İçinde at olan 7 harfli 447 kelime var. İçerisinde AT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında at olan kelimeler listesine ya da sonu at ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

At Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A T

2 Harfli Kelimeler

AT, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İMDATÇI

  1. [isim] İmdada gelen, yardıma koşan kimse
    • "Gözlerinden akan yaş mıdır / İmdatçı gelmedi kış mıdır" (Halk türküsü)
ITTIRAT

Kelime Kökeni: Arapça iṭṭirād

  1. [isim, eskimiş] Birbirini izleme, birbiri arkasından gelme, düzenli sıralanma
  2. Aynı düzende sürekli devam etme, yeknesak olma
TATBİKİ

Kelime Kökeni: Arapça taṭbīḳī

  1. [sıfat] Bakınız uygulamalı
LATİNCE

  1. [isim] Latinlerin kullandığı dil
  2. [sıfat] Bu dille yazılmış olan
BATARYA

Kelime Kökeni: İtalyanca batteria

  1. [isim, askerlik] En küçük topçu birliği
    • "Altmış bataryanın dünyayı sarsan sesi arasında bir tek ses daha yükseliyor." (Aka Gündüz)
  2. [askerlik] Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası
    • "Sancak bataryası. İskele bataryası."
  3. Bakınız pil
  4. [teknik] Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım
    • "Elektrik bataryası. Musluk bataryası."
HAREKAT

Kelime Kökeni: Arapça ḥarekāt

  1. [isim, eskimiş] Davranışlar, işler
  2. [askerlik] Belli bir amaç gözetilerek bir askerî birliğe yaptırılan manevra, çarpışma, çevirme, kovalama vb. işler
    • "Askerî harekâtın durmasına neden olan gerekçelerden birisi, harekât başladığı gün vuku bulan bir huzursuzluk sebebiyle cephe komutanının Erzurum’a dönmek durumunda kalmasıdır." (Mustafa Zenginbaş)
KATIKÇI

  1. [isim] Süt ürünleri satan kimse
  2. Süt ürünleri satılan dükkân
    • "Fırınlar, katıkçı dükkânları, helvacı dükkânları, aşçılar, kebapçılar, fırın kebapçıları, lokantalar." (Ahmet Sefa Odabaşı)
KALAFAT

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, denizcilik] Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi
    • "Kalafatın tokmak gürültüsü ve denize uzayan zift kokusu arasından yol aldım ve tenha yollara saptım." (Halikarnas Balıkçısı)
  2. Bakınız kalafatçı (I)
    • "Kalafat olta kutusunu çıkarmış, söylene söylene paslı bir teneke kutunun içindeki zokaları muayene ediyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [mecaz] Onarma, tamir etme
BAHARAT

Kelime Kökeni: Arapça bahārāt

  1. [isim] Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler; bahar (II)
    • "Alttan alta, keskin bir baharat kokusu hissediliyor." (Attilâ İlhan)
RUHİYAT

Kelime Kökeni: Arapça rūḥiyyāt

  1. [isim, eskimiş] Bakınız psikoloji
    • "Ben Avrupa'nın püriten papazlarıyla rekabet eden ruhiyat büyücülerinden değilim." (Peyami Safa)
  2. Psikolojik durum
    • "Sürgünde ruhiyat bozulmuştu ya, bir türlü toparlanamamış." (Ayşe Kulin)
NEGATİF

Kelime Kökeni: Fransızca négatif

  1. [sıfat] Bakınız olumsuz
    • "Onun bu kadar yardımcı yaklaşımına negatif bir cevap vermek istemiyordu." (Nermin Bezmen)
  2. [matematik] Bakınız eksi, pozitif karşıtı
  3. [isim] Gerçekteki aydınlık ve karanlık bölümleri tersine gösteren fotoğraf camı veya filmi
    • "Bütün mahzuru, otuz altı film bitmeden negatifi çıkaramıyorsunuz." (Haldun Taner)
ARZİYAT

Kelime Kökeni: Arapça arżiyyāt

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yer bilimi
    • "Hayvanat, nebatat, arziyata dair eski kitaplarımızda ne kadar malumat bulabilmek imkânı var?" (Ziya Gökalp)
SELATİN

Kelime Kökeni: Arapça selāṭīn

  1. [isim] Sultanlar
HURUFAT

Kelime Kökeni: Arapça ḥurūfāt

  1. [isim, eskimiş] Harfler
  2. Basımda, baskı işinde kullanılan metal vb. bir maddeden yapılmış harf, rakam veya başka işaret kalıpları
  3. Dizgi işinde kullanılan harf türlerinin bütünü
    • "Hurufatı zengin bir basımevi."
MEVZUAT

Kelime Kökeni: Arapça mevżūʿāt

  1. [isim] Bir ülkede yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb.nin bütünü
    • "Mahkemenin hangi süre içinde başlaması gerektiğine dair bir kayıt da yoktu mevzuatta." (Çetin Altan)
  2. [eskimiş, ticaret] İçine ticaret malı konulan sandık, çuval, teneke vb
SARAHAT

Kelime Kökeni: Arapça ṣarāḥat

  1. [isim] Bakınız belginlik
    • "Hazırladığınız raporlarınızda bu konuda hiçbir sarahat yok." (Osman Aysu)
SATILIK

  1. [sıfat] Satışa çıkarılmış olan
    • "Satılık ev."
BOYABAT

  1. [isim] Sinop iline bağlı ilçelerden biri
PATOLOG

Kelime Kökeni: Fransızca pathologue

  1. [isim, tıp] Özellikle patoloji ile uğraşan doktor
RÜSUBAT

Kelime Kökeni: Arapça rusūbāt

  1. [isim] Oluştuğu yerden çökeldiği yere kadar suda asılı hâlde veya tabanda sürüntü maddesi olarak su tarafından taşınan katı maddeler
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü