İçinde at olan 7 harfli 447 kelime var. İçerisinde AT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında at olan kelimeler listesine ya da sonu at ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
At Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İMDATÇI
-
-
[isim]
İmdada gelen, yardıma koşan kimse
- "Gözlerinden akan yaş mıdır / İmdatçı gelmedi kış mıdır"
-
[isim]
İmdada gelen, yardıma koşan kimse
- ITTIRAT
-
Kelime Kökeni: Arapça iṭṭirād
-
[isim, eskimiş]
Birbirini izleme, birbiri arkasından gelme, düzenli sıralanma
-
Aynı düzende sürekli devam etme, yeknesak olma
-
[isim, eskimiş]
Birbirini izleme, birbiri arkasından gelme, düzenli sıralanma
- TATBİKİ
-
Kelime Kökeni: Arapça taṭbīḳī
-
[sıfat]
Bakınız uygulamalı
-
[sıfat]
Bakınız uygulamalı
- LATİNCE
-
-
[isim]
Latinlerin kullandığı dil
-
[sıfat]
Bu dille yazılmış olan
-
[isim]
Latinlerin kullandığı dil
- BATARYA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca batteria
-
[isim, askerlik]
En küçük topçu birliği
- "Altmış bataryanın dünyayı sarsan sesi arasında bir tek ses daha yükseliyor."
-
[askerlik]
Savaş gemilerinde borda topları ve bunların bulunduğu güverte parçası
- "Sancak bataryası. İskele bataryası."
-
Bakınız pil
-
[teknik]
Birkaç aygıtın bir araya getirilerek belirli bir biçimde eklenmesinden oluşan takım
- "Elektrik bataryası. Musluk bataryası."
-
[isim, askerlik]
En küçük topçu birliği
- HAREKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarekāt
-
[isim, eskimiş]
Davranışlar, işler
-
[askerlik]
Belli bir amaç gözetilerek bir askerî birliğe yaptırılan manevra, çarpışma, çevirme, kovalama vb. işler
- "Askerî harekâtın durmasına neden olan gerekçelerden birisi, harekât başladığı gün vuku bulan bir huzursuzluk sebebiyle cephe komutanının Erzurum’a dönmek durumunda kalmasıdır."
-
[isim, eskimiş]
Davranışlar, işler
- KATIKÇI
-
-
[isim]
Süt ürünleri satan kimse
-
Süt ürünleri satılan dükkân
- "Fırınlar, katıkçı dükkânları, helvacı dükkânları, aşçılar, kebapçılar, fırın kebapçıları, lokantalar."
-
[isim]
Süt ürünleri satan kimse
- KALAFAT
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi
- "Kalafatın tokmak gürültüsü ve denize uzayan zift kokusu arasından yol aldım ve tenha yollara saptım."
-
Bakınız kalafatçı (I)
- "Kalafat olta kutusunu çıkarmış, söylene söylene paslı bir teneke kutunun içindeki zokaları muayene ediyordu."
-
[mecaz]
Onarma, tamir etme
-
[isim, denizcilik]
Geminin kaplama tahtaları arasını üstüpü ile doldurup ziftleyerek su geçirmez duruma getirme işi
- BAHARAT
-
Kelime Kökeni: Arapça bahārāt
-
[isim]
Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler; bahar (II)
- "Alttan alta, keskin bir baharat kokusu hissediliyor."
-
[isim]
Yiyecek ve içeceklere hoş koku ve tat vermek için kullanılan tarçın, karanfil, zencefil, karabiber vb. maddeler; bahar (II)
- RUHİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça rūḥiyyāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız psikoloji
- "Ben Avrupa'nın püriten papazlarıyla rekabet eden ruhiyat büyücülerinden değilim."
-
Psikolojik durum
- "Sürgünde ruhiyat bozulmuştu ya, bir türlü toparlanamamış."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız psikoloji
- NEGATİF
-
Kelime Kökeni: Fransızca négatif
- ARZİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça arżiyyāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yer bilimi
- "Hayvanat, nebatat, arziyata dair eski kitaplarımızda ne kadar malumat bulabilmek imkânı var?"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yer bilimi
- SELATİN
-
Kelime Kökeni: Arapça selāṭīn
-
[isim]
Sultanlar
-
[isim]
Sultanlar
- HURUFAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥurūfāt
-
[isim, eskimiş]
Harfler
-
Basımda, baskı işinde kullanılan metal vb. bir maddeden yapılmış harf, rakam veya başka işaret kalıpları
-
Dizgi işinde kullanılan harf türlerinin bütünü
- "Hurufatı zengin bir basımevi."
-
[isim, eskimiş]
Harfler
- MEVZUAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mevżūʿāt
-
[isim]
Bir ülkede yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb.nin bütünü
- "Mahkemenin hangi süre içinde başlaması gerektiğine dair bir kayıt da yoktu mevzuatta."
-
[eskimiş, ticaret]
İçine ticaret malı konulan sandık, çuval, teneke vb
-
[isim]
Bir ülkede yürürlükte olan yasa, tüzük, yönetmelik vb.nin bütünü
- SARAHAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣarāḥat
-
[isim]
Bakınız belginlik
- "Hazırladığınız raporlarınızda bu konuda hiçbir sarahat yok."
-
[isim]
Bakınız belginlik
- SATILIK
-
-
[sıfat]
Satışa çıkarılmış olan
- "Satılık ev."
-
[sıfat]
Satışa çıkarılmış olan
- BOYABAT
-
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Sinop iline bağlı ilçelerden biri
- PATOLOG
-
Kelime Kökeni: Fransızca pathologue
-
[isim, tıp]
Özellikle patoloji ile uğraşan doktor
-
[isim, tıp]
Özellikle patoloji ile uğraşan doktor
- RÜSUBAT
-
Kelime Kökeni: Arapça rusūbāt
-
[isim]
Oluştuğu yerden çökeldiği yere kadar suda asılı hâlde veya tabanda sürüntü maddesi olarak su tarafından taşınan katı maddeler
-
[isim]
Oluştuğu yerden çökeldiği yere kadar suda asılı hâlde veya tabanda sürüntü maddesi olarak su tarafından taşınan katı maddeler