kelimeler

AZA

2 Harfli Kelimeler

AZ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ALAZA

  1. [isim, ağızlardan] Dökülen tohumlarla ertesi yıl kendiliğinden çıkan tahıl, soğan vb
AZAMİ

Kelime Kökeni: Arapça aʿẓamī

  1. [sıfat] En çok, en üst, en büyük, en yüksek (derece, nicelik); maksimum, maksimal
    • "Ben azami derecede haşarı ve uçarı bir çocuktum." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [matematik] Bakınız maksimum
PLAZA

Kelime Kökeni: İspanyolca plaza

  1. [isim] Bakınız iş merkezi
    • "Artık etrafımızda her yerde gökdelenler, plazalar, lüks siteler, rezidanslar dolmuştur." (Nevzat Keleş)
NAZAR

Kelime Kökeni: Arapça naẓar

  1. [isim] Belli kimselerde bulunduğuna inanılan, kıskançlık veya hayranlıkla bakıldığında insanlara, eve, mala mülke hatta cansız nesnelere kötülük verdiğine inanılan uğursuzluk; göz
  2. [eskimiş] Bakış, bakma, göz atma
    • "İlk nazarda mağrur, azametli tesirini veriyor." (Sermet Muhtar Alus)
YAZAR

  1. [isim] Bilim, edebiyat, sanat alanlarında kitap yazan veya kitap hazırlayan, bir eseri ortaya koyan ve eserin sahibi olan kimse; kalem erbabı, musannif, müellif
    • "Her tarih eseri, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak yazarın hayat tecrübesine bağlıdır." (Cemil Meriç)
  2. Özellikle gazete ve dergilerde herhangi bir konuda yazı yazan kimse; kalem, kalem erbabı, yazıcı, muharrir, müellif
  3. [sıfat] Yazma özelliği olan
BAZAL

Kelime Kökeni: Fransızca basal

  1. [sıfat, kimya] Bazı çok olan (tuz)
  2. Bazın özelliklerini taşıyan (madde)
HAZAR

  1. [isim] VI-X. yüzyıllar arasında Hazar Denizi'nin ve Kafkasların kuzeyinde yaşamış bir Türk boyu veya bu boydan olan kimse
NAZAL

Kelime Kökeni: Fransızca nasal

  1. [sıfat, dil bilgisi] Bakınız genizsil
MAZAK

  1. [isim, hayvan bilimi] Kırlangıç balığıgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Marmara Denizi'nde yaşayan, kırmızı renkli, lezzetli bir balık (Trigla lineata)
PAZAR

Kelime Kökeni: Farsça bāzār

  1. [isim] Satıcıların belirli günlerde mallarını sattıkları geçici yer
    • "Perşembe pazarı. Salı pazarı."
  2. Belli bir şeyin satıldığı yer; piyasa
    • "Balık pazarı."
  3. Bakınız alışveriş
    • "Allah hayırlı pazar versin."
  4. Cumartesi ile pazartesi arasındaki gün
    • "Pazar sabahı odalarına çay istemişlerdi." (Yusuf Atılgan)
GAZAP

Kelime Kökeni: Arapça ġażab

  1. [isim] Bakınız öfke
    • "En önde Tevfik, en arkada cüce, birbirinin ayaklarına basarak Emine'nin gazabından sokağa fırladılar, karanlıkta birdenbire kayboldular." (Halide Edip Adıvar)
HAZAN

Kelime Kökeni: Farsça ḫazān

  1. [isim] Bakınız sonbahar
    • "Teselliden nasibim yok hazan ağlar baharımda." (Mehmet Akif Ersoy)
GAZAL

Kelime Kökeni: Arapça ġazāl

  1. [isim, eskimiş, hayvan bilimi] Bakınız ceylan
SAZAK

  1. [isim, coğrafya] Kuvvetli esen rüzgâr
    • "Ne yaman esiyor Şad'ın sazağı / Kahpe felek bize kurdu tuzağı" (Halk türküsü)
  2. Bataklık, sazlık alan
  3. [bitki bilimi] Bakınız mersin
SAZAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Sazangillerden, Avrupa, Asya ve Amerika'nın tatlı sularında yaşayan, sırt yüzgeci uzun, eti beğenilen kılçıklı bir balık (Cyprinus carpio)
  2. [argo] Kolay kandırılan, aldatılabilen kimse
AZADE

Kelime Kökeni: Farsça āzāde

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız serbest
  2. Bakınız özgür
    • "Elli yıldır şu ömür kervanının yolcusuyum / Öyle her yoldaşı sevmezse de azade huyum" (İbrahim Alâeddin Gövsa)
  3. Her türlü bağdan kurtulmuş, yakasını sıyırmış olan
  4. [zarf] Bir şeyden uzak bir biçimde
    • "Bu tapınak, şehirden uzak, hayatın gürültüsünden azade, tam bir rahatlık içinde bulunuyor." (Adnan Özyalçıner)
KAZAK

  1. [isim] Kazakistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse
  2. Güney Rusya'da yaşayan Slavlaşmış bir topluluk ve bu topluluktan olan kimse
KAZAN

  1. [isim] Çok miktarda yemek pişirmeye veya bir şey kaynatmaya yarayan büyük, derin kap
    • "Koca bir kazan patates kaynattık." (Aka Gündüz)
  2. Buhar makinelerinde, kalorifer tesisatında, suyun kaynatıldığı büyük derin kap
    • "Kazan patladı."
KAZAZ

Kelime Kökeni: Arapça ḳazzāz

  1. [isim, eskimiş] Ham ipeği iplik ve ibrişim durumuna getiren kimse
ABAZA

  1. [isim] Gürcistan’ın kuzeybatısında, Karadeniz’in doğusunda yaşayan halktan veya bu halkın soyundan olan kimse; Abhaz
  2. [sıfat] Bu kimselere özgü olan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü