İçinde at olan 8 harfli 579 kelime var. İçerisinde AT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında at olan kelimeler listesine ya da sonu at ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

At Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T

2 Harfli Kelimeler

AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TONİLATO

Kelime Kökeni: İtalyanca tonnellata

  1. [isim, denizcilik] Gemilerin alabileceği yükü belirtmekte kullanılan, bir tona eşit birim
    • "Bu gemi iki bin tonilatodan fazla alamaz."
AKÇAABAT

  1. [isim] Trabzon iline bağlı ilçelerden biri
FANATİZM

Kelime Kökeni: Fransızca fanatisme

  1. [isim] Bakınız bağnazlık
    • "Aile fanatizmi de bir başka bencillik tezahürüdür." (Haldun Taner)
ZİRAATÇI

  1. [isim] Bakınız tarımcı
    • "Aslında ben banka memuru değil de ziraatçı, seracı, botanikçi ya da onun gibi bir şey olmak istiyordum." (Sibel Öz)
TEZATLIK

  1. [isim] Tezat olma durumu
DAMLATIŞ

  1. [isim] Damlatmak işi
KATLAYIŞ

  1. [isim] Katlamak işi
KOKLATMA

  1. [isim] Koklatmak işi
TENKİSAT

Kelime Kökeni: Arapça tenḳīṣāt

  1. [isim, eskimiş] Eksiltmeler
    • "Elçilik kadrolarında tenkisat yapılacağından söz ediliyor." (Attilâ İlhan)
ÇATLATIŞ

  1. [isim] Çatlatmak işi
KATEGORİ

Kelime Kökeni: Fransızca catégorie

  1. [isim] Aralarında herhangi bir bakımdan ilgi veya benzerlik bulunan şeylerin tamamı; grup, ulam
  2. [felsefe, mantık] Bakınız ulam
MUSALLAT

Kelime Kökeni: Arapça musallaṭ

  1. [sıfat] Bir kimse veya şeyin üzerine bıktıracak kadar düşen (kimse)
TAKSİMAT

Kelime Kökeni: Arapça taḳsīmāt

  1. [isim] Bölme, bölüştürme işleri
  2. [eskimiş] Bölüntüler
    • "Bu evin içine hiç girmedim, taksimatını bilmem." (Orhan Seyfi Orhon)
ALDATMAK

  1. [-i] Beklenmedik bir davranışla yanıltmak
    • "Ama bu münferit hayranlıklar aldatmamalı bizi." (Cemil Meriç)
  2. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak
    • "Üç defadır bu yezit beni aldatıyor." (Burhan Felek)
  3. Birine verilen sözü tutmamak
    • "Arkadaş bizi aldattı, toplantıya gelmedi."
  4. Yalan söylemek
  5. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek
    • "Dekor, tarihî esvap gözleri aldatıyor." (Yahya Kemal Beyatlı)
  6. Yanlış yapmaya yöneltmek; kandırmak
    • "Genç kızı aldatmak için dil dökmeye başlamıştır." (Peyami Safa)
  7. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek
  8. Olmayacak bir şeyle oyalamak
MENHİYAT

Kelime Kökeni: Arapça menhiyyāt

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Dinin yapılmasını yasakladığı şeyler
EVLATLIK

  1. [isim] Evlat olma durumu
  2. Küçük yaşta aileye alınıp yetiştirilen kimse
    • "Dilinin epeyce düzgün olduğuna bakılırsa herhâlde şehirde bir efendi yanında evlatlık kalmış olacaktı." (Sabahattin Ali)
  3. [hukuk] Birinin yasalara uygun olarak evlat edindiği kimse; manevi evlat
FIRSATÇI

  1. [isim] Fırsatları iyi değerlendiren, fırsat kollayan kimse
  2. Duruma göre davranan, içinde bulunduğu şartları değerlendirmeyi bilen kimse; oportünist
MASLAHAT

Kelime Kökeni: Arapça maṣlaḥat

  1. [isim, eskimiş] Önemli iş, mesele
  2. [kaba konuşmada] Bakınız erkeklik organı
NATIKALI

  1. [sıfat] Düzgün ve iyi konuşan
MAGMATİK

Kelime Kökeni: Fransızca magmatique

  1. [sıfat, jeoloji] Magma ile ilgili; magmasal
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü