İçinde at olan 8 harfli 579 kelime var. İçerisinde AT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında at olan kelimeler listesine ya da Sonu at ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
A T Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FIRLATIŞ
-
-
[isim]
Fırlatma işi veya biçimi
-
[isim]
Fırlatma işi veya biçimi
- HAŞVİYAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sözde ve yazıda gereksiz olan bölümler
-
[isim]
Sözde ve yazıda gereksiz olan bölümler
- KAFATASI
-
-
[isim]
İnsanda ve omurgalılarda içinde beyin bulunan, başın kemik bölümü, kafa içi
-
[isim]
İnsanda ve omurgalılarda içinde beyin bulunan, başın kemik bölümü, kafa içi
- BAŞLATIŞ
-
-
[isim]
Başlatma işi veya biçimi
-
[isim]
Başlatma işi veya biçimi
- ÇITLATIŞ
-
-
[isim]
Çıtlatma işi veya biçimi
-
[isim]
Çıtlatma işi veya biçimi
- PASLATMA
-
-
[isim]
Paslatmak işi veya durumu
-
[isim]
Paslatmak işi veya durumu
- SAPLATMA
- ...
- SOSYOPAT
- ...
- EVLATSIZ
-
-
[sıfat]
Evladı olmayan
- "Kadınları dul, çocukları yetim, aileleri evlatsız bırakmadık." (Çetin Altan)
-
[sıfat]
Evladı olmayan
- ORATORYO
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun ögesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik eseri
- "Yunus Emre oratoryosu."
-
[isim]
Solo sesler, koro ve orkestra için yazılmış, oyun ögesi bulunmayan, kutsal nitelikte müzik eseri
- SATTIRMA
-
-
[isim]
Sattırmak işi
-
[isim]
Sattırmak işi
- BERHAYAT
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Hayatta olan, canlı, yaşayan (kimse)
- "Şu ilan gazetede çıkmasaydı, babası onun İstanbul'da berhayat olduğunu öğrenmeyecekti." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Hayatta olan, canlı, yaşayan (kimse)
- SATAŞKAN
-
-
[sıfat]
Sataşan, saldırgan, mütecaviz
-
[sıfat]
Sataşan, saldırgan, mütecaviz
- ÇATKILIK
-
-
[isim]
Çift öküzlerini birbirlerine bağlayan çifte boyunduruklu ağaç
-
[isim]
Çift öküzlerini birbirlerine bağlayan çifte boyunduruklu ağaç
- İMALATÇI
-
-
[isim]
İmalat yapan kimse
-
[isim]
İmalat yapan kimse
- IRGATLIK
-
-
[isim]
Irgat olma durumu, rençperlik
- "İnsan ırgatlık eder, gene ekmeğini çıkarır, derler." (Memduh Şevket Esendal)
-
[isim]
Irgat olma durumu, rençperlik
- DOGMATİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi), inaksal
-
[isim]
Felsefe ve din dogmalarının mantıksal ve sıralı bir yolla ortaya konuluşu
-
[sıfat]
Deney bilgisini, deneye dayanan kanıtları hiçe sayarak kanılarını inanç öğretilerinden çıkaran (düşünce biçimi), inaksal
- HİLKATEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Yaradılıştan
-
[zarf]
Yaradılıştan
- PROMÖNAT
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Gezinti yeri
- "Denizden kazanılan bu alanın otuz metresi bir promönat, elli metresi de yeşil alan olacak." (Haldun Taner)
-
[isim]
Gezinti yeri
- ALDATMAK
-
-
[-i]
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak
- "Genç kızı aldatmak için dil dökmeye başlamıştır." (Peyami Safa)
-
Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak
- "Üç defadır bu yezit beni aldatıyor." (Burhan Felek)
-
Birine verilen sözü tutmamak
- "Arkadaş bizi aldattı, toplantıya gelmedi."
-
Yalan söylemek
-
Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek
- "Dekor, tarihî esvap gözleri aldatıyor." (Yahya Kemal Beyatlı)
-
Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek
-
Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek
-
Oyalamak, avutmak
-
[-i]
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak